Geçtiğimiz aylarda Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın kısa süreli tutuklanması büyük bir sansasyon yarattı. Medyada “sert muhalefetin bedeli” gibi yansıtıldı. Ancak halkın büyük bir kısmı bu tiyatroyu yutmadı. Çünkü o tutuklama, birçok kişinin aklında şu soruyu canlandırdı:

“Bu olay gerçek mi, yoksa Ekrem İmamoğlu’na olası bir operasyonun altyapısı mı hazırlanıyor?”

Nitekim kamuoyunda oluşan genel kanı şu yönde oldu: Özdağ’ın gözaltına alınması, İmamoğlu’nun tutuklanmasına kılıf hazırlamak için yapılan bir manevraydı.
Yani “Bakın, biz muhalefete değil, herkese uyguluyoruz” algısını yaratmak için sahnelenmiş bir plan. Özdağ bu oyunun içinde ya gönüllü rol aldı, ya da sistemin işine gelecek şekilde kullanıldı. Her iki durumda da halkın tepkisini kırmaya yönelik bir algı operasyonu olduğu açıktı.

Ve böylece Türkiye, bir kez daha “kontrollü muhalefet” kavramının ne anlama geldiğini canlı canlı izledi.

Muhalefet Gibi Gözüküp Muhalefeti Parçalamak

Sahte muhalefetin en net özelliği, gerçek iktidara değil, muhalefete saldırmasıdır. Bugün Zafer Partisi’nin söylemlerine bakalım:
En sert sözleri CHP’ye ve DEM Parti’ye karşı sarf ediyorlar.
İYİ Parti bile zaman zaman hedefte.
Ama AKP’ye gelince sözler yumuşuyor, ton düşüyor.

Sokaktaki insan artık bu çelişkiyi görüyor:

“Gerçekten muhalefet eden bir parti, neden AKP’ye değil de diğer muhalefet partilerine saldırıyor?”

Eğer ülkeyi batıran, ekonomiyi çökerten, devleti cemaatlere teslim eden bir iktidar varsa, asıl hedefin o olması gerekmez mi?

Sığınmacı Meselesi: Halkın Öfkesi Saray’dan Kaçırılıyor

Zafer Partisi’nin en çok prim yaptığı konu sığınmacılar. “Hudut namustur” sloganlarıyla kitle topluyorlar. Ancak bir şeyi eksik söylüyorlar:
Bu ülkeyi sığınmacı cennetine çeviren kim?
Kim sınırları açtı?
Kim milyonlarca kişiyi vatandaş yaptı?
Kim göçmenlere ev, maaş, sağlık hakkı tanıdı?

Cevap açık: AKP iktidarı.

Ama Özdağ ve partisi, asıl sorumluyu pas geçiyor.
Sığınmacıları suçlayarak halkın tepkisini topluyor ama bu öfkeyi AKP’ye yönlendirmiyor. Böylece halkta biriken gerçek öfke, Saray’a değil Suriyeli’ye yöneliyor.

Bu bir stratejidir. Ve bu stratejinin adı: gaz alma operasyonu.
Halk patlamasın diye öfke yönlendiriliyor, dikkat dağıtılıyor.

Medyada Elleri Temiz, Ekranları Açık

Türkiye’de gerçek muhalefeti iktidar medyası ya yok sayar ya da karalar. CHP, DEM Parti ve zaman zaman İYİ Parti bu medyada yer bulamazken; Ümit Özdağ neredeyse her akşam ekranda.

“AKP’ye kafa tutan birini neden TRT, A Haber, CNN Türk yayınlıyor?”

Çünkü sistem için tehlike oluşturmuyor. Aksine sistemin öfke tahliye vanası gibi iş görüyor.

Depremde AFAD Gibi Davranmak

Depremler gibi kriz anlarında muhalefetin görevi, iktidarın başarısızlıklarını ortaya koymak, hesap sormaktır. Ama Zafer Partisi ne yaptı?
Yardım dağıttı. Sahada çalıştı. Ama ağzını açıp AKP’yi eleştirmedi.

Bu yüzden sosyal medyada şu yorumlar yaygınlaştı:

“AFAD yazamadıkları yere ZP yazmışlar.”

İktidarın boş bıraktığı alanı doldurdular, ama eksik bıraktığı vicdanı dolduramadılar. Çünkü eleştiri yok, hesap sorma yok. Sadece sahne.

Seçimlerde Kime Yarıyor?

Zafer Partisi, 2023 seçimlerinin ilk turunda kendi adayını çıkardı. İkinci turda Kılıçdaroğlu’na destek verir gibi yaptı ama öyle bir destek ki, destekten çok köstek gibiydi.
“İmamoğlu ve Yavaş’a güveniyoruz, ama Kılıçdaroğlu’na güvenmiyoruz” deyip halkın sandığa gitme motivasyonunu kırdılar.

Sonuç Erdoğan kazandı.

Bu, kaza mıdır? Yoksa bilinçli bir taktik mi?
Kamuoyunun büyük bölümü artık cevabı biliyor:

“Bu adamlar Erdoğan’a çalışıyor ama gizli gizli.”

Gerçek Muhalefet Cesaret İster

Bugün Türkiye’de halkın gerçek düşmanı belli: Yoksulluk, adaletsizlik, hukuksuzluk, tek adam rejimi. Ama bu konulara laf etmeyip, sürekli muhalefete çakan bir yapı, halk için değil, Saray için çalışıyordur.

Kontrollü muhalefet:
İktidara toz kondurmaz.
Saray’la kavga etmez.
Tepkiyi yönlendirir, halkı uyuşturur.

Gerçek muhalefet ise:
Bedel öder.
Hedef olur.
Ama asla Saray’a göz kırpmaz.

Halka Tiyatro İzletiyorlar

Zafer Partisi gibi yapılar, halkın saf duygularını, milliyetçiliğini, öfkesini kullanıyor. Ama asıl görevi: AKP’nin işini kolaylaştırmak.
Sokakta artık şu sözler dolaşıyor:

“Bu adamlar Saray’ın yedek lastiği.”

“Bir yandan gaz alıyorlar, öbür yandan sisteme çalışıyorlar.”

Halk artık tiyatro değil, gerçek çözüm istiyor. Ve o çözüm, Saray’la aynı sahnede rol alanlardan gelmez.