Şair boşuna dememiş; "Alınacak Anadolu’nun öcü. Yerde kalmayacak çekilen acı. Açıldı geliyor şafağın ucu. Şu doğdu doğacak güne merhaba."
Dünya arşivlerinide Anadolu tarihini de taradığınızda Kanuni Sultan Süleyman döneminde nerdeyse 15 milyon kilometre genişliğinde bir alana yayılan sınırlar içerisinde , Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Kosova, Macaristan, Makedonya, Moldova, Romanya, Sırbistan, Karadağ, Slovenya, Yunanistan, Polonya, Filistin, Gürcistan, Irak, Israil, Lübnan, Suriye, Suudi Arabistan, Ürdün, Bahreyn, Kıbrıs’ın tamamı ve Libya bulunan bir imparatorluk olmuştu Osmanlı hanedanı.
Bu muazzam yayılma ve sonrasında gelen çöküşün çok nedeni vardır, literatüre baktığımızda kısaca şöyle tanımlar.
“Merkezi yönetimin zayıflaması, askeri yenilgiler, ekonomik sorunlar ve milliyetçilik hareketleri, imparatorluğun sonunu getiren başlıca nedenler arasında yer alır.
Bu uzun ve karmaşık süreç, 1922'de Osmanlı'nın resmen sona ermesiyle tamamlanmış ve yerini modern Türkiye Cumhuriyeti'ne bırakmıştır.”
Bu çöküş belki ana hatları ile böyledir. Ama gerçekte en önemli neden, saray entrikaları, koltuk ve güç için verilen kanlı sarayiçi mücadeleler, liyakatsız yönetimler, halktan kopuş, her ne olursa olsun saltanatın zevk, sefa ve zengin yaşamından vazgeçmemesi, kadını sosyal yaşamda yok sayması, özellikle son 400 yılda ilimden, bilimden ve dünyadaki gelişmelerden kopması.
Burada önemli bir parantez de açacak olursak, 623 yıllık Osmanlı saltanatının, son 400 yılı çok acı ve hatalarla dolu. Hanedan ailesi Türk soyundan olmasına rağmen, padişahların etraflarında, Rum, Sırp, Ermeni, Arap danışmanların çokluğu, Türk kelimesinin bile yasaklanmasına neden olurken, Türklerin sarayda görev alıp yükselmesine engel olmuş. Bir nevi özbenliğinden kopmuştur.
Yapılan tüm baskı ve zulme rağmen Türk ve Türkmenler Anadolu’yu hiç terk etmemiştir.
Trakya’da- Bektaşi.
Egede-Tahtacı/Efe
Toroslarda- Yörük
Nevşehir’de- Abdal
Tokat`ta-Sıraç
Doğuda -Kızılbaş
Sivas’ta- Alevi
Bu ayrıştıran isimleri de Osmanlı takmış, ama tamamı Türk.
Son yüzyılda Osmanlının müttefiki olan Almanlar, tarihlerine şöyle bir not düşüyor.
"Osmanlı çok uluslu, çok milletli bir devlet. Müttefik olduğumuz dönemde fark ettik ki, Türkler hariç, hiçbir Osmanlı tebaası kendi vatani için savaşmıyor. Bu duruma Hicaz’da, Bağdat’ta, Kudüs’te, Balkanlar’da ve Çanakkale’de şahit olduk. “
Tarih, ders almak içindir.
Ders alabilmek içinse anlamak ve varoluştan başlamak gerek.
Bir kere Anadolu’daki en küçük beyliklerden biri olan Osmanlı beyliği, nasıl oldu da dünyaya hakim bir İmparatorluk oldu.
Aslında o çağ, şeyh Edebali, Mevlana, Hacı Bektaş Veli,Yunus Emre gibi günümüze de ışık olan alimlerin dönemi. Yani bir nevi Anadolu da Aydınlanmanın başladığı dönem. Küçük kayı boyunun beyleri , Anadoludaki aydınlanmaya sahip çıktı, bunu yaparken kendi öz benliğinden vazgeçmedi.
Aydınlanma döneminin iki temel olgusu eleştiri ve aklin hakimiyetidir.
Eleştiri ile geçmişte var olan ve kabul edilen her şeyi gözden geçirme ve sorgulama çabası, akıl ise bu dönemden sonra kurulacak dünyanın temel taşı olacaktı.
Bu temel ilkelerle verdiği mücadelede Anadolu’ya hakim olan Osmanlı, ikinci aydınlanma dönemini, Bizans’ı yeryüzünden silen, İstanbul‘u alarak bir çağı kapatıp, yeni bir çağ açan Fatih Sultan Mehmet’le yaşamış. Çünkü, Fatih‘te aklın hakimiyetine inanan özbenligine sahip çıkan, bilime güvenen bir padişahtı. Ayrıca Fetret döneminin ardından yükselen değer Fatih Sultan Mehmet sadece Anadolu’nun değil Avrupa’nın da aydınlanmacı reformist ve devrimci tarafı olarak imparatorluk ruhuna Osmanlının erişmesine ve halkların peşinden gelmesine neden olmuştur.
Lale dönemini de aydınlanma (ara dönem olarak) sayabiliriz, mesela matbaanın Osmanlıya girmesini sağlamıştır, ama İstanbul’da daha çok saray etrafında kalmış, aydınlanma halka inemediği için yarım kalmıştır.
Gelinen noktada, Anadolu’da bu kez güçlü aydınlanma meşalesini Atatürk yakmış, Tanzimat dönemi ise Mustafa Kemal ve arkadaşları ile reformist, devrimci ve aydınlanmacı bir dönem olarak Atatürk’ ün ölümüne kadar devam etmiştir.
Ölümüne kadar diyoruz, çünkü O’ndan sonra devamı mümkün olamamıştır.
Bütün bunları anlamış ve Cumhuriyet ile taçlanmış Anadolu o günden sonra yeniden sanata, bilime aydınlanmaya göz kırpacak dönemi beklemiş.
Özal ve T. Erdoğan dönemlerinde elde ettiğini sanmış, ancak içinde bulunduğumuz dönemde yanıldığını yine ağır bir şekilde anlamıştır.
Bu gerçeğin görülmesinde bir önceki CHP Genel başkanı Kılıçdaroğlu’nun tüm muhalefeti bir araya getirmesi tüm eleştirilere rağmen etkili olmuştur.
Ardından reformist, yenilikçi adımlar atan, CHP’nin yeni Genel başkanı Özgür Özel’in ve Cumhurbaşkanı adayımız olan Ekrem İmamoğlu’nun peşine takılan, meydanları dolduran halk yığınlarından anlaşılacağı gibi Anadolu yeniden reformist ve yenilikçilerin yanında olduğunu her gün artan üye ve destekleriyle göstermektedir.
Anadolu halkının muhafazakar olduğunu iddia edenlerin aksine devrimci ve yenilikçi olduğunu fakat öz benliğinden de kopamayacağını anlayacak siyasetçilere ve CHP sine bu anlamda ihtiyaç duyulduğunu ve ancak böylece bu karanlık dönemden çıkılabileceğini mutlaka anlamamız gerekmektedir..
Devleti yönetenler halktan ayrıştığında, her türlü entrikayı, Bizans oyununu saltanat için mubah görenler, aslında bilmeli ki, bu savaşın kazananı hiç yok, ama kaybedeni maalesef çok. Tam da, sınırların çok öneminin kalmadığı, globalleşen, insan aklını zorlayan teknolojinin zirvesindeki bu dönemde, iç barışınız yoksa, adaletiniz ve güçlü yönetiminiz kalmamışsa, rekabet gücünüz de olamaz, Osmanlı’nın sonundan daha kötü duruma düşersiniz.
Bu savaşta, yanınıza güç ne dağdaki güç ne kendi çıkarından başka hiçbir şeyi dert etmeyen diğer devletler, ne güç da para sahipleri, nede ucuz siyasi oyunlardır.
Son söz: Göçebelik kültürü uyumu gerektirir. Uyum asimilasyon olmasın diyorsanız bir öz benliğinizin olması ve buna gerçekten sahip çıkmanız gerekmektedir. Önce öz benliğinizi kaybetmemelisiniz, sonra geldiğiniz yeri bu uyumla zenginleştirmelisiniz, daha sonra yenilikçi ve devrimci karakterinizle bu zenginliği çoğaltmalısınız.
Tekrar ederek haykırıyoruz:
Anadolu'ya aydınlanma (kendi Rönesansını) tamamlayacak liderler gerekmektedir. İktidar, yok ederek iktidarını devam ettirmeye çalışırken, CHP'nin var ederek iktidara gelebileceğini artık hepimiz anlamalıyız.!!

Comments
…Loading comments…