Berlin’in köklü sivil toplum kuruluşlarından Berlin Türk Alman Kadınlar Birliği (BETAK), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Berlin’de anlamlı ve geniş katılımlı bir etkinlik düzenledi.

Türk-Alman İşverenler Birliği (TDU) salonunda gerçekleştirilen program, kadın haklarının tarihsel mücadelesini günümüz başarı hikâyeleriyle buluşturan güçlü mesajlara sahne oldu.

Sunum ve moderatörlüğünü BETAK Yönetim Kurulu Üyesi Çınla Vardar’ın üstlendiği etkinlikte, oyuncu Taies Farzan ile Genel ve Viseral Cerrahi Uzmanı Operatör Dr. Baran Hedayat konuk konuşmacı olarak yer aldı.

Yoğun ilgi gören etkinlikte kadın hakları, toplumsal eşitlik ve uluslararası dayanışma konuları ele alındı.

Çınla Vardar: “Cumhuriyet ve laiklik özgürlüğün teminatıdır”

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Çınla Vardar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün yalnızca sembolik bir kutlama olmadığını, kadınların haklarını kazanmak için verdiği uzun mücadelenin hatırlanması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

Kadın haklarının dünyada kendiliğinden elde edilmediğini belirten Vardar, bu hakların büyük cesaret ve kararlılıkla kazanıldığını söyledi. Türkiye’de kadınların toplumsal hayatta güçlü bir şekilde yer almasının temelinde Cumhuriyet ve laiklik ilkelerinin bulunduğunu ifade eden Vardar, şu değerlendirmede bulundu:
“Cumhuriyet ile birlikte kadınlar eğitimde, bilimde, sanatta ve siyasette yer alma hakkı kazandı. Bugün dünyanın birçok yerinde başarı elde eden Türk kadınlarının arkasında Cumhuriyet’in sağladığı özgürlük vardır.”

Vardar, konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk’ün kadın hakları konusunda attığı tarihi adımlara da dikkat çekerek, Türk kadınına birçok ülkeden önce seçme ve seçilme hakkı tanındığını hatırlattı.

“Cumhuriyet’e ve laikliğe sahip çıktığımız sürece bu özgürlükler sonsuza kadar yaşayacaktır” diyen Vardar, Atatürk’ü saygı ve minnetle andı.

BETAK Başkanı Hatice Selçuk: “Kadın hakları küresel bir sorumluluktur”

Programda söz alan BETAK Başkanı Hatice Selçuk, kadın haklarının evrensel boyutuna dikkat çekti.  8 Mart’ın aynı zamanda uluslararası dayanışmanın sembolü olduğunu belirten Selçuk, dünyanın pek çok yerinde kadın haklarının yeniden baskı altına alınmaya çalışıldığını ifade etti. Selçuk, özellikle Afganistan’da kız çocuklarının eğitimden uzaklaştırılması ve kadınların kamusal hayattan dışlanmasının tüm insanlığın sorunu olduğunu söyledi.

“Bir toplumun özgürlüğü, o toplumdaki kadınların ne kadar özgür olduğuyla ölçülür” diyen Selçuk, Avrupa’da bile kadınların yönetim kademelerinde yeterince temsil edilmemesi, ücret eşitsizliği ve kadına yönelik şiddetin devam etmesi gibi sorunların sürdüğünü belirtti.

Selçuk, BETAK’ın amacının yalnızca Berlin’deki kadınları bir araya getirmek olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: “Dünyanın farklı coğrafyalarında kadınların yaşadığı sorunları görünür kılmak ve uluslararası dayanışmayı güçlendirmek istiyoruz.”

Taies Farzan: “Kendi hayallerinizin kahramanı olun”

Etkinliğin onur konuklarından oyuncu Taies Farzan, küçük yaşta İran’dan bir tatil bahanesiyle ayrılarak İstanbul üzerinden Almanya’ya uzanan hayat hikâyesini katılımcılarla paylaştı. Kendisini “Acem asıllı Alman” olarak tanımlayan Farzan, gelişmiş ve eğitimli bir aileden gelmesine rağmen hayatın içinde “hayır demeyi” öğrenmenin kolay olmadığını ifade etti.

Kadın olmanın getirdiği zorlukların aslında hangi ülkede yaşanırsa yaşansın büyük ölçüde benzer olduğunu vurgulayan Farzan şu mesajı verdi: “Bir kadın bir adım öne çıktığında, tüm kadınlar öne çıkar. Kadınlar kendi sınırlarını çizmekten ve haklarını savunmaktan korkmamalı.”

Farzan, yeni neslin özgüven ve bilinçle yetişmesinin önemine değinerek kadınların hayallerini gerçekleştirmek için kendi içlerindeki güce inanmaları gerektiğini söyledi. Tiyatroya başlamasının kendisine büyük güç verdiğini ve hayatına yeni bir yön kattığını belirten Farzan, sanatın farklı kültürleri ve insan hikâyelerini görünür kılma gücüne sahip olduğunu ifade etti. Sanatın empati kurma ve toplumsal farkındalık yaratma açısından önemli bir araç olduğunun altı çizildi.

Dr. Baran Hedayat: “Haklar yasalarla korunur”

bırakarak iki bavulla Almanya’ya geldiğini ve göçmen bir kadın olarak karşılaştığı zorlukları nasıl aştığını samimi bir dille anlattı.

Meslek hayatında karşılaştığı haksızlıklara karşı sessiz kalmadığını belirten Hedayat, konuşmasında iki kültür arasında büyümenin hayatına kattığı perspektifi de paylaştı. İran kökenli bir aileden gelmesine rağmen Almanya’da hukuk devleti ve hak bilincinin önemini çok daha güçlü şekilde öğrendiğini ifade etti.

“Hakların sadece verilen bir lütuf olmadığını, yasalarla korunan temel değerler olduğunu Almanya’da öğrendim” diyen Hedayat, kadın dayanışmasının toplumların gelişmesinde önemli bir rol oynadığını belirtti. Hedayat ayrıca, Orta Doğu kültüründen gelen minnettarlık duygusunun Batı’nın disiplin ve hak bilinciyle birleştiğinde güçlü bir toplumsal değer oluşturduğunu ifade etti.

Dayanışma ve umut mesajı

Türkçe ve Almanca konuşmaların iç içe geçtiği etkinlikte katılımcılar da soruları ve yorumlarıyla tartışmaya dahil oldu. İnteraktif bir atmosferde gerçekleşen programda kadın hakları, göç, kültürel kimlik ve toplumsal eşitlik konuları farklı perspektiflerden ele alındı.

Program, Neşet Ertaş’ın “Kadın insandır, biz insanoğlu” sözleri ve kadın dayanışmasının gücüne yapılan vurgu eşliğinde umut dolu bir atmosferde sona erdi.

Haber ve Fotoğraflar: Hüseyin İşlek