Almanya Federal Meclisi’nde (Bundestag) Yeşiller Partisi’nin talebiyle geçtiğimiz hafta Demokratiefördergesetz (Demokrasi Teşvik Yasası) bir kez daha gündeme geldi. Tartışmalar, CDU/CSU’nun demokrasi teşviki kavramına mesafeli yaklaşımını yeniden gözler önüne sererken, Berlin-Brandenburg Türkiye Toplumu (TBB) konuyla ilgili dikkat çekici bir açıklama yaptı.
Önceki yasama döneminde koalisyon anlaşmasında yer almasına rağmen söz konusu yasanın hayata geçirilememiş olmasına dikkat çeken TBB, Almanya’da artan aşırı sağcı, ırkçı ve şiddet içerikli eylemlerin demokratik toplumu ciddi biçimde tehdit ettiğini vurguladı.
TBB Eş Sözcüsü Ayşe Demir, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Son yıllarda ırkçılık, antisemitizm, antiziganizm, Müslüman karşıtlığı, queer düşmanlığı, cinsiyetçilik, dijital nefret söylemi ve anayasal düzene yönelik saldırılar daha görünür ve kontrolsüz hale gelmiştir. Açık, çoğulcu ve demokratik hukuk devleti anlayışı büyük baskı altındadır.”
“Demokrasiyle Mücadele Toplumsal ve Sürekli Bir Görevdir”
Demir, bu tehlikeli eğilimlerle mücadelenin ve Almanya’nın özgür demokratik temel düzeninin korunmasının, artık yalnızca siyaset kurumunun değil, tüm toplumun kalıcı sorumluluğu haline geldiğini ifade etti.
Açıklamada, özellikle sivil toplum ve göçmen örgütlerinin, demokratik değerlerin savunulmasında kilit rol oynadığına dikkat çekildi. Ayşe Demir, bu yapıların demokrasi karşıtı gelişmelere hızlı ve etkili biçimde yanıt verebilmesi için daha güçlü ve sürdürülebilir biçimde desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
TBB: “Federal ve Eyalet Düzeyinde Demokratiefördergesetz Şart”
TBB açıklamasında, demokrasi ve toplumsal çeşitliliğin güçlendirilmesi için, sivil toplum kuruluşlarına yönelik ihtiyaca dayalı ve uzun vadeli bir finansman modeli oluşturulmasının ancak Demokratiefördergesetz ile mümkün olabileceği belirtildi. Bu yasanın hem federal düzeyde hem de eyaletler bazında hayata geçirilmesi gerektiği vurgulandı.
Son olarak TBB, CDU/CSU’ya açık çağrıda bulunarak, demokratik güçlerin yanında net bir duruş sergilemelerinin ve sivil toplumu yasal bir güvence altına almalarının artık ertelenemez bir zorunluluk olduğunu ifade etti.

Kommentare
…Kommentare werden geladen…