Bugün Ortadoğu ABD ve Türkiye politikaları üzerinde derinleşen yara sargı tutmuyor.
ABD halkı bir girdabın içinde. Market fiyatları uçuyor, barınma krizi derinleşiyor, sağlık pahalı, eğitim borçlu, emeklilik güvencesiz. Ülkede de sıradan insanlar yorulmuş, yoksullaşmış, güvencesizleşmiş durumda. ABD, dünyayı dizayn etme yarışında.
Türkiye bir yandan ekonomik ablukayı yarmaya çalışıyor. Diğer yandan kapsama alanına girdiği Suriye meselesiyle meşgul.
ABD için saldırganlık küresel askeri imparatorluk siyaseti. Leke halkları yoksullaşıyor; iktidarlar küresel sermayenin güvenliğini sağlamak adına, savaşa, işgala yatırım yapıyor.
Bu çelişki, çağımızın en temel krizidir.
ABD, Küresel Dünya Düzeni İstiyor.
Soğuk Savaş sonrası ABD, kendini “dünyanın jandarması” ilan etti. Yoksul ülkeler üzerinde çatışma, savaş, ekonomik ve siyasi abluka kuruyor.
ABD politikası üç ayak üzerine kuruldu:
Askeri müdahale:
Irak, Afganistan, Libya, Suriye… Her yerde “özgürlük” adına girildi; bu gün görünürde olan açlık, sefalet, yıkım…
Kimlik siyasetinin kışkırtılması:
Din, mezhep, ulus ve etnisite üzerinden böl, yönet, parçala.
Bağımlılık üretimi:
Ülkelerin ekonomik ve siyasi süreçlerini yönet; ayrıştır, çatıştır, savaştır ve de demokrasi ve adalet çığlıklarıyla işgal ederek kendine bağımlı hükümetler kur.
Sonuç :
Daha fazla savaş
Daha fazla mülteci
Daha fazla milliyetçilik
Daha fazla nefret
Daha az demokrasi ve yoksullaşan halklar.
Türkiye’nin Suriye Bağı ve Çıkmazı
Türkiye, Suriye savaşının hem aktörü hem mağduru oldu. Bir yandan milyonlarca Suriyeli Türkiye’ye geldi.
Öte yandan Türkiye, Suriye’de askeri varlık kurdu, sahaya bağlandı, bölgesel bir çıkmaza müdahil oldu.
Bu durum üç ağır sonuç yarattı:
• Ekonomik yük arttı.
• İç siyasette kutuplaşma derinleşti.
• Türkiye’nin dış politikası bağımsızlığını yitirdi.
Suriye artık sadece dış politika meselesi değil; Türkiye’nin toplumsal huzur meselesi oldu.
ABD Halkı da Aynı Çarkta
ABD halkı da bu savaş düzeninden kazançlı çıkmadı. Pentagon bütçesi trilyon dolarlara çıkarken:
• Sağlık sistemi çöktü,
• Üniversite borçları patladı,
• Ev kiraları uçtu,
• Orta sınıf eridi.
Yani savaş politikası zenginleri daha zengin, halkı daha yoksul yaptı.
Türkiye’deki emekli ile ABD’deki düşük gelirli işçi aynı kaderi paylaşıyor, savaşın bedelini ödüyorlar.
Ne Yapmalı?
1) Savaş Ekonomisinden Barış Ekonomisine Geçiş
Hem Türkiye hem dünya için temel hedef şu olmalı:
Askeri harcamalar azaltılmalı,
Eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik parasız olmalı.
Kaynaklar silaha değil, insanca yaşama aktarılmalı.
Barış, sadece ahlaki bir talep değil; ekonomik bir zorunluluktur.
2) Bağımsız Dış Politika
Türkiye’nin Suriye’den çıkış yolu:
Askeri çözüm yerine diplomasi,
Kalıcı çözüm için kendi iç dinamiklerine dönerek ülke kalkınması için mücadele.
ABD’nin ise yapması gereken:
Müdahaleci politikaları terk etmek,
Ülkelerin iç işlerine karışmamak,
Askeri üsler imparatorluğundan vazgeçmek.
3) Kimlik Siyasetine Karşı Ortak Yurttaşlık
Dünya, din ve milliyet üzerinden parçalanıyor. Buna karşı tek panzehir:
Eşit yurttaşlık, ırkçılığa karşı net duruş,
mezhepçi siyasete sıfır tolerans.
İnsanları düşmanlaştıran siyasi çıkarlardır.
4) Halkların Halklarla Dayanışması
Çözüm yalnız devletlerden gelmeyecek. Halkların birbirini anlaması gerekiyor.
Türkiye, Irak, İran…, işçileri ABD işçisiyle, Amerikalı emekçi Türk emekçisiyle, Suriyeli mülteci Türkiye halkıyla ortak sorunlarını konuşmalı.
Halklar düşman değil, düşman savaşı kâr haline getiren düzendir.
5) Demokrasi ve Hesap Verebilirlik
Savaş kararları, ganimetler, antlaşmalar halktan gizleniyor.
Demokrasi olmadan barış olmaz.
Dünya Ya Barışla Değişecek ya da Yıkımla
Bugün gerçek tablo şu:
Kapitalizmin yayılmacı politikalarının ekonomi mühendisleri ve silah şirketleri, finans sermayesi, savaş lobilerinin insan, doğa, ulus, milliyet, din, mezhep dertleri yok!
Onların tek derdi var: Daha çok sömürge, daha çok kar etme.
Bu düzen sürerse:
Daha fazla savaş,
Daha fazla mülteci,
Daha fazla yoksulluk,
Daha fazla ölüm,
Daha fazla kan göreceğiz.
Başka bir yol var:
Savaş yerine barış,
Düşmanlık yerine dayanışma,
Bağımlılık yerine bağımsızlık,
Şükür yerine hak,
Kutuplaşma yerine eşit halklarla birlikte yaşam.
Sonuç olarak:
Dünya kapitalist, faşist sistemin silahları, askeri ve iktidar gücüyle yönetilmesin:
İnsanlar farklılıklarına hoş görü göstererek, ortak değerleri üzerinden, eşit hak ve özgürlükleriyle yaşasın.
Hadi hayırlısı…

Kommentare
…Kommentare werden geladen…