Türkiye bugün öyle bir noktaya geldi ki; iktidar başka hesapların peşinde, muhalefet kendi iç kavgalarıyla meşgul, halk ise gündelik yaşamın ağır yükü altında nefes almaya çalışıyor. Oysa ülke yönetmek sadece iktidarın işi değil; muhalefet de sorumluluk almak, halk da bilinçli olmak zorunda. Ama ne yazık ki bugün yaşadığımız tablo; herkesin bir şekilde bu ülkenin geleceğini zora soktuğu bir manzaraya dönüşmüş durumda.
Enflasyonun Gölgesinde Yaşam Mücadelesi
Enflasyon almış başını gidiyor. Yönetimde bir boşluk var, denetim yok, toplumsal değerler hızla eriyor. Akşam yatıp sabah kalkabilmek bile artık bir şansa dönüşmüş durumda. Döviz yükseldikçe yükseldi; halk şaşkın, esnaf gergin. Fiyatları denetleyen yok, vatandaş kendi düzenini kurmaya çalışıyor.Örneğin, Eminönü’nde 4 hafta önce 150 TL olan balık-ekmek bugün 240 TL. Okullar açılıyor ama çocuklar aç gidiyor. “Taş yerinde ağırdır” der atalarımız. Ama ülkemde artık taş da yerinde değil, tartı da…
Avrupalı Türkler ve İptal Edilen Tatiller
Yaz izni bitti, Avrupalı Türkler ülkelerine döndü. Onlarla birlikte acı bir gerçek daha ortaya çıktı: Avrupa’daki seyahat acenteleri Türkiye tatillerini iptal ediyor. Uçuşlar durduruluyor çünkü Türkiye artık “ucuz tatil ülkesi” değil, tam tersine “çok pahalı” olarak görülüyor. Ekonomi tıkanmış, halk çaresiz. Bu gidişle hem içeride hem dışarıda güven kaybı büyüyor.
Ayağımıza Kurşun Sıkıyoruz
Denetimsiz ekonomi, yönetim boşluğu ve sorumluluk almayan siyasetin bedelini halk ödüyor. Aslında kendi ayağımıza kurşun sıkıyoruz ama farkında değiliz. Bugün yapılan yanlışların yarın çok daha ağır acılara dönüşeceğini görmek için kâhin olmaya gerek yok.
Atalarımızın dediği gibi: “Ayağını yorganına göre uzat.”
Ama biz, olmayan bir yorganın peşinde koşuyoruz.
Siyasetin Tehlikeli Yolu
Ülkede taşlar yerinden oynatılmak isteniyor. Belediyelere kayyum atamakla başlayan süreç, şimdi il başkanlarına ve belki de yarın genel merkezlere kadar uzanacak bir el koyma zihniyetine doğru gidiyor. Eğer böyle devam ederse, toplumun zaten yaşadığı ekonomik sıkıntılar; açlık, sefalet ve çaresizlikle birleşerek geri dönülmez bir uçuruma dönüşecek.
Kimsenin kendi çevresini zenginleştirip toplumun geri kalanını görmezden gelmeye hakkı yoktur. Bu, ahmaklıktır. Bu ülke, hassa yönleriyle oynamaya gelmez.
Toplumun ihtiyacı olan; bölmek, susturmak, televizyonları kapatmak, halkın iletişim kanallarını yok etmek değil; tam tersine birleştirmek, toplamak, ortak aklı öne çıkarmaktır. Demokrasi, kimsenin arka bahçesi değildir. Faşizan yöntemlerle yol alınamaz.
Bugün dünya Türkiye’ye bakıyor ve tek bir soruya cevap arıyor:
“Orada neler oluyor?”
Yitirilen Değerler ve Adaletin Çöküşü
Ülkemizin en büyük kayıplarından biri, yitirilen değerlerimizdir. Hukukçular, Cumhuriyet savcıları gündüz vakti bıçaklanıp canlarından oluyor. Bazı Cumhuriyet savcılar ise gizli emirlere , hukuka ve vicdana aykırı, toplumsal değerleri hiçe sayan ucube kararlar veriyor.
Halkın damarlarıyla oynanıyor; dinli-dinsiz, Alevi-Sünni diye ayrıştırılıyor. Oysa bütün inançların ortak noktası, o güzel yüreklerin vicdanıdır. Bu ilke unutulmamalı: Bizim kaçacak, göç edecek başka bir ülkemiz yok.
Gençlerimizin umudu, eğitimin kalitesidir. Onların hedefi, dünya standartlarıyla yarışabilen bir Türkiye’dir. Ama bu hedefe ulaşmak için toplumu karanlığa sürüklemek değil, aydınlığa taşımak gerekir.
Sözün Özü Şu!?
Türkiye, her alanda bir kavşakta. Bu gidişle topu dikmeye az kaldı. Ama hâlâ geç değil: Yeter ki yönetenler, muhalefet ve halk birlikte aynı gerçeğe odaklanabilsin. Yoksa korkulan olacak. Ve o zaman çok geç olacak.
Temel Işık – ha-ber.com

Kommentare
…Kommentare werden geladen…