Bu fotoğraflara bakınca insanın aklına ilk gelen şey gürültü değil, sessizliktir.

Ama bu sessizlik boş değildir.
Bu, ne yaptığını bilen bir aklın sessizliğidir.
Bu karede gördüğümüz kişi sıradan bir lider değildir.
Mustafa Kemal Atatürk, yalnızca bir komutan ya da bir devlet kurucusu değil; aynı zamanda bilginin sorumluluğunu omuzlarında taşıyan ender bir liderdir.
Bugün dünya, lider bolluğu yaşıyor.
Konuşan çok, iddia eden çok, her şeyi bildiğini söyleyen çok.
Ama Atatürk’ün çağında bile zor bulunan bir şey bugün neredeyse yok olmuş durumda.
Akıl ile cesareti aynı bedende birleştiren liderlik.
Atatürk’ü farklı kılan şey, mutlak doğrular iddia etmemesiydi.
“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” derken, kendi fikrini bile bilimin önüne koymayacak kadar cesurdu.
Bu, felsefi anlamda gerçek bir bilgeliktir.
Siyaset açısından bakıldığında ise Atatürk, günü kurtaran değil, yüzyılı inşa eden bir liderdi.
Popülizme yaslanmadı, alkışın peşinden koşmadı, kolay olanı değil doğru olanı seçti.
Gazetelerin bugün attığı manşetlere bakınca fark açıkça görülüyor.
Güç var ama vizyon yok.
Yetki var ama sorumluluk yok.
Liderler var ama Atatürk gibi bilen bir lider yok.

Bu fotoğraflar bize şunu hatırlatıyor:
Gerçek liderlik bağırmak değildir.
Gerçek liderlik, halkına gerçeği söyleme cesaretidir.
Bedeli olsa bile…
Bugün kıyasıya “bildiğini” iddia edenlerin dünyasında, Mustafa Kemal Atatürk’ün yokluğu bu yüzden daha çok hissediliyor.
Çünkü o, yalnızca yöneten değil; düşünen, sorgulayan ve öğreten bir liderdi.
Ve belki de bu çağın en acı gerçeği şudur:
Artık herkes biliyor gibi yapıyor, ama Atatürk gibi bilen bir insan yok.
Temel IŞIK / ha-ber.com


Kommentare
…Kommentare werden geladen…