Ben, Arda Esberk.
14 ve 29 Ekim 2025 tarihleri arasında, Jade Gritsfeldt ile birlikte – Jade’in rehberliğinde – Kamboçya’da neredeyse rüya boyutunda bir seyahat yaptık. Bu yolculuğu Şalom Gazetesi’nde yayımlanan “Kamboçya Yolculuğu: Teslimiyetin Coğrafyası” başlıklı yazımda daha çok içsel boyutuyla, teslimiyet ve rehberlik ekseninde anlatmıştım. Orada daha çok “coğrafyanın bana anlattıkları”na kulak verdim; Angkor bölgesinin kadim hafızasını, Budist-Hindu sentezini ve yolun insanı nasıl yumuşattığını paylaştım.
Ama bu kez Şalom Dergi için kaleme aldığım bu metinde, aynı yolculuğun ustayla karşılaşma kısmını anlatmak istiyorum.
Siem Reap’te, Tuk Tuk sürücümüz ve rehberimiz Yem Pov rehberliğinde Angkor Wat tapınak bölgesinde “küçük çember” ve “büyük çember” rotalarını tamamladık. Jayavarman VII’nin devlet ideolojisiyle Mahayana Budizmi’ni nasıl buluşturduğunu yerinde gördük; yerel kültür, yerel tatlar ve yaratıcı üretimi birleştirip bir de müzik klibi çekimi yaptık. Yolculuğun sonunda Mebon Tapınağı’nda gün batımına karşı yaptığımız 3,5 turluk sembolik kapanış, bu seyahati benim için “kutsal bir gezi”ye dönüştürdü.
Ve tam bu süreçte, Jade’in hocası olan Mikhail Kirilin ile oturup derin bir röportaj yapma fırsatı buldum. Aşağıda okuyacağınız söyleşi, benim Kamboçya’daki teslimiyet deneyimimin üzerine, bir de Kahramanın Yolculuğu’nda ustayla karşılaşma durağını ekleyen ikinci katman gibi okunabilir.

“Ejderhanın Çağrısı”: Mikhail Kirilin ile Kahramanın Yolculuğu Üzerine
Arda Esberk: Öncelikle bu röportajı kabul ettiğin için teşekkür ederim. Okur, senin çocukluk rüyalarına geçmeden önce bugün seni kısaca tanısın isterim: Şu anda kim olarak anılmak istersin, ne yapıyorsun?
Mikhail Kirilin: Bugün kendimi “öğretmen”den ziyade usta/pratisyen olarak görüyorum. Nerede yaşadığım değişebilir ama yaptığım şey aynı kalıyor: insanın iç dengesini, disiplinini ve gücünü uyandıran çalışmalar yaptırmak. Bilgiyi sadece anlatmak değil, yaşatmak benim için esas.
Arda: Kahramanın Yolculuğu’nda kahraman önce “alışıldık dünyasında”dır. Senin o dünyan nasıldı? Ailen, yaşadığın yer?
Mikhail Kirilin: 1990’larda Rusya’da, St. Petersburg’ta büyüdüm. Ailemiz zengin değildi ama yoksunluk da bilmezdik; sakin, normal bir hayatımız vardı. Ama içimde hiçbir şey normal değildi: kitabı elime aldığımda sanki içindekileri önceden biliyordum. Rüyalarımı yönetiyordum; duvarların içinden geçiyor, başka şehirlere gidiyor, sonra o yerleri gerçek hayatta görüyordum. Mahalle oyunlarından çok çatıları, bodrumları, mezarlıkları merak ederdim.
Arda: Kahramanı yola çıkaran o ilk kıvılcım neydi?
Mikhail Kirilin: Bir rüyaydı. Kendimi ejderha olarak uçarken gördüm. Bulutların arasından geçmenin, şimşeğin sinirlerde titreyişinin hissini anlatmak zor. O anda “Çağrı”nın geri çevrilemeyeceğini anladım. Korkmadım; zaten dövüşmeyi biliyordum. Farklı olduğum için üzülmek yerine bana benzeyenleri aramaya başladım.
Arda: Batı sinemasından sevdiğin film?
Mikhail Kirilin: The Good, the Bad and the Ugly. O filmlerde kahraman önce sıradan hayatındadır, sonra bir şey olur ve yola çıkar. Benimki de öyleydi.
Arda: Peki bilgi sana nasıl geldi? İlk dayanakların nelerdi?
Mikhail Kirilin: Sen bilgiyi aradığında, bilgi de seni arar. Önce kitaplar geldi, sonra insanlar, sonra pratik. Platon’u okuduğumda şunu kavradım: Uygulanmayan bilgi, bilgi değildir. Benim üç temel kaynağım şunlardı:
Elder Edda – Dünyanın yapısına dair bir iskelet verdi.
Mitolojik sözlük – İnsan tiplerini, farklı kökensel/arketipsel çizgileri ayırt etmeyi ve kendime benzeyenleri tanımayı öğretti.
Ritüel büyü ve kutsal geometrinin temelleri – Mühür/sigil oluşturmanın, disiplinin ve dengenin kapısını açtı.

Arda: Bugün yola yeni çıkacak birine tek bir yazar önersen?
Mikhail Kirilin: Aleister Crowley. Özellikle grafik/geometrik büyü konusunda başlangıç için çok berrak bir temel verir.
Arda: “Büyü” deyince insanlar “başkalarını etkileme, kötü niyet” gibi düşünüyor. Senin kastın bu mu?
Mikhail Kirilin: Hayır. Büyü, değişimin sanatıdır. Ne iyi ne kötü; bir alettir. Tıp da alettir, kimya da. Bir doktor da bilgisiyle öldürebilir; mesele kullananın niyeti ve terbiyesidir. Benim alanım kişinin önce kendi üzerinde denge, disiplin ve kudret kurmasıdır. Önce kendini yönetirsin.
Arda: Yolunda ustalarla karşılaştın mı?
Mikhail Kirilin: Evet, ama hepsini anmayacağım. Söyleyebileceklerim:
Çin simyası okulu: Gökle yerin bağı, içsel enerji, meridyenler, sesle çalışma.
Japon usta (Şinto ve gölge çalışmaları): Mühür/segil sanatı, başka özlerle etkileşim, dövüş sanatlarının disipliner tarafı.
Sembolizm ustası: Sembol ve mühür yaratmanın inceliği.
Buna yağlar, taşlar, bitkiler ve iksir hazırlama gelenekleri de dâhil.

Arda: Fiziksel yolculuğunun ilk durağı neresiydi?
Mikhail Kirilin: St. Petersburg Devlet Üniversitesi Kütüphanesi. Bazı yolculuklar ayakla değil metinle başlar.
Arda: Her kahraman hata da yapar. Senin “sakın yapmayın” dediğin şeyler?
Mikhail Kirilin: Kan büyüsüyle çalışmayın. Aynalarla oynamayın. Bu bir oyun değil. Güç her zaman bedel ister. Her ritüel hayatla ölüm arasındaki ince çizgiye basmaktır; risk gerçektir.
Ve şunu da söyleyeyim: Gerçekten ‘okul’ denecek bir sihir okulu yoktur. Her yol bireyseldir. Eleştirel düşünce şarttır; tehlikeli pratikler asla tek başına yapılmaz.
Arda: Gençlerin filmlerden etkilenip “güç istiyorum” demesi neden tehlikeli?
Mikhail Kirilin: Cam kırıkları ve bıçaklarla dolu bir sokağa yalınayak çıkmak gibidir. Tehlike çok. Gücü istemek kolay; akıl, etik ve disiplini inşa etmek zor. Önce insan kendini yönetmeyi öğrenmeli.

Arda: Yolun başında ne arıyordun, sonra neye dönüştü?
Mikhail Kirilin: Gençken güç istedim. Sonra zihin açıklığı peşine düştüm. Şimdi hayatımın en önemli eşiğini bekliyorum; adı konmamış bir eşiği.
Arda: “Öğretmen değilim” diyorsun. Neden?
Mikhail Kirilin: Öğretmen anlatır, usta yaptırır. Merlin’i düşün: bilgisi hâlâ canlı çünkü o bir ders değil, yaşayan uygulama aktardı. Benim yolum da böyle.
Arda: Biri senden destek almak isterse süreç nasıl başlıyor?
Mikhail Kirilin: Kısaca: Bana yazar, bir fotoğraf ve kendini tanıtan kısa bir metin yollar. Ben buna “fraktal diyagnostik” diyorum; kişinin örüntüsel okuması. Sonrası kişiye özel ilerler. Kimi bekler, kimi çalışır, kimi yolculuk eder. Gerçekten cevabı isteyen, cevabın gerektirdiğini yapar ve zamanı gelince alır.
Arda: Kutsal geometri ve grafik büyüyü niçin merkeze alıyorsun?
Mikhail Kirilin: Çünkü denge, kontrol ve sigorta sağlar. Gücü toprağa bağlar. Mühür, geometri ve ritim dağınık kudreti bir eksende toplar. Önce içeride usta olursun; dışarıda görünen bunun yansımasıdır.
Arda: En unutulmaz anın hâlâ o ejderha rüyası mı?
Mikhail Kirilin: Evet. Orada uçmanın gerçek anlamını, bulutun tenini, şimşeğin sinirdeki titreşimini öğrendim. O rüya hem çağrı hem harita oldu.

Arda: Bu yola girecek Şalom okuruna tek cümlelik bir öğüt?
Mikhail Kirilin: “Güç değil, denge iste.” Denge gelince güç zaten ne yapacağını bilir.
Arda’nın Kapanışı
Siem Reap’teki o gün batımlı, tapınak kokulu yolculukta Mikhail Kirilin’in anlattıkları şunu gösteriyor: Eski okült gelenekler, Çin simyası, Japon gölge çalışmaları ve kutsal geometri bugün hâlâ yaşayan bir dil konuşuyor. Ama o dil, popüler filmlerin sunduğu “kolay güç” dili değil; uygulama, disiplin ve bedel dili. Kahramanın Yolculuğu da tam burada başlıyor: sıradan dünyadan çağrıya, ustayla karşılaşmaya, sınava ve ödüle giden o kadim rotada.
Röportaj: Arda Esberk
Konuğumuz: Mikhail Kirilin


Kommentare
…Kommentare werden geladen…