Bu ülkede düzen basit çalışır kardeşim.
Ne zaman AKP’nin pis dosyaları kabaracak, ne zaman kasa konuşacak, ne zaman hırsızlık kokusu burna vuracak…
Hemen ortalığa bir rezalet atılır.
Ekranlar şenlenir.
Köpekler salınır.
Zihinler dağıtılır.
AKP’nin yolsuzlukları mı?
Geç onu…
Milyarlar nereye gitti mi?
Boş ver…
İsrail’le yapılan ticaret mi, limanlardan kalkan gemiler mi?
Aman sus, ağzını bozma!
ABD’nin elindeki dosyalar mı, kasetler mi, kim kime neyin karşılığında eyvallah çekmiş mi?
Hadi oradan!
Çünkü bunlar esas meseleler.
Bunlar konuşulursa düzen dağılır.
Bunlar konuşulursa koltuk sallanır.
Bunlar konuşulursa “yerli ve milli” masalı çöker.
Ne yapıyorlar peki?
Uyuşturucu içmiş üç tane dangalağı çeviriyorlar kameraya.
Bir ev baskını, iki yatak, üç görüntü…
Hop!
24 saat yayın.
“Seks partisi!”
“Rezalet!”
“Ahlaksızlık!”
Millet de atlıyor oltaya.
Aç adam ahlak bekçiliğine soyunuyor.
İşsiz genç başkasının yatak odasını tartışıyor.
Emekli, cebinde beş kuruş yok ama başkasının hayatına sövüyor.
Olan biten şu:
Halkı oyalıyorlar.
Gürültüyle, dedikoduyla, rezaletle beyinleri kilitliyorlar.
Ülkücü mafyalar mı?
Devletin içine çöreklenmiş çeteler mi?
Silahlar, uyuşturucu yolları, karanlık ilişkiler mi?
Onlar “vatan” etiketiyle paketlenip rafa kaldırılıyor.
Çünkü orası tehlikeli.
Orası dokunulmaz.
Orası derin.
Ama üç beş piyon yakalandı mı,
Hop manşet!
Hop tartışma!
Hop linç!
Bu bir tesadüf değil.
Bu bir taktik.
Bu bildiğin algı operasyonu.
Gerçek konuşulmasın diye gürültü yapılıyor.
Hesap sorulmasın diye millet birbirine düşürülüyor.
Hırsız görünmesin diye ahlak sopası sallanıyor.
Ama şunu unutuyorlar:
Bu halk her şeyi yer,
Ama yapılanı unutmaz.
Gürültü diner.
Kameralar susar.
Ve bir gün, o dosyalar…
Hepsi tek tek açılır.

Kommentare
…Kommentare werden geladen…