Almanya’da İslamofobi ve ırkçılıkla mücadele, son yıllarda yaşanan saldırılar ve artan nefret suçlarıyla birlikte yeniden kamuoyunun gündemine taşınıyor. Sosyal Demokrat Parti Federal Meclis Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, 15 Mart Uluslararası İslamofobi ile Mücadele Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Almanya’nın bu alandaki sorumluluğuna dikkat çekti.

Birleşmiş Milletler tarafından 2022 yılında ilan edilen 15 Mart Uluslararası İslamofobi ile Mücadele Günü, dünya genelinde artan İslam karşıtı nefret ve ayrımcılığa karşı farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. Bu tarih, 15 Mart 2019’da Christchurch kentinde iki camiye düzenlenen ve 51 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısının ardından kabul edilmişti.

Almanya’da İslamofobi: Soyut Değil, Somut Bir Tehdit

Karaahmetoğlu, Almanya’da İslamofobinin yalnızca teorik bir kavram olmadığını, aksine doğrudan şiddet olaylarına dönüşen ciddi bir toplumsal sorun olduğunu vurguladı. Ülkenin yakın geçmişi, İslam karşıtı saldırıların ağır sonuçlarını gözler önüne seriyor.

2019’daki Christchurch saldırısından kısa süre sonra, 19 Şubat 2020’de Hanau kentinde gerçekleştirilen ırkçı saldırıda 9 göçmen kökenli kişi hayatını kaybetti. Yine 2009 yılında Dresden’de, Mısırlı Marwa El-Sherbini bir mahkeme salonunda İslam düşmanı bir saldırgan tarafından öldürüldü.

Ayrıca Almanya tarihine damga vuran Nasyonal Sosyalist Yeraltı terör örgütü, yıllarca göçmenleri hedef alarak 10 kişiyi katletti ve ülkede derin bir travmaya yol açtı.

Rakamlar Tehlikenin Boyutunu Gösteriyor

Mediendienst Integration verilerine göre, yalnızca 2025 yılında Almanya’da İslam düşmanlığı kaynaklı 1.328 suç vakası kayıtlara geçti. Bu suçlar arasında fiziksel saldırılar, hakaretler, nefret propagandası ve mala zarar verme gibi ciddi vakalar yer alıyor.

Bu veriler, İslamofobinin Almanya’da günlük hayatın içinde hissedilen bir gerçek olduğunu ortaya koyuyor. Ayrımcılık; iş başvurularının reddedilmesi, konut arayışında karşılaşılan engeller veya kamusal alanda maruz kalınan sözlü saldırılar şeklinde kendini gösterebiliyor.

“Sessiz Kalmayın” Çağrısı

Milletvekili Karaahmetoğlu, 15 Mart vesilesiyle tüm devlet kurumlarına ve demokratik sivil toplum kuruluşlarına çağrıda bulunarak, nefret suçları ve ayrımcılığa karşı daha güçlü ve net bir duruş sergilenmesi gerektiğini belirtti.

İslamofobiyle mücadelenin yalnızca belirli günlerde değil, yılın her döneminde kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Karaahmetoğlu, toplumsal barış ve birlikte yaşam kültürünün ancak bu şekilde korunabileceğinin altını çizdi.