Ömür kavramı Türkçeye birçok kelime gibi Arapçadan alınmıştır. Yaşama süresi, eş anlamı yaşam.
Prof. Dr. İlber Ortaylı (1947-2026) ile söyleşi yapan gazeteci Yenal Bilgici, Bir Ömür Nasıl Yaşanır? Hayatta Doğru Seçimler İçin Öneriler, başlık ve alt başlıkla bir kitapta derlemiş.
Kitap, söz ve güç sahibi, karar verme şansı elde eden öncü düşünürler için kullanma kılavuzu niteliğinde. Böyle bilgili, zengin donanımlı çok yaşamış, çok gezmiş ve çok okumuş değerli bir insanın önerilerini ciddiye almak zaman kazandırır, genç nesillere gelecek için pusuladır.
Cesur olun, kendinizi rahat hissettiğiniz alanın dışına çıkın, hiç değilse pencere açın. Hep aynı yerinizde durursanız, dünyanızı değiştirecek insanları bulamazsınız. Miskinliğe esir olunduğu an insanın sonu gelmiştir.
Her yaşta, her meslekte insana hitap ediyor ,okuyucuya deneyimlerinden faydalanma imkânı veriyor .
Bir Ömür nasıl yaşanır? Kimden ne öğrenilir? İnsan kendi kendini nasıl yetiştirir? Nasıl çalışmak gerekir? Nasıl seyahat edilir, nereleri görmek gerekir? Eğitimde hangi tercihleri yapmak gerekir? Ne izlemeli / ne dinlemeli / ne okumalı? İnsan yaşadığı şehirden nasıl yararlanır?
Kitap sekiz alt başlığıyla 285 sayfa, bunun 74 sayfası eğitim öğretime ayrılmış. Bu bölümden okuyucularıma faydalı olacağını düşündüğüm notlar üzerinde yazmak istiyorum.
Gazetede de yazmak önemli, fakat gazetelerin arşivlerde ne olacağı bilinmez. Bu nedenle yazacak sözü, yaşam deneyimi olanlar kitap yazmalı. Bunun için çok erken yaşta not tutmalı, günlük yazmalı, zira sonra unutulur.
“Bir millet iktisadi krizle düşmez, hukukî ve kültürel yapıdaki derbederlikle düşür.”
En iyi öğretim, müzik, matematik ve filolojiyle, dil bilgisiyle mümkün olur. Coğrafya tamamlar, bir toplum matematik ve müzikle dünyalı olur, ülke sınırlarını aşar.
Bu konuda Mustafa Kemal Atatürk yaptığı devrimle yol göstermiştir. Modern dünyayı kavrama, düşünceyi geliştirme, mantık yaratma mümkün olur.
Liseyi bitiren öğrencilerin yurt dışına gitmesi bir çözüm olabilir. Türkiye Cumhuriyeti kuruluşunda Avrupa’da tahsil yapan öğrenciler ülkeye geri dönerek toplumun gelişmesinde çok önemli sorumluluk almışlardır. Yani ülkeyi terk etme amacıyla gitmemişlerdir.
Osmanlı İmparatorluğu Tanzimat devrinde modern dünyaya uyarlama yapılmış, çağa yaklaşmış, Cumhuriyet de buna devam ediyor. Sonra bir yerde ipin ucu kaçırılıyor.
Köy Enstitüleri, devamı sayılan Öğretmen Okulları çok iyi, donanımlı öğretmen yetiştiriyordu. Gazi Eğitim Enstitüsü ve Öğretmen Okulu mezunu öğretmenler 1960 yılında Almanya’ya konuk işçi olarak gelen ebeveynlerin çocuklarına ders vermiştir. Her konuda başaran ikinci ve üçüncü nesil şimdi 2026 yılı itibariyle meyvelerini veriyor. İkinci nesil de artık emekli yaşına gelmiş bulunuyor.
Öğretmen öğrencilere model rolü görevini üstlenir, bu nedenle iyi öğretmen toplumunu kurtarır. Hangi politika yanlısı, düşüncesinde olursa olsun bilgi aktarmakta birlik olmalıdır.
İmam-Hatip Okullarında Arapça, Farsça ve Batı dilleri derslere verecek öğretmenleri iyi yetiştirmeli. Okul sayısı mütevazi, okullar da tam teşekküllü olmalı.
Almanya’da Hristiyan dini ağırlıklı Katolik ve Protestan mezheplerine ait özel okullar var. Çok iyi yetişiyorlar, din adamların konuşmalarından belli oluyor.
Ders kitapları iyi hazırlanmalı. Üniversitelere giriş sınav sisteminde noksanlıklar ele alınıp, reform yapılmalı.
Almanya’da liselerden alınan not toplamına göre üniversiteye giriliyor, yani giriş sınavı yok. Eğitim, öğretim eyaletlerin idaresinde olduğu için merkezi öğretim olmadığı gibi, böyle bir sınav sistemi de yok.
Sınıflarda öğrenci sayısı çok olmamalı, kalabalık sınıflarda verimli ders işlemek zor olur. Sınıfta nasıl ailelerden gelen öğrenci vardır ona da bağlı.
Öğrenmede zorluk çeken öğrencilerden meydana gelen bir sınıfta 16 öğrencim vardı. Çocuğun ana dilini yok sayan Alman okul sitemi bu çocukları hasta etmişti. Ders yapmak çok zordu, çünkü davranışları bozulmuştu.
Elit çocuk, yeteneği okula başlamadan tespit edilmeli, ona göre tahsil yaparsa mesleğinde başarılı olur. İşini severek yapan bir insan huzurlu olur ve topluma daha fazla faydası dokunur. Hukukçu, tarihçi veya marangoz olan arasında değer farkı yoktur.
Almanya’da ilk okuldan sonra başarılarına göre Orta Öğretim Okullarına yönlendiriliyor. El iş ve yapı Meslek Sanat Okullarına giden öğrenciler onuncu sınıftan sonra mesleğe hazırlanıyorlar. Böylece üniversitelerde bir yığılma olmuyor. Zor olmasına rağmen yeteneği geç tespit edilen öğrenciler için okullar arasında geçiş yapma imkânı vardır.
İkinci nesil öğrencilerin çoğu işçi çocuğu olduğu için, Almancası yeterli değil bahanesiyle öğretmeninden Lise tavsiyesi almamıştır. Buna rağmen azimle geçiş yaparak yüksek tahsil yapanlar kendilerinden sonra gelen nesle örnek olmuşlardır.
Üstün zekâlı öğrencilere kendilerini yetiştirmeleri telkin edilmelidir. Hayatın diplomadan ibaret olmadığı öğretilmelidir.
Beyin ihtiyacı olan besini alamazsa, küçük sınıflarda hata yapılırsa ileride davranış bozuklukları görülebilir. Bu nedenle okulda 14 yaşında silahlı saldırı yapan öğrenci olayı iyi araştırılıp, analize edilmeli, ki diğer öğrencilere kötü örnek olmasın.
İlber Ortaylı, söyleşide bütün bölümlerde Doğu Batı bütün dünyayı ele alıyor. Batı dilleri kadar, Farsça, Hindoloji gibi Doğu dillerine de önem veriyor. Dil öğrenme çok erken yaşta başlamalı, 15 yaş sonrası dil öğrenme zorlaşır.
Ailelere de çok görev veriyor, her şey okulda öğrenilmez. Çocuklarınızı çok övmeyin ve çok fazla yermeyin, küçümsemeyin, diyor.
“Çocuklarınızı hayatın zorluklarına realist bir şekilde hazırlayın.”
Hoşça kalın!
İlter Gözkaya-Holzhey
eMail: [email protected]
Kaynak kitap:
İlber Ortaylı, Bir Ömür Nasıl Yaşanır, Kronik Kitap, İstanbul 2026,
ISBN 978-975-2430-99-0
www.kronikkitap.com

Kommentare
…Kommentare werden geladen…