Eylül Ophelia/Viyana
Avusturya’da Başörtüsü Yasağı Tasarısında Görüş Süresi Doldu. Hukuki ve Toplumsal Tartışma Derinleşiyor.
Avusturya’da hükümetin yasalaştırmak ve anayasal statü kazandırmak istediği “Sekizinci Sınıfa Kadar Olan Kız Öğrenciler İçin Başörtüsü Yasağı” yasa tasarısı için yapılan
görüş bildirme süresi 23 Ekim 2025 tarihinde sona erdi. Ancak konuya ilişkin tartışmalar derinleşerek devam ediyor.
“Yasa, Kız Çocuklarının Özgür, Eşit ve Kendi Kimliğini Seçebilen Bireyler Olarak Yetişmesi İçin Öldukça Önemli.”
Muhafazkar Parti’den Entegrasyon Bakanı Claudia Plakolm (ÖVP), yasa tasarısının anayasaya bu kez uygun olduğunu ve Anayasa Mahkemesi’nin (VfGH) yasayı onaylayacağına inandığını belirtti. ÖVP parti sözcüsü Ernst Gödl “Özgürlük ilkesini partiler üstü bir mesajla güçlendirmek için Federal Parlamento’da 2/3 çoğunluğu hedefliyoruz” açıklamasında bulundu. Bu, yasaya anayasal statü kazandırmak anlamına gelmektedir ve Gödl bu doğrultudaki ısrarlarını bir kez daha belirtti.
“Yasağın 2020 Yılında Anayasa Mahkemesi Tarafından İptal Edilmesinin Sebebi Önceki Hükümetin Beceriksizliği”
Burgenland Eyaleti Sosyal Demokrat’ları (SPÖ), yasağın mutlaka uygulanması gerektiğini savunuyor ve olası bir iptal durumunda, yasaya anayasal statü kazandırmayı talep ediyor. 2019’da ilkokullarda başörtüsü yasağı ilk kez gündeme gelmişti, ancak ÖVP-FPÖ hükümetinin sunduğu yasa tasarısı 2020 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından Eşitlik İlkesi’ne uymadığı için temelden bozulmuştu. Bu olaya referans veren SPÖ Burgenland Eyaleti Parti Klüp Başkanı Roland Fürst “Bu kez sağlam yasal temel oluşturulmalı ve yasa taslağı mutlaka uygulanmalı” ifadelerini kullandı. Fakat koalisyon ortağı Federal SPÖ'nün başörtü yasağı tasarısına anayasal statü kazandırmaya şu anda onayı bulunmamakta olup, bu da parlamentodaki gerekli üçte iki çoğunluğu engellemektedir.

“Halen Hukuki Belirsizlikler Mevcut”
Sosyal Demokrat Parti”li Adalet Bakanı Anna Sporrer, yasa metninin ne cinsiyet ne de dini açıdan tarafsız olmadığını ve yasanın sadece İslami başörtüsünü hedef aldığını belirtti. Bakan Sporrer yasada geçen “Namus Kültürüne Dayalı Davranış Zorunluluğu” ifadelerinin oldukça belirsiz olduğu değerlendirirken hem uygulamada hem de yargısal denetimde sorun yaratacağına dair görüş belirtti. Buna ek olarak Adalet Bakanlığı yasanın nerede geçerli olduğu konusunda da soru işareti olduğuna vurgu yaptı. “Yasak sadece ders sırasında mı, okul bahçesinde mi yoksa okul yolunda mı geçerli olacak?” Bu belirsizlik durumu haliyle idari yaptırımların uygulanmasını zorlaştıracaktır, ifadeleri ile yasaya ilişkin eleştirilerini sundu.
ÖVP ve Entegrasyon Bakanı Claudia Plakolm yasağı desteklerken, Adalet Bakanı Anna Sporrer’in endişeleri, üç partili koalisyondaki (ÖVP, SPÖ ve NEOS) ortaklar arasında gerginliğe yol açmakta.
Bir başka önemli nokta ise yaş sınırı. Çünkü Avusturya’da gençler 14 yaşından itibaren dini açıdan reşit kabul ediliyor. Buna rağmen yasağın sekizinci sınıfa kadar, yani 15-17 yaş aralığındaki kız öğrenciler için de, geçerli olması dini reşitlik yasası ile doğrudan çelişiyor. Ebeveynlerin çocuklarının bu davranışı üzerindeki etkisinin ne kadar olduğu bilinmemesine rağmen cezai sorumluluk yüklenmesi de eleştirildi.
Son olarak Adalet Bakanlığı Etik Analizi Raporu’nda “Etkilenen öğrenci sayısına dair güvenli bir verinin yer almamasını ve ilgili çocuklarla veya gençlerle hiçbir istişare yapılmamasını” dile getirdi. Adalet Bakanlığı raporunda, formüle ederken “ayrımcılığın veya çocuk haklarının ihlalinin önlenmesi”nin ön planda tutulması gerektiğine dikketi çekti.
Hukuki çevrelerden eleştiriler gelmeye devam ediyor, Avusturya Barolar Birliği (ÖRAK), tasarıdaki bu sorunlara değindi. Birliğe göre “Temel haklara ilişkin kaygılar” 2020’de Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen yasadakiyle aynıdır ve mevcut yasa tasarısında öne sürülen gerekçeler ampirik olarak hiçbir şekilde kanıtlanmamıştır. Avukatlar ve Eşit Muamele Kurumu da (Gleichbehandlungsanwaltschaft) tasarının sekizinci sınıfa kadar geçerli olmasının, dolayısıyla 15-16-17 yaşlarında olan kız öğrencileri de kapsayabilmesinin dini özgürlüğe ve mevcut yasaya (14 yaş sınırı) aykırı olacağını belirtiyor.
“Konu Tamamen Yanlış Anlaşılıyor”
Yasaya ilişkin Sosyal Demokrat Öğretmenler Birliği (SLÖ), devam eden görüş sürecinde yaptığı açıklamada “Okullarımızda genel çocuk esenliğinin, başörtüsü takan az sayıdaki kız öğrenciden bağımsız düşünülemeyeceği yönündeki yaklaşım, bizim için konunun tamamen yanlış anlaşılmasıdır” ifadelerini kullandı.
Lise Öğretmenleri Merkez Kurulu ise öngörülen 4 aşamalı sürece dair eleştirilerini belirtti (bu dört aşama önce çocukla görüşülmesi, aileye okul yönetimi tarafından resmi yazılı uyarı gönderilmesi, ihlalin devam etmesi halinde yetkili makamlara bildirim ve son olarak para cezası uygulanması), buradaki ilk aşamanın kaldırılmasını ve çocuk-aile ile ilk aşamada aynı anda görüşülmesi gerektiği ifade edildi.
Dini Topluluklardan Sert Eleştiriler Geliyor
Avusturya İslam Cemaati (İGGÖ) başkanı Ümit Vural, yasa tasarısını “Dini özgürlük, eşit muamele ve ebeveynlerin dini eğitim hakkıyla açıkça çelişen” bir düzenleme olarak nitelendirdi. Bu yasa belirli bir topluluğu ayrımcılığa uğratmakta, dini kıyafetli öğrencileri fiilen eğitimden dışlamakta ve inanç çatışması ortamını yaratmaktadır.
Avusturya Alevi İnanç Toplumu (ALEVI), okullarda başörtüsünü yasaklayan yasa tasarısına ilişkin eleştirilerini dile getirdi. Topluluk, yaptığı açıklamada Alevi kadınlar için başörtüsü takmanın dinsel bir zorunluluk olmadığını belirtti. Dini öz belirlenim hakkının, yani bireylerin özgür iradeleriyle karar verme hakkının kendileri açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Kurum, din özgürlüğünün yalnızca ibadet etme hakkını değil, aynı zamanda her bireyin ve ailenin dünya görüşü ile dini pratiklerine dair öz-belirlenim hakkını da kapsadığını vurguladı ve şu ifadelerle dini özgürlük bakımından sakıncalı olduğunu eleştirdi:
”Din özgürlüğü, çoğulcu ve demokratik bir toplumda yalnızca ibadet özgürlüğünü değil, aynı zamanda her bireyin ve ailenin dünya görüşü ve dini pratiklerine dair öz-belirlenim hakkını da güvence altına alan temel bir haktır. Bu hakkın sınırlandırılması, özellikle belirli bir dini grubu doğrudan etkiliyorsa, son derece dikkatli bir değerlendirme gerektirir.” Avusturya Alevi İnanç Toplumu, yasa tasarısında, kız çocuklarının haklarını korumaya yönelik sürdürülebilir bir önlem bulunmadığı değerlendirmesinde bulunuldu. Açıklamada ayrıca, geçmişte dini sembollerin yasaklanmasının ya da zorunlu kılınmasının toplumlarda ters tepkilere yol açtığına dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi: “Geçmiş bize göstermiştir ki, dini sembollerin kesin biçimde reddedilmesi veya başörtüsünün yasaklanması kadar, onun zorunlu kılınması da toplumda olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Bu tür yasaklar sonucunda bazı dini gruplar kendilerini mağdur olarak göstermiş, bu da kendi içlerinde köktenci eğilimleri güçlendirmiştir.”
Katolik Piskoposlar Konferansı ise çocukların başörtüsü takmaya zorlanmasına karşı olduklarını, ancak yasağın orantısız ve ters etki yaratabilecek bir müdahale olduğuna değindi. Evanjelik Kilisesi yasa tasarısını “Seçmen odaklı sembolik siyaset” olarak tanımlarken Serbest Kiliseler Konseyi “Tek taraflı yapılan bir ayrımcılık” eleştirisinde bulundu.
Avusturya Belediyeler Birliği “Yasanın özellikle ataerkil ailelerdeki kız çocuklarını okuldan uzaklaştırabileceği ve kamusal yaşamdan dışlanmalarına yol açabileceği” tehlikesini dile getirdi.
Katolik Kadınlar Hareketi (KFBÖ) yasayı “Kızların artık kendi bedenleri ve kimlikleri üzerinde kendilerinin karar veremeyecek hale geleceği” eleştirisinde bulundu. Amnesty International (AI) ve Avusturya Gençlik Temsilciliği (BJV) ise, hükümetin kızların “başörtüsüne zorlandığı” iddiasına karşı çıktı. Bunlara ek olarak Eşit Muamele Kurumu (GAW) 2019’da tasarı olarak sunulan ilk yasağın ardından zaten İslamofobik eğilimlerde artış gözlemlendiğini hatırlattı.
Tasarıya herkes karşı değil elbette, destekçileri arasında Avusturya Psikologlar Birliği (BÖP) yer alıyor. Tasarıyı Birlik, “Özgür ve kendine güvenen bir kişilik gelişimi için bir katkı” olarak değerlendiriyor. Kuruma göre devletin görevi kadın - erkek eşitliğini teşvik etmek ve çocukların esenliğini korumaktırö bu nedenle çocuğun yararı öncelenmelidir, şeklinde yasaya desteklerini beyan ettiler.
Uzmanlar ise bu tartışmanın “başörtüsünden çok daha geniş bir meseleyi yansıttığı” kanaatindeler.
Adalet Bakanı Anna Sporrer, Foto: SPÖ


Kommentare
…Kommentare werden geladen…