Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli, kadınlı erkekli, yaşlısıyla genciyle, topyekûn verilen bir bağımsızlık mücadelesiyle atıldı. 30 Ağustos Zaferi, yalnızca bir askeri deha değil, bir milletin yokluk içinde, ölümüne verdiği direnişin taçlanmış halidir. İşte bu yüzden 30 Ağustos, sadece bir tarih değil; bir milletin yeniden doğuş destanıdır.
Ama bugün öyle zihniyetler var ki, bu zaferi küçümseyecek kadar hainleşmiş, örümcek tutmuş kafalarıyla Cumhuriyet’in değerlerini hor görmeyi marifet sanıyorlar. 30 Ağustos’u yok saymaya kalkanlar, işte o “kılıç artığı” softalar, meczup tarikatçılar ve iktidar nimetlerinden beslenen dinci siyaset bezirganlarıdır.

Kadın ve Erkeğin Omuz Omuza Mücadelesi
30 Ağustos Zaferi, yalnızca cephedeki Mehmetçiklerin değil, cephe gerisinde kağnısıyla cephane taşıyan kadınların da eseridir. Halide Edip’ten Şerife Bacı’ya kadar nice kahraman kadın, erkeklerle omuz omuza mücadele verdi. Kadın sırtında mermi taşırken, erkek siperde süngüsünü parlatıyordu. İşte bu birlik sayesinde, bağımsızlık zaferi kazanıldı.
Ama bugünün dinci iktidarı ne yapıyor? Kadınları eve kapatmaya çalışıyor, onların Cumhuriyet’in kurucu rolünü unutturmaya gayret ediyor. Oysa bilmezler ki, kadınlar olmasaydı, bu zafer de olmazdı.
Yobazların Zafer Düşmanlığı
Zaferi küçümseyenler, aslında bağımsızlığa düşmandır. Çünkü onlar özgür bir millet yerine, kul olmayı tercih ederler. Cumhuriyet’in değerlerinden nefret ederler çünkü o değerler, onların saltanatını yıkmıştır. 30 Ağustos, padişahın ihanetini, işbirlikçi sarayın utancını tarihe gömdüğü için, bu zaferden rahatsızdırlar.
Bugün hâlâ Atatürk’ün adını anmaktan çekinenler, törenleri göstermelik yapanlar, milli bayramlarımızı itibarsızlaştırmaya çalışanlar işte bu zincirin halkalarıdır. Onlar, zaferi küçümseyerek aslında milleti küçümser. Çünkü bilirler ki, 30 Ağustos demek, halkın iradesi demektir; bir avuç çıkarcı değil, milyonların onuru demektir.
Atatürk ve Halkın İradesi
Mustafa Kemal Atatürk, “Zafer, zafer benimdir diyebilenindir” derken aslında milletin iradesine güveniyordu. O irade sayesinde Yunan ordusu denize döküldü, Sevr’in zincirleri parçalandı. Bugün ise Atatürk’ün adını silmeye çalışanlar, aslında hâlâ o yenilginin acısını yaşayanların torunlarıdır.
Softalar, meczublar, şarlatan şeyhler; milletin alnındaki bağımsızlık ışığını gölgelemeye çalışıyorlar. Ama unutuyorlar ki bu millet, bir kere ayağa kalktı mı bir daha boyunduruk altına girmez.
Cumhuriyet ve Kadın-Erkek Eşitliği
30 Ağustos’un kadınlı erkekli kazanılması, Cumhuriyet’in de eşitlikçi ruhunun kaynağıdır. Bugün kadınları ikinci sınıf gören zihniyet, işte bu tarihsel gerçeğe düşman olduğu için 30 Ağustos’tan da rahatsızdır. Çünkü 30 Ağustos demek, kadının erkekle omuz omuza bağımsızlık kazanması demektir. Cumhuriyet’in kadınlara verdiği hakların temelinde bu ortak mücadele vardır.
Yobazlığa Karşı 30 Ağustos Ruhu
Evet, 30 Ağustos bir askeri zaferdir ama ondan çok daha fazlasıdır: Yobazlığa, gericiliğe, teslimiyete karşı bir meydan okumadır. Bugün ülkeyi yöneten dinci iktidar, Atatürk’ün açtığı aydınlanma yolunu karartmaya çalışıyor olabilir. Ama bilsinler ki, milletin kalbinde 30 Ağustos’un ateşi sönmez.
O ateş, Çanakkale’de yanmış, Sakarya’da harlanmış, Dumlupınar’da göklere yükselmiştir. Bugün de aynı ateş, halkın özgürlük ve adalet arayışında yanmaya devam ediyor. Ne mutlu ki biz, kadınlı erkekli bu zaferi kazananların torunlarıyız. Ne mutlu Türk


Kommentare
…Kommentare werden geladen…