Bir köyün başına bir kurt musallat olur. Bu kurdu ilk fark eden bir horozdur. Horoz, avazı çıktığı kadar bağırır. Onun sesiyle tavuklar uyanır, onlar da bağırmaya başlar. Tavukların sesine köpekler uyanır, havlar. Köpeklerin sesiyle çoban uyanır, o da bağırarak köylüyü haberdar eder. Nihayet köylü ayağa kalkar ve kurdu ağılın içinde sıkıştırıp öldürür.

Köylü, çobanın bu başarısından çok etkilenir:
“Ne iyi çobanmış!” derler. “Her işten anlıyor, bunu ödüllendirelim.”
Ve ödül olarak… horozu kesip çobana ikram ederler.

Asıl trajedi burada başlar.

Horoz ortadan kalktıktan sonra kurtlar sürü hâlinde, sessizce köye gelmeye başlar. Bu sefer kimseyi uyandıran horoz yoktur. Hayvanlar birer birer telef olur. Köylü, sütü, yağı, peyniri bırakın, bir lokma ekmeğe bile hasret kalır. Sonunda oturup düşünürler:
“Biz nerede hata yaptık? Bu hikâye sadece bir masal değildir. Bugünün dünyasında yaşananların bir özeti gibidir.

Toplumları uyarmaya çalışan “horozlar” vardır: aydınlar, bilim insanları, çevreciler, aktivistler… Tehlikeyi önceden görürler ve seslerini yükseltirler. Ancak çoğu zaman toplum bu seslere kulak vermez. Daha da kötüsü, bu insanları susturur, itibarsızlaştırır ya da tamamen devre dışı bırakır.

Sonuç mu? Tehlike geldiğinde artık kimseyi uyandıracak bir ses Tarihe baktığımızda bunun sayısız örneğini görüyoruz. Fikirlerine katılın ya da katılmayın, birçok lider kendi ülkesinin bağımsızlığı, kaynakları ya da geleceği için direnmiştir.

Muammer Kaddafi,
Saddam Hüseyin,
Salvador Allende,
Patrice Lumumba,
Che Guevara…

Bu isimlerin hepsinin görüşleri tartışılır. Hatta birçoğuna ben de katılmam. Ancak şu gerçeği değiştirmez: Bu insanlar, ülkelerinin kaderi söz konusu olduğunda geri adım atmadılar. Bedel ödediler. Çoğu, hayatıyla.

Peki sonuç ne oldu?

Onlar susturulduktan sonra o ülkelerde istikrar mı geldi, yoksa daha büyük kaos Bugün enerji krizlerine, savaşlara ve ekonomik dalgalanmalara baktığımızda da benzer bir tablo görüyoruz. Bir dönem petrolün varil fiyatı 14 dolar olarak yerlerde sürünürken bugün 118 dolara katlanmış durumda. Buna itiraz eden, farklı politikalar izlemeye çalışan ülkeler ise ya yalnız bırakılıyor ya da baskı altına alınıyor.

Kimse “horozun” neden bağırdığını sorgulamıyor.
Sadece sesinden rahatsız olup onu keselim diyor.

Gelelim bugüne…

Berlin gibi büyük şehirlerde yaşayan insanlar için hayat her geçen gün zorlaşıyor. Asgari ücret artıyor ama kira daha hızlı artıyor. İnsanların eline geçen para eriyor. Emekliler daha da zor durumda. 40 sene çalışan bir emekli 800 euro aylık ile kiramı ödesin yesin mi? Milletvekili maaşları ne kadar acaba? Merz ne kadar aylık alıyor acaba? Benzinde 17cent düşüreceklermiş, siz önce trafiği düzenleyin, evsizlerin ve kira sorununu çözün, 50 senedir kullandığınız şehir otobanına hiç mi çivi çakmadınız? bunca alınan vergileri hiç mi denetlemediniz kimlerin cebine gidiyor diye…. sorulacak binlerce soru var cevap verecek bir adam yok, peki neredeler; ben söyleyeyim yakında ortaya çıkarlar sizlere şirin görünürler, birerde balon verirler nefesiniz açılsın diye haksız mıyım?

Aynı durum Türkiye için de geçerli. Rakamlar farklı ama gerçek aynı: geçim sıkıntısı büyüyor.

Ve buna rağmen toplumların önemli bir kısmı hâlâ olup biteni sorgulamıyor. Onlarda şimdiden iktidarda kalabilmek için saltanatlarını sürdürebilmek için kesenin ağzını açacak seçim biter bitmez yapacaklarını yapacaklar.

En tehlikeli nokta da burası.

Çünkü mesele sadece ekonomi değil. Mesele farkındalık. Mesele kimin gerçekten “horoz” olduğu, kimin sadece gürültü yaptığı.

Yaklaşan seçimler bu yüzden hayati.

Kime oy veriyoruz?
Gerçekten tanıyor muyuz?
Yoksa sadece alışkanlıklarımızla mı hareket ediyoruz?

Bu koltuk sevdası nasıl merem bir şeymiş, derneklerin Cem evlerinin başına geçenler dahi, çoğu sanki koltuğa yapışmış gibi hiç gitmeye niyetleri yok, yahu Covid virüsü dahi gitti siz hala direniyorsunuz.

Unutmayın:

Horozu susturmak kolaydır.
Ama kurt sürü hâlinde geldiğinde artık çok geçtir.

Ve o gün geldiğinde, kimse “bize neden söylemediler” diyemez.

Çünkü biri mutlaka söylemiştir.
Sadece biz dinlememişizdir.