Keşke bölünsek ya… Herkes yerini bilse, kim kimin tarafında belli olsa. Artık birbirimizin maskesini okumaya çalışmaktan bıktık. Görünürde aynı toplumun içindeyiz ama içten içe birbirimizi yiyen sürüler var etrafımızda.

Bir tarafta hırsızlar, yavşaklar, yalakalar, hainler, terörist seviciler, yobazlar, din bezirganlar, siyasal sapkınlar ve Atatürk düşmanları var. Bunlar halkı sömürenler, milletin malını çalanlar, yalanı kutsayanlar. Kimliklerini gizliyorlar, görünmez olmayı başarıyorlar ama zararı ortada. Bu çürükler yüzünden milletin siniri bozuluyor, gelecek nesil karanlığa sürükleniyor.

Öte yanda ahlaklı yurttaşlar, vatanseverler, Atatürkçüler, çalışkan adamlar var. Sabah kalkıp işe giden, alın teriyle ekmeğini kazanan, vicdanını satmayan tipler. Ülkesi için kafa yoruyor, tarihini bilen, geleceğine sahip çıkan insanlar. Bu taraf ülkenin bel kemiği. Sessiz ama güçlü, sabırlı ama kararlı. Yok sayıyorlar bazen ama değerleri hâlâ ayakta.

Keşke bu iki taraf net olarak ayrılabilse… Hangi evde kim var, hangi kurum neyin peşinde, hepsi açık olsa. Yüzüne bakınca “sen kimin tarafındasın” diyebilsek. Kaçırılan fırsatın, çalınan adaletin yükünü tek başımıza çekmek zorunda kalmasak.

Taraflar kozunu paylaşsa… Hırsızlar, yavşaklar, yalakalar, hainler, terörist seviciler, yobazlar, din bezirganlar, siyasal sapkınlar yaptıklarının cezasını bulsa. Ahlaklılar, çalışkanlar emeğinin karşılığını alsa. Kim kimi kandırmış, kim hangi oyunu çevirmiş hepsi ortaya çıksa. Birbirimizi kandırmak için uğraşmak zorunda kalmasak. İşte o zaman toplum biraz nefes alsa.

Ama işin aslı, bölünmek kolay değil. İnsanlar çıkarına göre saf tutuyor, maskelerini indirmiyor. Hırsızın içinde vicdanlı var mı, ahlaklılar arasında hata yapan yok mu? Gerçekler bazen suratına tokat gibi çarpıyor. Bölünmek istesen bile kimin kime ait olduğunu belirlemek çoğu zaman imkânsız.

Ama insan istemiyor mu? İstemiyor mu, toplumu net görmek, kaosu çözmek, doğruları yanlışlardan ayırmak? İstiyor işte… Hırsız, yavşak, hain, yobaz, din bezirganı ve siyasal sapkınlardan temiz bir alan, ahlaklı ve vatanseverlerin inşa ettiği bir alan. Herkes işini yapsa, herkes yerinde dursa toplum nefes alır. Adalet değer kazanır, doğruluk yükselir, emek sömürülmez.

Belki de bu bir hayal. Belki de tek çözüm, kendi tarafını seçmek, kendi vicdanında net durmak. Çünkü tüm toplum bir anda değişmez. Ama sen değişirsen, bir başkası değişir, sonra bir diğeri… İşte o zaman taraflar, kendi çizgisini çizmeye başlar.

Keşke bölünsek diyoruz… Ama mesele bölünmek değil, herkesin kendi tarafını bilmesi. Hangi değerleri savunduğunu, hangi çizgiyi aşmayacağını bilmesi. Toplumun gerçek gücü, bireylerin net tavrından gelir. Taraflar belli olmasa da, kendi tarafını doğru seçmek, kozunu kullanmak bile dünyayı biraz olsun değiştirebilir.

Ve o zaman ne olacaksa olsun. Kaosun içinde kaybolmak yerine, kendi yerini bilmek bile zafer olur. Herkes görevini bilse, adalet biraz sağlansa, doğrular yükselse, yanlışlar küçülse… İşte o zaman taraflar kozunu paylaşsa, toplum biraz nefes alsa.