İSTANBUL (AA) - ŞÜKRÜ GÜNDÜZ - İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık, ailenin güçlendirilmesi ve gençlerin evlilik ile çocuk sahibi olmaya teşvik edilmesinin Türkiye'nin en kritik demografik ve toplumsal meselesi olduğunu bildirdi.
Karabıyık, toplam 26 ilde yaklaşık 5 bin kişiyle yaptıkları evlilikle ilgili araştırmaya ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Kendilerini mutlu, huzurlu ve güvende hissedenlerin evli ve çocuklu çiftler, en fazla kaygı, baskı ve sıkıntı yaşayanların ise çoğunlukla bekarlar ve yüksek eğitimli kişiler olduğunu dile getiren Karabıyık, genç nesillerin evliliğe bakışını anlamak için 2025'te saha çalışması yaptıklarını anlattı.
Toplam 26 ilde, yaklaşık 5 bin kişiyle, siyasi ve demografik kota uygulayıp, "Büyükşehirde aile olmak insanlar için ne anlam ifade ediyor? Büyükşehir ikliminde aile olmanın önündeki engeller neler? Gençlerin evlilik düşüncesiyle ilgili zihinlerinin arka planında neler yatıyor? Gençlerin evlilik düşüncesini etkileyen faktörler neler? Çocuk sahibi olma düşüncesini etkileyen faktörler neler?" şeklinde sorular sorduklarını dile getiren Karabıyık, "Araştırmamızın en çarpıcı bulgularından birisi, Türkiye'de kendini en mutlu, huzurlu ve güvende hissedenlerin evli ve çok çocuklu olanlar olmasıydı. Yani evlilik ve çok çocuk sahibi olmak insanı daha mutlu, huzurlu ve güvende hissettiriyor. Yine kendini baskı, sıkıntı, kaygı altında hissedenlerin kahir ekseriyeti bekarlar ve yüksek eğitimli kesimdi." diye konuştu.
Gençlerin evlilikle ilgili düşüncelerini etkileyen faktörlerin başında ekonomik sebeplerin geldiğine dikkati çeken Karabıyık, "Kendimi yalnız daha mutlu, huzurlu ve güvende hissediyorum." diyen yaklaşık yüzde 10'luk bir kitlenin bulunduğunu anlattı.
Karabıyık, araştırmada, "kariyer hedefi olduğunu" ifade eden erkeklerin yaklaşık yüzde 5'inin, kadınların ise yüzde 9'unun "aile kurmayı kariyeri açısından bir engel olarak gördüğünü" söylediğini aktardı.
Vakfın, kuruluşunun ardından bu konuları titizlikle araştırdığını vurgulayan Üner Karabıyık, bunlara dikkati çekmek için "Küresel tehditler karşısında aile", "Büyükşehirde aile olmak" ile "Sosyokültürel riskler ve aileye yönelik tehditler" konuları hakkında çalıştaylar düzenlediklerini anlattı.
Karabıyık, aileye yönelen küresel tehditlerin varlığının altını çizerek, "Bugünkü küresel iklim aile kurmayı zorlaştırıyor. Bunun en somut verisini toplayabileceğimiz tablo, insani gelişmişlik endeksindeki ilk 50 ülkenin durumudur. Bu ülkelere baktığınızda neredeyse tamamında kadın başına doğum oranlarının 2,1'in altında olduğunu görüyoruz. Bu oran, bir toplumun nüfusunu yenileme oranıdır. 2,1'in altına düşen toplumlar demografik olarak çöker ve tarih sahnesinden silinirler." değerlendirmesini yaptı.
Araştırma sonuçlarında gençlerin önündeki en büyük engelin "ekonomik sorunlar" olarak öne çıktığını ancak maddi teşviklerin de çözümde yeterli olamadığını belirten Karabıyık, şöyle devam etti:
"Güney Kore’de kadın başına doğum oranları 1,2'ye düşünce Güney Kore devleti, 'Bu bir afettir, felakettir.' diyerek ulusal acil durum ilan etti. Hemen maddi teşvik paketlerini devreye aldı. 15 yılda 200 milyar dolar teşvik uyguladı. 1,2 olan kadın başına doğum oranı 15 yılın sonunda 0,7'ye geldi. Demek ki maddi teşvikler problemi çözmede yeterli olmuyor. Maddi imkanlarınızı arttırdığınızda da beklentileriniz çok daha hızlı yükseliyor ve aradaki makası kapatamıyorsunuz. O zaman bizim aile kurmakla, çocuk sahibi olmakla ilgili psikososyal faktörlere, maneviyata bakmamız lazım. Genç kuşaklarımızın maneviyatını nasıl güçlendireceğiz? Bu noktada onları nasıl teşvik edeceğiz? Buraya yoğunlaşmamız gerekiyor. Sosyal medyanın etkisiyle şu anda evlilikle ilgili gençlerin beklentileri çok arttı. İhtiyaçları olmayan pek çok şeyi zaruri olarak görüyorlar ve evlilikle ilgili masraflarını, bütçelerini zorlayan bir durum var ortada. Burada en büyük sorumluluk da anne ve babalara düşüyor. Anne babaların evlilik sürecini kolaylaştırması, gençlerin evliliğini teşvik edecek yaklaşımı ortaya koyması lazım. Mesela evlilikle, nişan, düğün törenleri, mobilyalı evin tefrişiyle ilgili ortaya konan eşya listeleri gibi çok da zaruret olmayan, ihtiyaç olmayan fakat beklenti olarak ihtiyaçmış gibi konumlandırılan şeyleri gözden geçirmeye ihtiyacımız var. Gençlerimizi bu noktada teşvik etmeye ihtiyacımız var."
Karabıyık, gençlerin evliliğinin bir zaruret olduğuna işaret ederek, bu iddialı cümleyi kurmasının sebebinin saha araştırmaları olduğunu belirtti.
Daha mutlu, huzurlu ve güvende hisseden bir toplum isteniyorsa onun daha çok evli ve çok çocuklu ailelerden oluşması gerektiğini saha araştırmalarının kendilerine söylediğini dile getiren Karabıyık, "Evlilik mutluluğu, huzuru ve güven duygusunu temin eden bir kurumdur. Fakat bugünkü maalesef ekranlardan yansıtılan aile temsilleri aileyi sorun merkezi olarak gösterir. Oysa toplumumuza sorduğunuzda, gençlerin yüzde 94'ü ailenin 'mutluluk, huzur ve güven kaynağı' olduğunu söylüyor. Gençler gündüz kuşağı programlarına, dizilerdeki sorunlu aile temsillerine bakarak aileyi zihinlerinde öyle kodlamasınlar." dedi.
- "Ocakların tütmesi sizin evliliğinize bağlı"
Üner Karabıyık, aile kurma ve çocuk sahibi olmanın bir ülke için beka meselesi olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Hem bireysel faydanız hem toplumsal faydanız hem de insanlığın geleceği için gençlere çok net bir mesajımız var: Evlenin, çocuk sahibi olun. Zira biz İstiklal Marşı'mızda şunu söylüyoruz: 'Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak, sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.' Ocakların tütmesi sizin evliliğinize bağlı. O bayrağın göklerde kalması aile kurup çocuk sahibi olmanıza bağlı. Eğer çocuk yoksa devlete gerek yok. Eğer çocuk yoksa tapuya gerek yok. Eğer çocuk yoksa hiçbir şey yapmanın anlamı yok. Biz, çocuk sahibi olduğumuzda çocuklarımızla geleceği inşa edeceğiz. Eğer biz yarınlara güvenle yürümek istiyorsak, gençler evlenin, çocuk sahibi olun. Bu devleti, bu milleti ve insanlığı ayakta tutun."

Kommentare
…Kommentare werden geladen…