Okul Baskınları ve Toplumsal Alarm: Geleceğimiz Tehlike Altında.
Çocukların Güvenliği Neden Sağlanamıyor?
Türkiye’de son dönemde artan okul baskınları ve okul çevrelerinde yaşanan şiddet olayları, toplumun en hassas noktasını hedef alıyor: çocuklarımızı. Okul önlerinde uyuşturucu satışının yaygınlaşması, silahlı saldırıların yaşanması ve çeteleşmenin gençlere kadar inmesi, sadece güvenlik sorunu değil, aynı zamanda derin bir toplumsal krizdir.
Kahramanmaraş’ta yaşanan ve 9 kişinin hayatını kaybettiği, 13 kişinin yaralandığı olay gibi örnekler, tehlikenin boyutunu açıkça ortaya koyuyor. Okullara kadar giren silahlı şiddet, artık “bireysel olay” değil, organize suçun ulaştığı noktayı göstermektedir.
Asıl Sorun: Baronlara Dokunulmuyor
Sokaktaki satıcılarla mücadele yeterli değildir. Asıl mesele, bu çarkı döndüren büyük organizasyonlar ve “baronlar”dır. Eğer bu yapılarla etkin bir mücadele yürütülmezse, okul önündeki torbacıyı temizlemek sadece geçici bir çözümdür.
Devletin tüm kurumlarıyla bu yapıların üzerine gitmesi gerekirken, bu alandaki eksiklikler toplumda ciddi bir
güvensizlik yaratmaktadır.
Rol Model Krizi: Diziler ve Sosyal Medya Etkisi
Gençlerin rol modelleri artık öğretmenler ya da bilim insanları değil; dizilerdeki kabadayı karakterler, silahlı güç figürleri ve “ağa” kültürünü temsil eden kişiler haline gelmiştir. Özellikle bazı televizyon yapımları, suçu ve şiddeti normalleştiren bir dil kullanmaktadır.
Bunun yanında sosyal medya da denetimsiz bir alan olarak çocukların gelişimini olumsuz etkilemektedir. Yaş sınırı uygulamaları ve aile denetimi artık bir tercih değil, zorunluluktur.
RTÜK’e Çağrı: Öncelik Toplumsal Fayda Olmalı
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK), yalnızca konuşma ve ifade özgürlüğü üzerinden cezai yaptırımlara odaklanması yerine, yayın içeriklerinin toplumsal etkisini daha güçlü şekilde denetlemesi gerekmektedir.
Hırs, silah, şiddet ve ölümün adeta “rol model” gibi sunulduğu dizi ve filmler; sabah kuşağında aile dramlarını, gözyaşını ve travmayı ekranlara taşıyan programlar toplum psikolojisini olumsuz etkilemektedir. Bu tür içeriklerin teşvik edilmesi değil, aksine sınırlandırılması ve gerektiğinde yayından kaldırılması
gerekmektedir.
RTÜK’ün asli görevi; toplumu ayrıştıran ve yozlaştıran içeriklere karşı durmak, bunun yerine:
Eğitici programları
Sosyolojik ve psikolojik bilinçlendirme içeriklerini
Aile yapısını güçlendiren yayınları
desteklemek olmalıdır.
Toplumun ihtiyacı, korku ve şiddet değil; bilinç, eğitim ve sağduyudur.
Aileler Hazır mı? Eğitim Şart
Ebeveynler, çocuklarını bu tehditlere karşı korumakta çoğu zaman yetersiz kalmaktadır. Bunun nedeni bilinç eksikliğidir. Ailelere yönelik eğitim programları hayata geçirilmeli, çocukların dijital ve sosyal dünyadaki riskleri anlatılmalıdır.
Güvenlik Zafiyeti ve Acil Önlemler
Okulların güvenliği artık yeniden ele alınmalıdır.
Okul önlerine kalıcı güvenlik görevlileri atanmalı
Öğretmenlerin desteklenmesi sağlanmalı
En az 65 bin güvenlik görevlisi görevlendirilmelidir
Ayrıca kolluk kuvvetlerinin taşıdığı silahların çocukların gözü önünde bırakılması gibi ihmaller de ciddi risk oluşturmaktadır. Bu konuda disiplin ve denetim şarttır.
Ekonomik Kriz ve Toplumsal Çöküş Riski
Ekonomik sıkıntılar aile yapısını zayıflatırken, gençlerin suça yönelme riskini de artırmaktadır. Gelecek kaygısı yaşayan gençler, çeteleşmenin içine daha kolay çekilmektedir. Bu nedenle güvenlik politikaları, ekonomik ve sosyal politikalarla birlikte ele alınmalıdır.
Özgürlükler Kısıtlanırken Suç Artıyor
Bir yandan suç oranları artarken, diğer yandan ifade özgürlüğüne yönelik baskılar toplumda ayrı bir gerilim yaratmaktadır. Gazetecilerin susturulması değil, gerçeklerin ortaya çıkarılması desteklenmelidir. Sorunları konuşmadan çözmek mümkün değildir.
Devlete Çağrı: Sorumluluk Zamanı
İçişleri ve Adalet Bakanlıkları başta olmak üzere tüm ilgili kurumlar, bu gidişata karşı güçlü ve kararlı adımlar atmalıdır. Caydırıcı yasalar, etkin denetim ve gerçekçi politikalar artık ertelenemez bir zorunluluktur.
Toplumsal Patlama Kapıda
Eğer gerekli önlemler alınmazsa, bu süreç sadece
bireysel trajedilerle sınırlı kalmayacak, toplumsal bir patlamaya dönüşecektir. Çocuklarımızın güvenliği, ülkenin geleceğidir. Bu sorumluluk, herkesin ama en çok da devleti yönetenlerin omuzlarındadır.
Unutulmamalıdır ki; koruyamadığımız her çocuk, kaybettiğimiz bir gelecektir.
Temel IŞIK / ha-ber.com

Comments
…Loading comments…