. Toplumsal çalkantıların ve hızlı bir çöküşün yaşandığı bu günlerde “demokrasi, cumhuriyet ve Atatürk” karşıtlarına nasıl davranmak gerekir?

. Atatürk’ün düşünce sistemi ve Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi incelendiğinde, demokrasi ve cumhuriyet karşıtlığına karşı takınılması gereken tavır; “duygusal tepkisellikten” ziyade, “kurumsal ve zihinsel” bir inşa sürecini kapsar.

. Bu tavrı şu “dört temel direk” üzerine kurmak, bir yurtsever için en sağlıklı yol haritası olacaktır:

  1. Hukukun ve kuralların rehberliği: Atatürk, en zorlu mücadelelerini bile meşruiyet zemininde, meclis çatısı altında yürütmüştür. Cumhuriyet karşıtlığına karşı en güçlü silah şahsi öfke değil, “hukuk devletinin” kararlılığıdır.

Cumhuriyetin temel niteliklerini (laiklik, sosyal hukuk devleti, demokratik yapı) anayasal güvence altında tutmak ve bu kuralların tavizsiz uygulanmasını talep etmek bir yurttaşlık görevidir.

Karşıt görüşlere verilecek en güçlü yanıt, demokratik kurumların “liyakatle ve şeffaflıkla” çalışmasını sağlamaktır.

  1. Bilgi ve analitik düşünce ile kullanarak mücadele: “Demokrasi karşıtlığı” genellikle dogmalardan ve manipülasyondan beslenir.

Atatürk’ün "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözü, bu noktada bir savunma hattıdır.

Aydınlanma seferberliği: Karşıt fikirleri sadece yasaklayarak değil, onların altındaki mantık hatalarını “bilimsel ve tarihi” gerçeklerle çürüterek “etkisiz” kılmak gerekir.

Eleştirel düşünce: Toplumda "neye" inanılacağını değil, "nasıl" düşünüleceğini öğretmek, her türlü vesayet odağına karşı en büyük kalkandır.

  1. Cumhuriyetin kazanımlarını "yaşatarak" ispatlamak: Bir fikre karşı çıkmanın en etkili yolu, savunduğumuz sistemin “daha üstün” olduğunu pratik yaşamla kanıtlamaktır.

Cumhuriyet; kadına seçme seçilme hakkı, köylüye efendilik, çocuklara gelecek ve sanayileşmiş bir toplum demektir.

Eğer bir toplumda adalet tıkır tıkır işliyor, eğitim fırsat eşitliği sağlıyor ve ekonomi “halkın refahını” yükseltiyorsa, cumhuriyet karşıtı söylemler toplumda karşılık bulamaz.

Bu nedenle, işini en iyi şekilde yapmak, cumhuriyeti savunmanın “en somut” halidir.

  1. Hoşgörü ve tahammül sınırı: Demokrasi, kendisini yok etmek isteyenlere “ne kadar” özgürlük tanımalıdır?

Bu, siyaset biliminde ünlü bir tartışmadır.

Düşünce özgürlüğü: Her fikir tartışılabilir; ancak bu fikirler şiddete, nefrete veya sistemin demokratik araçlarını kullanarak “sistemi tamamen ortadan kaldırmaya” yöneldiği an, demokrasi “kendi bekası” için "meşru müdafaa" hakkını kullanır.

Atatürk’ün tavrı, toplumu orta çağ karanlığına çekmek isteyen “gerici yapılara” karşı tavizsiz, ancak farklı siyasi görüşlerin meclis çatısı altında temsiline karşı ise terakkiperverlik ve serbest fırka denemelerinde olduğu gibi “yol açıcı” olmuştur.

. Bizim Ödevimiz:

Cumhuriyet karşıtlarına karşı savunmacı değil, inşa edici bir tavır takınmalıyız.

Onlarla kavga etmek yerine; daha çok okuyarak, daha çok üreterek, çocuklara yurttaşlık bilincini aşılayarak ve Cumhuriyetin sağladığı “özgürlük alanlarını” sonuna kadar kullanarak bu yapıyı sarsılmaz kılmalıyız.

Bilgili, bilinçli, dürüst ve mücadeleci yurtseverler ülkesini ve tüm değerlerini koruyacak yapıda olmalıdır.

Atatürk’ün dediği gibi:

. -"Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen kuvvetli ve yüksek karakterli muhafızlar ister."

Bu karakteri sergilemek, verilecek en büyük yanıttır.

Öğretmen GÖNEN ÇIBIKCI