Yaşamımda ne zaman ve hangi örgütlere üye oldum ve üyesi olduğum o örgütlerde hangi görevleri üslendim konusunda yazmadan önce; „Örgüt nedir? Örgütlülük nedir? “sorularına bir açıklık getirmeliyim.

Dil Derneği’nin sözlüğünde bu soruların yanıtı şöyle:
Örgüt: Ortak bir amaç ya da eylemi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların ya da kişilerin oluşturduğu birlik, bir kuruluşa bağlı alt bölümlerin tümü açıklaması var.

Örgüt işleriyle uğraşanlara örgütçü, örgüt kurma işine örgütçülük, örgüt üyeliğine de örgütlülük diyor sözlük.

1966 yılının eylül ayına kadar hiçbir örgüte üye değildim.

1966 Eylül’ünde öğrencisi olduğum Gazi Eğitim Enstitüsü öğrenci derneği üyeliğiyle başladı benim örgütlülüğüm.

1968 /69 öğretim yılından başlayarak, 12 Eylül Cuntası yasaklayıncaya değin TÖS ve TÖB-DER üyesiydim.
1972 yılında, bir seçim dönemi, Ceyhan TÖB-DER başkanlığı görevindeydim.

1975/76 – 1976/77 yılları arasında Bursa TÖB-DER üyesiydim.

1977 ekiminde; II. Milliyetçi Cephe Koalisyonu döneminde, Batı Berlin’deki çocuklarımıza TÜRKÇE ve TÜRK KÜLTÜRÜ DERSLERİ öğretmeni olarak geldim ya da gönderildim Almanya’ya.

Batı Berlin Eğitim Müşaviri; onun deyimiyle, o yıl solcuların kurdukları HDB – HALKÇI DEVRİMCİ BİRLİĞİ AVRUPA FEDERASYONU’nu hakkında bilgilendirdi bizi ve söyledi.

O örgüte savaş açtığını da belirterek, aynen buraya yazdığım gibi, “Beni seven arkamdan gelsin! “ komutunu verdi bize.

„Madem ki bu örgütü solcular kurmuşlar, benim bu örgütü ve örgüt üyelerini tanımam zorunludur.“ düşüncesiyle gittim, örgütü buldum, örgüt yöneticileriyle tanıştım.

Ama; Milliyetçi Cephe Koalisyonu tarafından gönderilen bir devlet görevlisi olmam nedeniyle, örgüt yöneticilerinin önyargılarını, Batı Berlin’den Bavyera’ya aktarılmama değin değiştiremedim.

Berlin’deki yol arkadaşlarımın benimle ilgili önyargıları pek fazla değişmedi, federasyonda ve üye derneklerde etkin görevler için adaylığımı açıkladığımda bu önyargılarını değiştirmediklerini, çok açık biçimde, gösterdiler.

2026 yılına geldiğimiz 49 yıllık bir geçmişe karşın bu tavırlarında bir değişiklik olmadığı kanısı ya da inancı var bende.

Bu önyargının güçlenmesine, örgütte kariyer hesapları olan, en yakınımdaki kişilerin katkıları olduğunu da biliyorum.

1979/80 öğretim yılından 1985/86 öğretim yılına kadar, Bavyera Eyaleti’nin Yukarı Bavyera yönetiminin sözleşmeli elemanı olarak çalıştığım yıllarda Eğitim ve Bilim Sendikası-GEW içinde örgütlüydüm. Sendikanın Yabancı Öğretmenler Çalışma Gurubu’nda etkin görevler üslendim.

1985 eylülünde, Bavyera; çalıştığım kentin eğitim müdürünün yüzüme söylediği, „Wir kennen Sie Herr Arslan. Sie sind ein schwarze Kommunist! / Sizi tanıyoruz Arslan Bey. Siz kara bir komunistsiniz! “gerekçesiyle sözleşmem, yargı kararı olmasına karşın, uzatılmadı.

Üyesi olduğum GEW’nin yardımıyla, 2012 şubatında emekli oluncaya değin, Hessen Eyaleti’nde sürdürdüm öğretmenlik mesleğimi.

Emekli olduktan sonra sendika üyeliğimi sonlandırdım.

1986 yılında kurduğumuz TSD – FRANKFURT e. V.‘da 2026 yılının ocak ayında sonlandırıncaya değin, 2025 ekim ayının son gününde kaybettiğim eşitim Neşe Arslan’la birlikte örgütün üyesiydik ve örgütte çeşitli görevler üslendik.

2026 yılında özel nedenlerle, örgütten ayrılma kararı aldım.

Alman bir meslektaşım beni „Unheilbare Sozialdemokrat / Sağaltımı olanaksız sosyaldemokrat “ olarak nitelemişti.

Sağaltımı olanaksız sosyaldemokratlığım sürüyor. Bu nedenle dernekten ayrılmama karşın HDF’e üyelik başvurusu yaptım. Örgütlülüğümü orada sürdüreceğim.

Frankfurt’ta SPD’ye üye oldum. Ancak; eften püften nedenlerle parti üyeliğimi sonlandırdı. Ben de üstünde durmadım doğrusu.

CHP – Bursa İli, Osmangazi İlçesi Örgütü’nün üyesiyim.

ÇYDD Bursa Örgütü’nde de üyeyim.

Kendimle ilgili bir özel durumu da not olarak düşeyim buraya.

Türkiye Sinema ve Tiyatrosu’nun ünlü adlarından, bir beyaz ata binerek giden güzel insanlardan biri olan Yaman Okay’ın bir sözüyle düşeyim bu notu.

Kendisine parası olup olmadığını soran birine; „Benim yaşamım arkadaşlarıma bana borç olarak verebileceğin paran var mı diye sorarak geçti!“ demişti.

Benim de hiç param olmadı. Arkadaşlarımdan borç paralar aldım. Vaktinde ödeyemedim. Bana borç verenler paralarını vaktinde alamayınca en yakınımdaki birini araya soktular zaman zaman.

O; en yakınımdaki, her sırrımı bilen kişi, bugünlerde benim bu yumuşak karnımı deşmek isteyebilir.

Yapar da, geçmişte bunu yaptığını biliyorum.

Önünü almış olayım…

BU CAN BU TENDE DURDUKÇA NE EZENİN NE DE EZLENİN OLDUĞU, İNSANCA VE HAKÇA BİR DÜZEN İÇİN, KARINCA KARARINCA ÇALIAŞACAĞIMDAN KİMSE KUŞKU DUYMASIN!
GENÇLİK YILLARIMIZDA SINIFSIZ VE SINIRSIZ BİR DÜNYA ÜTOPİMİZ VARDI…
ÜÇ ÇEYREK ASRI GERİDE BIRAKTIĞIM ŞU YAŞIMDA DA O ÜTOPİNİN GERÇEKLEŞMESİ SAVAŞIMINDA OLACAĞIM…
BUNLARI YAZMASAM OLMAZDI…