Opera sanatçısı ve orkestra şefi Melih Tepretmez’in kurgulayıp, yazıp, yönettiği eser kültürel bir yolculuğun yanı sıra izleyicileri kimi zaman kendi hatıralarına götürdü, kimi zaman güldürdü, kimi zaman hüzünlendirdi ama çokça eğlenceli melodilerle coşturdu konser boyunca.

‘Memleket Kokusu ‘adlı konser, yaklaşık yarım yüzyıldır Berlin’de gördüğüm ve haberini yaptığım en anlamlı ve en güzel konser oldu. Sadece güzel olmadı “Görselliği ve müzikleri ile muhteşem oldu.

Melih Tepretmez ile konser sonrası alnından tane tane tomurcuk emek damlarken, sahnedeki kimi Türkiye’den gelmiş, kimisi Berlin’den bu muhteşem esere katkı veren sanatçılara teşekkür ederken kısa bir söyleşi yapmak istiyorum; “Biraz sonra Hüseyin abi çok yorgunum, 6 ay süren hazırlık sürecine, 6 günlük Berlin emeklerimi de ekle, işte o kadar yorgunum “diyor ve 2 gün sonra benim evimde buluşmak üzere sözleşiyoruz. Melih ve bu muhteşem konserin görüntüleri kayda alan Bernd ile bana geliyorlar. Söyleşimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Melih Tepretmez’e soruyorum: “Berlin’de galasını yaptığımız böyle bir konserle amacın ne?“
“Memleket Kokusu eseri ile Almanya’da yaşayan, kendisini bir şekilde Türkiye ve Anadolu’da yaşanmış ve yaşanan kültürler ile bağlantılı hisseden herkese bir nebzede olsa bu özel Memleketin bize bugüne kadar getirdiklerini ortak bir dil, yani Müzik ile anlatmak istedim.
Değişik etnik müziklerine olan ilgim beni üzerinde yaşadığım bu muhteşem ülkenin değişik müzik kültürlerini senfonik bir oda orkestrası ve etnik enstrümanlar eşliğinde sunma fikrine itti. Bu fikrin doğması ile en zor dönem olan eser seçimi dönemi başladı. Birbirinden güzel Türkülerimiz, 80’li, 90’lı yılların pop parçaları ve muhteşem Film müzikleri arasında bir seçim yaparak bir repertuvar oluşturmaya başladım ve zaten bu repertuvarı oluştururken her eser kendi hikayesi ile bana çok zengin bir tekst malzemesi ortaya çıkarttı.

Bu ortaya çıkan müzik ve tekstler de beraberinde barkovizyon görüntüleri için fikirleri verdi bana. Böylece kafamda kocaman bir eser canlandı. Sıra bu eserleri notaya ve kaleme dökmeye geldi. Uzun bir çalışma sonucu eser bu formata kavuştu. Yalnız bu halen ham bir malzemeydi. En son olarak bu ham maddeyi sesleri ve sanatçılıkları ile işleyip hayata kavuşturacak ve seyirciye sunacak sanatçı seçimi kalmıştı. Eserime nefesleri ile can verecek olan bu muhteşem sanatçıları kazanabilmem ile eser artık tamamlanmış oldu. Sanırım amacıma ulaşabildim ve herkesin kendisinden bir parça bulduğu güzel ve etkileyici bir akşamı Berlinli sanat severler ile beraber yaşamış olduk. Bundan sonraki projem ise sadece biz Türkler için değil dünya için çok önemli bir değerimiz hakkında çok özel bir proje olacak. Seyircilerimize şimdiden konu hakkında ip ucu vermek istemiyorum ama çok etkileyici bir eser olacağından eminim.“

Ve konser “Memleket Kokusu“
Daha ilk andan memleket kokusu almaya başlıyor müzikseverler zira: Burcu, “Buram buram memleket kokusu getirdik size, hoş geldiniz“ diyerek açıyor perdeyi ve Teoman “Koyduk türkülerimizi bavullarımıza, düştük gurbet yollarına“ diyor ardından. Nuray, “Sadece türküler mi? Tangoları, Yeşilçam’ın o unutulmaz melodilerini, nice şarkıları da yanımıza aldık, getirdik “şeklinde tamamlayarak muhteşem bir müzik akşamının müjdesini veriyor bize. Teoman: “Memleketten bavullarımız selamlarla dolu geldik sizlere “diyor. Sanıyorum salonu dolduran; tüm Türkiye halkları bu muhteşem eseri defalarca seyretmek ister.

Genç sanatçı Burcu öyle bir giriyor ki sahneye; “Yüksek yüksek tepeler ev kurmasınlar “diyerek, kendimi köyümde hissediyorum. Ardından orkestra ve bir Burcu, bir Teoman, bir de Nuray 20 eserle tamamlıyorlar programlarını: ‘Bülbülüm altın kafeste, Ben giderim Batum’a, Yine bir Gülnihal, Fikrimin ince günü, Hababam sınıfı, Aile şerefi, Mazi kalbimde yaradır, Sevdim bir genç kadını, Üsküdar’a gideriken, Bahça duvarından aştım, Uzun ince bir yoldayım, Kara sevda, Papatya gibisin, Pervane, Senden daha güzel‘ ve ‘Memleketim‘ adlı şarkıyı iki kez üst üste söyleyerek. Pop’tan tangoya, klasik Türk Müziği’nden, Aşık Veysel ve Bozkır’ın Tezenesi Neşet Ertaş’ın türküleriyle sadece bir yöreyi değil tüm memleketi anlattı bize bu anlamlı konser. Teşekkürler Melih Tepretmez, bir sonraki eserini merak ve heyecanla bekliyoruz.

Konseri izleyenler arasında Berlin Başkonsolosu İlker Okan Şanlı’da vardı. Şanlı’ya konser sonrası duygularını soruyorum; sorumu: “Konserin hepimize hatırlattığı şey, ne kadar güzel bir milletin mensubu, ne denli büyük bir bütünün parçası olduğumuz. Memleketimizin esintilerini Berlin’e taşıyan kıymetli sanatçılarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. “şeklinde yanıtlıyor.
Ayrıca teşekkürler; Berlinli bağlama sanatçısı Nevzat Akpınar, konserin Türkiye’den konuk ses sanatçıları Burcu Soysev Nuray Çeviker, Teoman Nazif ile enstrümanlar, Barış Öğüt (keman), Elvan Şekercioğlu (keman), Sonat Serbest (viyola), Elif Dimli (viyolonsel), Deniz Yurdakul (kontrabas), Elif Aksoy (klarinet), Yankı Bıçakçı (bateri), Anna Tepretmez (piyano) ve Melih Tepretmez (şef, düzenleme ve kurgu) ile Esra Serbest (projeksiyon) emeklerinize yürekten teşekkürler.
Haber ve Fotoğraflar/ Hüseyin İşlek















































Kommentare
…Kommentare werden geladen…