İnsanoğlu Venüs gezegenine de gitse giderek vahşileşmekten kurtulamadı… Liderler giderek daha çok resimli roman kahramanlarına benzemeye devam ediyorlar. Eline gücü geçiren sadece kendi ülkesinin değil; dünyanın da hakimi ve yeni oyun kurucusu oluveriyor. Eskilerin deyimi ile “gücü gücüne yeten” feodal bir yapı hortlamış, cangıl kurallarını geçerli kılmış durumda…
Teknolojinin gelişmesi ve ileri gitmesi, yarım yüzyıldır yaşam biçimlerini kolaylaştırmış olmasına rağmen insanlık medeni birer varlık olmayı beceremedi. Yamyamlar gibi insanlar birbirini öldürmeye ve çiğ, çiğ yemeye devam ediyorlar. Bu da bana Cangıl yaşamını hatırlatıyor. Bugün insanlık hiçbir kuralın geçerli olmadığı; tuzaklar ile dolu güçlü hisseden hayvanların kendinden güçsüzleri besin zincirinin bir parçası olarak gördükleri savan ikliminin acımasız yaptırımlarında hayatta kalma mücadelesi içindeler.
Savan’da küçük hayvanlar hayatta kalmak için hep kaçmak ve saklanmak zorundadır. En iyi otu bulup yemek için korku içinde dolaşırlar. Su içerken bile arkalarını kollamak zorundadırlar. Sonları genellikle bir aslanın, timsahın veya jaguarın dişleri arasında son bulur. Hiçbir zaman Tik-tok videolarındaki gibi merhamet ve bağışlanma söz konusu değildir. Öyle insanları da sevmezler. İnsanlar onları görmeye çelik kafesler içinde savana girerler. Kafasını uzatıp okşatan aslan göremezsiniz. Ama insanın kafasını bir lokma da koparan aslan hikayeleri dinleyebilirsiniz. Çünkü orası gerçek Dünya’dır. Avcı da olsanız, avda olsanız fark etmez. Elinizdeki tüfeğin mermi miktarı ve çabukluğunuz kadar hayatta kalırsınız…
Maalesef yaşadığımız dünya da tam bir Cangıl’a dönmüş vaziyette… Herkes kendini aslanlardan korumak zorunda… Çünkü çok fazlalaştılar. Günümüzde yalancı şahitlerin veya sizi asılsız olarak suçlayanların bir ceza aldıkları görülmemiştir. Aksine suçlanan siz olduğunuz için, suçsuz olduğunuzu veya suç oluşturan bir eylemde bulunmadığınızı ispat etmek sizin işiniz. Ben bugüne kadar suçlanan kişinin suçsuz olduğunu savunan bir iddia makamına da rastlamadım.
Mesela en basiti yolda önünüzü kesen, sizi tehlikeye sokan bir kamyon veya otobüs şoförüne ne yapıyorsun diyen bir uygulamaya rastlamadım. Maalesef günümüzde trafikte her geçen gün sayısı çoğalan arabalar cangılda ki vahşi hayvanlardan farksız. Denetimlerde insan hayatını tehlikeye sokan ürünleri satanlar her gün artıyor. Patır patır yıkılan binaların müsebbipleri ortaya yok. Devlet ihalesi ile yol, köprü yapan en küçük yağmurda çöken yıkılan yollar, denetimsizlikten yangında hayatını kaybeden binalar gırla gidiyor. Cezalar ne kadar arttırılırsa arttırılsın bir işe yaramıyor. Suçlu sayısı suçu önlemek için görevlendirilen kanun adamı sayısından fazla olunca suçu önlemeye veya denetlemeye imkân olmuyor.
Seçimi kazanana kadar kapınızı aşındıran siyasetçiler, seçim sonrasında kuzu maskesini bir kenara bırakıp aslan kesiliyorlar. Tabii, dişlerini gösterip önce sizi yemeye çalışıyorlar. Siz ne kadar kendi sorunlarınızı anlatıp çözüm bulacaklarına inansanız da kısa sürede cangılın kurallarına adapte oluyorlar. Kendi takımlarını kurup av bölgelerini belirliyorlar.
Dünya devi olarak kabul edilen ülkelere baktığımızda da durum pek farklı değil. Hepsi daha fazla silah yapma ve bomba elde etme derdinde. Açlık, kıtlık, küresel krizler umurlarında değil. Böylece güçsüz ülkelerin mallarına çökmek, topraklarındaki madenlere ve yer üstü zenginliklerine dost görünerek anlaşmalar yolu ile el koymaları mümkün oluyor. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın felsefesi ile çevresinde olup bitenlere aldırmayan sözde refah içindeki ülkeler yangının kendi kapılarına yaklaştığının farkında bile değiller. Küreselleşme sonucu meydana gelecek felaketlere aldırmıyorlar.
Son günlerde bir zamanların güçlü ekonomileri birer, birer çökerken veya fakirleşirken zenginliğin fende bilimde yapılan keşiflerde olduğunu unutmaya, mucitleri kendi kaderleri ile baş başa bırakmaya, araştırma giderlerini kısmaya başladılar. Para getirmeyen aksine gideri fazla bulunan konulara eskisi kadar fon ayırmıyorlar. Her şey maddeye yönelmiş durumda. Bilim, Sanat, Müzik, Resim, Kültür gibi yatırımlar erteleniyor. Boş işler olarak görülüyor…
Umudunu din olgusuna bağlayanlarda bu yüzyılda büyük bir hayal kırıklığına uğradılar. Tıpkı
Fransız ihtilalinde şişko papazlar gibi… Gençler müspet ilim okumamış ve kafalarını hurafeler ile doldurmaya çalışanların kontrolundan çıktı. Ellerindeki azınlığı çoğunluk zannedenler ülke yönetimlerindeki otoritelerini birer birer kaybediyorlar.
Kısacası cangıl kuralları bütün hızı ile gündemdeki yerini kaba gücün yardımı ile almaya devam ediyor. Korumasız ve hazırlıksız olanlar ise; avlanmaya, kendilerine tanınan sınırlar içinde ve biçilen sürelerde yaşamaya devam ediyorlar.
Tıpkı koyunlar gibi…
Ancak Cangıl giderek büyüyor ve etrafımızı sarıyor…
Taner TÜMERDİRİM

Comments
…Loading comments…