Bu yazım anafikrini başlık olarak kullandığım sözcükten alacak.
Oraya gelinceye değin Cumhuriyet Halk Partisi’nin, kısaca tarihçesine bir göz atalım birlikte.
9 Eylül 1923'te; Mustafa Kemal Atatürk tarafından, Halk Fırkası adıyla kurulan, Türkiye'nin en köklü ve ilk siyasi partisidir CHP.
Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti'nin devamı niteliğinde olan parti, 1924'te; Cumhuriyet Halk Fırkası, 1935'te ise Cumhuriyet Halk Partisi adını alarak cumhuriyetin ilanı ve reformların mimarı olmuştur.
9 Eylül 1923'te tüzüğünün kabul edilmesiyle kurulan parti, Kurtuluş Savaşı'nı yürüten kadroların siyasi örgütü olarak, çağdaş Türkiye'nin yapılandırılmasını amaç edinmiştir.
Başlangıçta Halk Fırkası, 1924 yılında Cumhuriyet Halk Fırkası ve son olarak da 1935 yılında Cumhuriyet Halk Partisi adını almıştır.
Atatürk; partinin ilk kurultayı olarak 4-11 Eylül 1919 tarihlerindeki Sivas Kongresi'ni kabul etmiş, bu nedenle parti; savaş meydanlarında kurulan parti olarak nitelendirilmiştir.
Önderliğini Mustafa Kemal Atatürk'ün yaptığı parti; 1931 yılından bu yana, Altı Ok adı verilen Cumhuriyetçilik, Laiklik, Milliyetçilik, Devletçilik, Halkçılık ve Devrimcilik ilkelerini benimsemiştir.
1923-1950 yılları arasında, kesintisiz, yönetimde kalarak tek parti dönemini yönetmiştir.
1950'de iktidarı devrederek muhalefete geçmiş ve 12 Eylül 1980 darbesiyle kapatılmıştır.
9 Eylül 1992'de yeniden açılmıştır.
CHP; Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesini temsil eden, Kurucu Parti olma özelliğine sahiptir.
CHP; ilk ihaneti Demokrat Parti’nin kuruluşuyla yaşar.
Demokrat Parti -DP; 7 Ocak 1946'da, Dörtlü Takrir diye adlandırılan Celâl Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan tarafından, „CHP'nin tek parti yönetimine karşı çok partili yaşama geçiş“ denilerek kurulur.
Amerika Birleşik Devletleri’nin açık desteğiyle, Liberal Ekonomi ve Demokrasi vurgusuyla kurulan parti; 1950 seçimlerini kazanarak, CHP’nin 27 yıllık tek parti yönetimine son verir.
Partiyi kuranlar; kişisel çıkarlarını ABD’nin Türkiye üstündeki siyasî ve ekonomik çıkarlarıyla birleştirerek ilk ihaneti yapmışlardır Kurucu Parti’ye…
CHP içinden çıkarak bu partiyi kuranlar; CHP’nin, özellikle, toprak reformu ve demokrasi karşıtı uygulamalarını öne sürerek açıkladılar partilerinin kuruluş nedenini.
27 Mayıs 1960 yılına değin yönettikleri ülkede yurttaşları, cepheler kurarak ayrıştırdılar.
1960 – 64 arasında koalisyonlarla yönetildi ülke.
1964 yılında; eski bir asker olan Ragıp Gümüşpala’nın 1960 darbesinden sonra kurduğu Adalet Partisi, Süleyman Demirel’in eline geçti.
AP ve Süleyman Demirel ülkeyi kurdukları Milliyetçi Cephe Hükümetleriyle, önce 12 Mart 1971 Muhtırası’na getirdiler, sonra da 12 Eylül 1980 Beşibiryerde Cuntasına…
Bu cunta; ülkedeki tüm partileri yasakladı. Parti yöneticilerine siyaset yasakları getirdi.
Yeni yeni partiler kuruldu.
Cunta; ülkeyi 1982 yılında, dünya siyaset tarihinde, birçok ülkede görülen acımasız bir yöntemle, „Asmayalım da, besleyelim mi?“ mantığıyla yönetti.
Binlerce insanımızı astılar. Binlercesinin katilinin kim oldukları, nerede ve nasıl toprağa verildikleri, bugün bile bilinmiyor.
1992 yılında partilere ve parti yöneticilerine uygulanan yasaklar kaldırıldı.
Yeni partiler kuruldu. Bu partiler arasında birleşmeler yaşandı.
ANAVAVATAN PARTİSİ – ANAP’lı ve Turgut Özal’lı, köşe dönücü anlayışlarla yönetildi ülke.
Son Genel Başkan Bülent Ecevit kendi partisini kurdu. CHP ile hiçbir birleşme önerini kabul etmedi.
CHP’nin başına Deniz Baykal geçti ve Kurucu Parti; tarihinde ilk kez seçim barajının altında kaldı onun genel başkanlığı döneminde.
Bence CHP; en büyük ihaneti onda ve ondan sonra partiye genel başkan olan Kemal Kılıçdaroğlu’nda yaşadı.
Gürsel Tekin ve benzerlerinin sırtından bıçakladıkları parti, şimdi de; Uşak Belediye Başkanı ve benzerlerinden görüyor ihaneti.
Bu hainlere karşı en sert yol izlenmeli, parti; içindeki bu hainlerden ayıklanmalıdır.
Yoksa bunca emek, ilk genel seçimlerin, bir kez daha kaybedilmesiyle sonlanacaktır.
Hain temizliğine, hemen, saniye yitirmeden başlamak zorundadır CHP...

Comments
…Loading comments…