Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun İmralı ziyareti, Türkiye’de demokratik siyaset açısından önemli bir sınav aşamasında. CHP, bu komisyona üye verdi, ancak komisyonun İmralı’ya gitme kararına katılmadı.
CHP neden böyle bir tutum aldı?
Milliyetçi çevrelerden oy kazanmak mı?
Cumhur ittifakına bu süreçten puan kazandırmamak mı?
Niyet buysa; ırkçılara cesaret vermiş olur. Partinin kendi tabanı ve Türkiye demokrasisi zarar görür.
CHP ne yapmalı, nasıl yapmalı?
CHP, İmralı Cezaevi’ne heyet göndermeyi görüşen ‘Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na üye vermeyeceklerini, komisyonda kalmaya devam edeceklerini açıkladı. CHP’nin komisyonun kararına uymayarak İmralı’ya gitmeme kararı, öncelikle kendi üyeleri ve sol, sosyal demokrat, demokratik cepheden seçmenler açısından nasıl değerlendirilecek? Dem partinin ilk CHP mesajı Komisyonda söz alan DEM Partili Gülistan Kılıç Koçyiğit’se özetle şöyle konuştu: “Kürt halkı kimin demokrasiden, barıştan, çözümden yana durduğunu, cesaret ve cüret ettiğini, elini taşın altına koyduğunu tane tane not ediyor.”
Bu kesimler, barış ve diyalogdan yana CHP’den çözüm üreten bir duruş beklerken, partinin “milliyetçi reflekslerle” hareket etmesi, sadık seçmen tabanında ciddi oy kayıplarına yol açabilir. Kısa vadede milliyetçi çevreden birkaç puan kazanmak, uzun vadede partinin ideolojik temellerini zedelemek anlamına gelir. Oysa, CHP, “barış TBMM çatısı altında çözülmeli” görüşünü ısrarla savunması başarılı oldu. TBMM’de komisyonun kurulmasına katkı sundu. CHP, bu süreçte katılımcı değil ana muhalefet partisi olarak kendi barış anlayışıyla toplumsal barış anlayışını bütünleştirmeli.
CHP ırkçı alana girmemeli!
CHP, barış konusunda inisiyatif almadığında, ırkçı ve kutuplaştırıcı bir çizgide öne çıkan Ümit Özdağ gibi aktörlerin sahaya hakim olmasına yol açar. Toplumda CHP, bunlarla aynı sahnede olduğu algısı gelişir.
CHP’nin, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun İmralı ziyaretine üye vermemesini fırsat bilen Ümit Özdağ CHP ile aynı çizgideymişçesine,
"Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Özgür Özel olmak üzere CHP yönetimini içtenlikle Zafer Partisi adına tebrik ediyorum" dedi. Özdağ, "Şimdi atılması gereken diğer adımın da CHP Genel Başkanı ve mesai arkadaşı tarafından atılacağını düşünüyorum ki o adımda artık bu komisyonda daha fazla oturmamak” mesajını yayınladı.
CHP, Dem Partiyle “arasının açmasını”, Zafer Partisi genel başkanı Ümit Özdağ’ın CHP’yi tebrik etmesini bir kez daha düşünülmeli.
CHP, kendi tabanına ve Türkiye kamuoyuna yanlış sinyal veriyor. Kamuoyunda oluşan “Milliyetçi reflekslerden yanayız” algısı hem partiyi tuzağa çeker hem de Türkiye coğrafyasında oluşan barış ve demokrasi algısını yaralar.
CHP’nin yapması gereken açık: Kısa vadeli politik hesaplarla milliyetçi kulvara yönelmek yerine, demokratik ve barışçıl çizgisini korumalı.
Öncülük ve önderlik etmelidir. Barış ve demokrasi sürecinde “tökezlemek”, yalnızca toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmekle kalmaz, partinin uzun vadeli seçim güvenilirliğini de tehdit eder. Milliyetçi çevreden birkaç puan kazanma umudu, sol ve sosyal demokrat seçmen kaybı ve partide uyumsuzluk ve umutsuzluğu yaratır. CHP sahadaki en büyük destek tabanını kaybetmiş olur.
Sonuç olarak!
Türkiye’nin ilk ve köklü partisi CHP kendi ideolojik temelleri üzerinde tuzağa düşmemeli. Türkiye’de barış, sadece kavram değil; bedeller ödenmiş geçmişin acılarını barışa taşınma cesareti, ülke ve toplum değerdir.
CHP, "Meselenin milletten bir şey saklamadan şeffaflıkla konuşulması" gerektiğini her platformda savunmalıdır. CHP’nin demokrasi ve barış cephesinde yerini alması hem kendi üyelerinin hem de Türkiye halkları açısından önemlidir, değerlidir, gereklidir.
Hadi hayırlısı…

Kommentare
…Kommentare werden geladen…