Artık kimse kendini kandırmasın.
“Uluslararası hukuk”, “küresel düzen”, “ittifaklar”, “barış” gibi kavramlar yalnızca güçlülerin işine geldiği sürece kullanılan araçlardır.
Dünya, yeniden en ilkel gerçeğe dönmüştür. Gücü olan alır; zayıf olan boyun eğer.
Bugün yaşananlar bir krizler toplamı değildir. Bu, açık bir paylaşım mücadelesidir.
Amerika Birleşik Devletleri dünyanın her yerine askeri üsler kurarken buna “güvenlik” diyor.
Müdahale ettiği her coğrafyada düzen kurduğunu, demokrasi getirdiğini iddia ediyor. Ama gerçek şudur:
ABD, küresel hâkimiyetini kaybetmemek için her alana nüfuz etmeye çalışıyor.
Donald Trump çıkıp açıkça bu savaşta ya bana yardım edersiniz ya da “Gerekirse NATO’dan çıkarız, diyerek NATO’nun diğer üyelerini açıkça uyardı! Kendi içerisinde birlik bir yapıymış gibi…Bu cümle, aslında bir ittifakın ölüm ilanıydı…
Çünkü o gün herkes şunu anladı.
NATO bir güvenlik örgütü değil, ABD’nin jeopolitik aracıdır.
Bugün hâlâ bu yapıyı “küresel denge unsuru” olarak görmek, gerçeği inkâr etmektir.
NATO, dışarıdan bakıldığında güçlü; içeriden bakıldığında kırılgan bir yapıdır. Bir kâğıttan kaplandır, Donald Trump doğru söylemektedir.
Bu madalyonun bir yüzü ona bunu söyletenler ise, Avrupa’nın bu kirli savaşa daha az destek vermesinden dolayı bu söylemleri dile getirmekteler.
Rusya ise maskesini çoktan çıkardı.
Rusya-Ukrayna Savaşı ile dünyaya şunu ilan etti:
“Sınırlar, güçle değiştirilebilir.” Bu güç Silah, teknoloji, KI, ve daha birçok araçlar.
Bu, sadece bir savaş değil; yeni dönemin kural kitabıdır.
Çin daha sessiz ama daha sabırlı ilerliyor.
Ekonomik gücünü askeri ve siyasi etkiye dönüştürüyor.
Tayvan meselesi başta olmak üzere çevresindeki tüm alanları kendi etki sahasına katma hedefini gizlemiyor.
Bu bir ihtimal değil, zamanı bekleyen bir stratejidir.
Ve Orta Doğu…
İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki gerilim, sanıldığı gibi yerel değildir.
Bu coğrafya, büyük güçlerin hesaplaşma sahnesidir. Bin yıllardır bu coğrafyada savaş hep var olmuştur.
Herkes konuşuyor ama kimse gerçeği söylemiyor:
Hiçbir büyük güç savunmada değil, hepsi yayılıyor.
ABD üslerle ve Doların çöküşü, Rusya askeri güçle, Çin ekonomik ve stratejik kuşatmayla.
Avrupa mı?
Ekonomik dev, siyasi cüce, askeri olarak bağımlı, eski gücü olmayan her alanda personel eksiği bulunan yaşlanan’’ üstelik ırkçılığa zemin hazırlayan bir düşünce yapısı, kendi güvenliğini bile başkasına emanet etmiş bir yapı, bu oyunda ancak figüran olur. Bugün dünya bir savaşın içinde.
Ama bu savaş klasik değil.
Tanklar kadar yaptırımlar, Füzeler kadar veri, Ordular kadar enerji hatları konuşuyor. Bu yüzden tehlike daha büyük:
Çünkü savaş ilan edilmeden sürüyor.
1994’te ben Al gül dergisinde NATO zirvesi diye bir makale ele almıştım, dinci yapılardan, Ukrayna krizinden, Varşova paktının yıkılması ile birlikte NATO’da bu süreci tamamladığından bahsetmiştim, gecikmelide olsa bugün haklı olduğumu 32 yıl önce yazdığım makale doğruladı.
“Yeni krizler geliyor.”
Bugün o cümleyi güncelleyelim:
Kriz değil, kalıcı çatışma düzeni geldi. Kapitalizmin yaşaya bilmesi için savaşın şekli değişti artık kılıç kalkan yerine başta yapay zekâ ile algı oluşturmak, Enerji kaynaklarına müdahale ederek, savaş masrafını cahil seçmenlerin sırtına yıkmak; buna bağlı olarak her alanda kaos yaratarak hakimiyetlerini sürdürmeye çalışmak istemektedirler.
Ve son söz olarak birde barış içerisinde kardeşçe yaşamayı deneseler acaba nasıl olurdu?
Bu dünyada artık tarafsız kalan yoktur. Sadece henüz hedef olmamış olanlar vardır.
YENİ BİR PAYLAŞIM SAVAŞI
Artık kimse kendini kandırmasın. “Uluslararası hukuk”, “küresel düzen”, “ittifaklar”, “barış” gibi kavramlar yalnızca güçlülerin işine geldiği sürece kullanılan araçlardır. Dünya, yeniden en ilkel ger
last month2 dk okuma0 görüntülenme

Comments
…Loading comments…