Mine Kırıkkanat Kanadını altı oktan birinin kırdığını sanmaya devam ettikçe, ne ondaki kırık kanat acısı, ne de CHP’de birlik oldukça, sancısı diner. Başarısız olduğu her hamleyi” cehalette” bağlamaya devam mı edeceksin? Kılı kırk yararak, kırık kanatlara merhem olma vaadiyle dehlizlerde üretilenler ürün olmaktan öteye gidemezler. Bünyelerinde hibrit ürenme kodları taşırlar. Siyaseten yön vermeye veya yönünü değiştirmeye yarayan mekanik aygıt görevi üstlenirler.
Mine Kırıkkanat, Kemal Kılıçdaroğlu için kullandığı “kılıç artığı” ifadesi için oluşan toplumsal tepkiden tırstı. “Kılıç artığı sözünün tarihçisini bilmiyordum” ifadesi, günlük Cumhuriyet gazetesi okurunun “Mine Kırkkanat’ın gazeteci ve Cumhuriyet gazetesi yazarı olduğunu bilmiyordum” ifadesine benzer. İnandırıcı bir ifade olamaz. Bu ifade, yalnızca bir polemik değil; dilin, siyasetin, ahlakın, vicdanın ve gazeteciliğin sınırlarını test eden bilinçli, özenli ve de mütalaa edilmiş kullanmadır.
1) “Kılıç artığı,” tarihsel yük ve retorik sorun
“Kılıç artığı” ifadesi, yüzeyde bir kelime oyunu gibi görünse de, tarihsel bağlamda katliamlardan sağ kalanları aşağılamak için kullanılan bir damgalama diline dayanır. Bu nedenle bugünkü kullanımı, yalnızca sert bir eleştiri değil; kimlik iması taşıyan, dışlayıcı ve itibarsızlaştırıcı bir söylem olarak algılanır.
Siyasal iletişim açısından bakıldığında bu tür ifadeler:
Argüman değil, yaşanılanları çağrışım içerir.
Tartışmayı politika zemininden çıkarıp kimlik üzerinden polemik üretir.
Gündem değiştirme üzerinden kısa vadede dikkat çeker ama uzun vadede meşruiyet kaybına yol açar.
Bu yüzden Mine Kırıkkanat’ın çıkışı, yalnızca Kılıçdaroğlu’nu değil, aynı zamanda CHP’yi hedef alan, kamuoyu ölçümü için sinyal olarak gönderilen bir dil tercihi olarak değerlendirildi. Kırıkkanat’ın beklentisinin aksine kısa sürede toplumsal tepki büyüdü. Kırıkkanat manevra yaparak çıkmak istediği çamura patinaj yaparak daha çok battı. Batarken hala Alevilere dostluk mesajı göndermeyi ihmal etmedi.
"Alevi dostlardan içtenlikle özür dilerim. Kılıç artığı sözünün tarihçesini bilmiyordum. Bu sözü, Kılıçdaroğlu’nun soyadına atfen söyledim. Cehaletimi bağışlayın”
Bu gerçekçi olabilir mi?
“ Artık” artan değil midir? Kılıç artığı kılıçtan geride kalan, artan olmaz mı? Bunları ilkokul eğitimi alan biri bilmez mi?
Mine Kırıkkanat hatırlatalım:
Memet Ali Erbil ve Ümit Güner de önce hakaret edip sonra “ ifadelerin tarihçesini bilmiyorduk. Özür dileriz” demişlerdi.
2) Soyisim üzerinden
Soyadları üzerinden yapılan göndermeler, siyaset dili
sıkça başvurulan bir araçtır. Bu yöntem, kolayca yüzeyselliğe kayabilir. “Kılıç” üzerinden türetilen bir ifade karşısında, “Kırıkkanat” üzerinden kurulabilecek mizahi karşılıklar da benzer bir sığlık riski taşır:
- Kırıkkanat CHP’de protez kol arıyor.
- Kanadını CHP oku mu kırdı?
- Kırıkkanata polemik takviyesi …
Bu tür mizah, eleştiriyi görünür kılar; fakat tartışmayı karikatürleştirir.
Akademik açıdan bakıldığında, bu tarz benzetmeler “retorik ikame”dir: Analizin yerini söylem oyunu alır. Hiçbir zaman iyi niyetli bir çalışma olarak kabul edilmez.
3) Kılıçdaroğlu, sükûnet ve stratejik geri çekilme siyaset tarzı uzun süredir düşük tonlu ve dengeleyici bir çizgide ilerliyor. Bu tür kişisel ve sert çıkışlara doğrudan yanıt vermemesi, bir zayıflık değil; aksine bilinçli bir gerilim düşürme stratejisi olarak okunabilir.
Bu yaklaşım:
Polemiği büyütmez, sönümlendirir
Tartışmayı kişisel düzeyden kurumsal düzeye taşır
Liderin kendisini değil, temsil ettiği hattı koruma refleksi içerir.
4) Özgür Özel’in çıkışı:
Özgür Özel’in Kırıkkanat’ı eleştirerek Kılıçdaroğlu’na sahip çıkması, bu tartışmanın kırılma noktasıdır. Çünkü bu tutum, CHP içinde sıklıkla vurgulanan “eski-yeni” ayrımının tartışılmadığı konusunda belirleyicidir.
Bu durum siyaset bilimi literatüründe negatif konsolidasyon olarak adlandırılır:
Ortak bir hedefte değil, ortak bir reddiyede birleşme.
Özel’in tavrı üç açıdan okunabilir:
Kurumsal refleks: Dışa karşı partinin önceki genel başkanına karşı yürütülen saldırılarıya tepki göstererek, parti içi eleştirinin sınırlarını çizme.
Siyasi mesaj: Geçmişi dışlamadan geleceğe yürüme.
Liderlik performansı: Farklı kanatları aynı çizgide tutabilme kapasitesi
Bu hamle, Özel’in yalnızca yeni bir söylem üretmesi değil, aynı zamanda parti içi meşruiyetin sürekliliği anlamına gelir.
5) Gazetecilik mesleği: Etik, dil ve güvenilirlik
Bu tartışmanın en kritik boyutu, gazetecilik pratiğiyle ilgilidir. Gazetecilik, kamusal aklı besleyen bir faaliyet olarak üç temel ilkeye dayanır:
Doğrulanabilirlik
Bağlamsallık
Ölçülülük
“Kılıç artığı” gibi ifadeler ise bu üç ilkeyle çelişir:
Kanıt sunmaz, ima üretir
Bağlam kurmaz, etiketleme yapar
Ölçüyü aşar, retorik enflasyon yaratır
Bu noktada ortaya çıkan şey, gazetecilikten çok polemik üretimidir. Kısa vadede dikkat çekici olabilir; ancak uzun vadede hem yazarın hem de genel olarak medyanın güvenilirliğini aşındırır.
Dilin siyaseti, siyasetin dili
Bu beş başlık bir araya geldiğinde ortaya çıkan tablo net:
“Kılıç artığı” ifadesi, tarihsel acıları bu güne taşıma, hatırlatmak, aşağılama ve tehdit dilidir.
Kemal Kılıçdaroğlu gelirimi tırmandıran bir politikacı değil, gerilimi düşürme strateji izler..
Özgür Özel’in Kılıçdaroğlu’na yönelik kullanılan sözlere tepki göstermesi ise çok değerlidir.
Siyasi ve ahlaki tutum
Siyaset, kelimeler üzerinden tartışılır. Ahlaki ve mesleki çöküntü yaşayanlar kelimeleri siyasetten kopardığında siyaset yönünü kaybeder.
Mine Kırıkkanat, Kılıcın keskinliği, kırık bir kanat ile çırpınış siyasete yön vermez.
Hadi hayırlısı…

Kommentare
…Kommentare werden geladen…