Türkiye siyasetinde bazı figürler vardır; yaptıklarıyla değil, söyledikleriyle; ürettikleriyle değil, kurgularıyla öne çıkarlar.
Bu isimler için siyaset, toplumsal sorunlara çözüm üretme alanından çok, görünür kalma mücadelesine dönüşür. Bu açıdan bakıldığında Ahmet Özal ile Muharrem İnce arasında dikkat çekici bir paralellik kurmak mümkündür.
Turgut Özal sonrası oluşan boşlukta Ahmet Özal, babasının mirası üzerinden bir siyaset kurmaya çalıştı. Ancak bu siyaset, kalıcı bir program ya da toplumsal mücadele hattı yerine, çoğunlukla “ölüm senaryoları” ve dönemsel stratejik çıkışlarla şekillendi. Türkiye’nin faili meçhullerle, yargısız infazlarla, gözaltında kayıplarla sarsıldığı bir dönemde, toplumsal yaralara temas etmeyen sadece kendini gündemde tutmaya çalıştığı siyasal dil, onu giderek marjinalleştirdi.
Benzer bir görünürlük arayışı, Muharrem İnce’nin siyasal pratiğinde de karşımıza çıkıyor.
İnce, Cumhuriyet Halk Partisi içinde kürsü ajitasyonula, girdiği polemiklerle görünür oldu. Cumhurbaşkanı adaylığı güçlü bir toplumsal mücadele geçmişinden çok, “kürsü etkisi”nin ürünü olarak şekillendi.
Daha Kimine göre aday olmaz olaydı, kimine göre havlu attı diye kayıtlara geçit.
2018 seçimlerinden sonra İnce’nin siyasi tutumu, birleştirici olmaktan çok ayrıştırıcı bir çizgiye evrildi. Başta Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere CHP yönetimini hedef alan sert açıklamalar yaptı. Bu açıklamaların bir kısmı, yalnızca sert değil; aynı zamanda kendi geçmiş söylemleriyle açık bir çelişki oluşturuyordu.
Muharrem İnce şu günlerde CHP’de varlığını sürdürüyor.
Ne hikmetse, tartışmalı seçim gecesiyle yüzleşme, “adam kazandı” söylemini dayandırdığı kaynak, CHP yönetimi için söylemlerine özeleştiri yok!
Seçim gecesine dair açık bir yüzleşme olmamasını geçtik. Sonrasında arkadaşlarıyla yol aldığı partide lider başarısızlığına dair bir muhasebe de yok!
Muharrem İnce, daha önce Kılıçdaroğlu için övgü dolu ifadeler kullanmış, onun liderliğini desteklemişti. Dün “birleştirici lider” dediğinende farklı bir yelpaze olmadan bugün “sorunun kaynağı” demek, siyasal eleştiri değil; siyasal hafızayı yok saymaktır.
Bugün İnceni’nin gündemde kalma çabasının dikkat çeken noktası şudur:
Muharrem İnce açıkça “adayım” demiyor. Ancak Kemal Kılıçdaroğlu’nu sürekli gündeme taşıyarak, onun üzerinden bir tartışma alanı yaratıyor. Bu tartışma, bir siyasal programın parçası olmaktan çok, kişisel bir görünürlük stratejisi izlenimi veriyor.
Daha düne kadar ağır sözlerle hedef aldığı CHP kadrolarıyla bugün yan yana geldi. İnce’nin CHP’ye dönüşü siyaset üretmek değil, siyasal fırsat kollamaktır.
İnsanların bir birine sorduğu soru: ‘Muharrem İnce CHP’ye yönelik süren operasyonlarla zayıflayan kadroların kendisine kapı açılacağı beklentisinde mi? İnce, siyasetin içeriğinden çok, uzun süre aynı parlementer görevi sürdürenlerin çoğunda görünen “meslek hastalığı” sonucu gündemde kalma cabası olduğu akıllara geliyor.
Muharrem İnce, doğrudan adaylığa talip olmadan kaçınıp, uygun anı kollayıp CHP’de bir siyasal pozisyon almayı bekliyor ise:
- CHP içinde işçi için ne yaptı?
- Emekçi için hangi mücadeleyi örgütledi?
• Köylü için hangi politikanın takipçisi oldu?
- Gençlik, kadın ve eğitim alanında hangi kalıcı izi ne bıraktı?
- Laik ve demokratik cumhuriyet için hangi somut mücadeleyi büyüttü…?
İnce’nin siyasi yaşamında bu soruların yanıtı yok. Geriye kamuoyunda sadece görünür olma hevesi kalıyor.
İnce’nin Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinden sonra geriye ne kaldı?
- Bir parti programı mı?
- Bir örgütlenme modeli mi?
- Bir toplumsal hareket mi?
Koca bir hiç!
Kurduğu partininin hangi mirası var?
Hiç!
Muharrem İnce’den geriye; sadece girdiği polemikler, nakaratlar , sıkça dile getirdiği “kuantum” kaldı.
Oysa siyaset, kavram tekrarıyla değil; hayata temas eden politikalarla yapılır.
Bugün gelinen noktada ortaya çıkan tablo nettir:
- Dün övdüğünü bugün hedef alıyor.
- Dün birlikte yürüdüğünü bugün suçluyor.
- Dün ağır suçlamalar yönelttikleriyle bugün yol yürüyor…
İnce, her kriz anını kişisel sıçrama tahtasına çeviren siyaset yürütüyor.
Bu bir siyasal hat değil, İnce’nin gündemde kalma refleksidir.
Siyaset, geçmişin deneyimlerinden, yaşamın bütünlüğünde, emek mücadelesinin içinde üretilir.
Hadi hayırlısı…

Comments
…Loading comments…