Haber ve Fotoğraflar: Hüseyin İşlek

Berlin’de 300 Yıllık Türk İzleri Gün Yüzüne Çıktı: ADD Berlin’den Edebiyat ve Tarih Yolculuğu.

Berlin’de Türk tarihinin ve edebiyatının az bilinen 300 yıllık köklü geçmişi, Berlin-Brandenburg Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD Berlin) tarafından düzenlenen anlamlı bir etkinlikle mercek altına alındı. “Türk Edebiyatında Berlin” başlıklı söyleşide; şair, yazar ve çevirmen Gültekin Emre, Türklerin Berlin’deki tarihsel varlığını ve kentin Türk edebiyatındaki silinmez izlerini belge ve örneklerle anlattı. Etkinlik, yoğun katılım ve büyük ilgiyle gerçekleşti.

ADD Berlin Başkanı Olcay Başeğmez’den Birlik ve Dayanışma Mesajı

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan ADD Berlin Başkanı Olcay Başeğmez, Gültekin Emre’nin Berlin’deki Türk tarihini kitaplaştırarak kültürel hafızaya önemli bir katkı sunduğunu vurguladı. Başeğmez, Türkiye’nin laik, sosyal ve hukuk devleti yapısının korunması için yurt dışında yaşayan yurttaşlara da önemli sorumluluklar düştüğünü belirterek, Atatürk ilke ve devrimleri etrafında kenetlenme çağrısı yaptı.

“Berlin’de Türk Tarihi 1961’de Değil, 1701’de Başladı”

Söyleşide söz alan Gültekin Emre, Berlin’deki Türk varlığının yalnızca 1961 işçi göçüyle sınırlı olduğu algısının gerçeği yansıtmadığını söyledi. Türk-Alman ilişkilerinin resmi olarak 1701 yılında başladığını hatırlatan Emre, 1764’te Ahmet Resmi Efendi’nin Berlin’e büyükelçi olarak gelişiyle diplomatik ilişkilerin kurumsallaştığını aktardı. Emre ayrıca, Osmanlı döneminden itibaren Berlin’de iz bırakan Türk diplomatlar, öğrenciler ve sanatçılar hakkında dikkat çekici tarihsel bilgiler paylaştı.

Türk Edebiyatının Berlin Durakları

Emre, Türk edebiyatının önemli isimlerinin Berlin’le olan bağlarını da kapsamlı biçimde ele aldı. Mehmet Akif Ersoy’un 1915 yılında kaleme aldığı Berlin şiirinden, Sabahattin Ali’nin bu kentte geçirdiği yıllara kadar pek çok edebi durak dinleyicilerle paylaşıldı. Emre, “Kürk Mantolu Madonna”nın ruhunun Berlin’de şekillendiğini vurgulayarak, kentin Türk edebiyatındaki ilham kaynağı rolüne dikkat çekti.

Nazım Hikmet’in Berlin İzleri

Konuşmada, dünya çapında tanınan şair Nazım Hikmet’e de özel bir bölüm ayrıldı. Emre, Nazım Hikmet’in Berlin’de yazdığı “Berlin Mektubu”, “Berlin’de Kar” ve “Karanlıkta Kar Yağıyor” şiirlerinin, şairin gurbet duygusunu ve Berlin’e bakışını yansıtan güçlü edebi belgeler olduğunu ifade etti. Bu eserlerin, Berlin’deki Türk kültürel mirasının en önemli göstergeleri arasında yer aldığı belirtildi.

Kültürel Hafızaya Sahip Çıkma Çağrısı

Gültekin Emre, Berlin’de Türk aydınlarının yaşadığı veya iz bıraktığı mekânlarda anma tabelalarının bulunmamasını eleştirerek, özellikle Adlon Otel gibi simgesel mekânlarda Türk tarihine dair izlerin görünür kılınması gerektiğini söyledi. Emre, arşivini Berlin’de kurulan Türkiye Arşiv Müzesi’ne bağışladığını açıklayarak, tarihsel belgelerin korunmasının önemine dikkat çekti.

Etkinlik, Berlin’deki Türk toplumunun yalnızca bir işçi göçü hikâyesinden ibaret olmadığını; 300 yıllık diplomasi, kültür ve edebiyat geçmişine sahip köklü bir tarih taşıdığını bir kez daha ortaya koydu.