Türkiye’nin vicdanı olmuş, ömrünü halkın sesi olmaya adamış bir gazeteci… Nihat Genç, sadece yazdıklarıyla değil, yaşadıklarıyla da bu ülkenin gerçeğini gözler önüne sermiş bir isimdi. Ancak son yolculuğu da bu ülkenin adalet ve sağlık sistemindeki çürümüşlüğü bir kez daha gözler önüne serdi. Akciğer kanseriyle mücadele eden Genç’in kullandığı üçüncü doz akıllı ilacın bedelini Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) karşılamadı. Oysa bu ilaç, onun yaşamı için kritik öneme sahipti. Ailesi çareyi mahkemede aradı. Ve mahkeme, ilacın hayati olduğunu, bu ilacın bedelinin SGK tarafından ödenmesi gerektiğine karar verdi.
Bu ne demek biliyor musunuz? Türkiye Cumhuriyeti’nde hasta bir vatandaş, hayatta kalabilmek için önce hasta olacak, sonra kanserle savaşacak, sonra da mahkemeye gidip devletini ilaca zorlayacak. Eğer kazanırsa yaşama tutunacak. Kaybederse? Kendi kaderine terk edilecek. İşte bu düzene “sosyal devlet” diyoruz.
Bu Bir İnsanlık Ayıbıdır
Nihat Genç, bu ülkenin namuslu kalemlerinden biriydi. Kimseden medet ummayan, yalakalık etmeyen, tehdit edilse de susmayan bir adamdı. Ve ömrünün son döneminde karşılaştığı tablo, milyonlarca vatandaşın yaşadığı kaderin aynısıydı: SGK’nın geri ödeme kapsamına almadığı ilaçlar, yaşamla ölüm arasında ince bir çizgi. Devlet ise o çizgide bekleyen hastaları ya görmüyor, ya da görmezden geliyor.
Akıllı ilaçlar tıbbın en yeni umutları arasında. Ama Türkiye’de hâlâ birçok akıllı ilaç geri ödeme listesine alınmış değil. Zengin değilseniz, paranız yoksa, o ilaçlara ulaşmanız mümkün değil. SGK, birçok hayati ilacı “masraflı” diye dışarıda bırakıyor. Vatandaşın yaşamı, bütçe planlamalarının soğuk duvarlarına çarpıyor.
Mahkemeyle Yaşam Arasında Kalanlar
Düşünün, hastasınız. Kanser teşhisi konmuş. Doktorunuz size bir ilaç öneriyor ama devlet bu ilacı karşılamıyor. Ne yapacaksınız? Ya bankadan kredi çekeceksiniz, ya bir şeylerinizi satacaksınız ya da mahkemeye gideceksiniz. İşte Nihat Genç’in ailesi üçüncü yolu seçti. Ve mahkeme dedi ki: “Bu ilaç hayati. Devlet ödemeli.” Bu kararla birlikte Genç, belki birkaç ay daha yaşadı. Belki ailesiyle geçireceği birkaç günü daha kazandı. Ama bu kazanım, aslında bir ülkenin utancıydı.
Bu topraklarda hasta olmak, yoksul olmak, sahipsiz olmak en büyük suç. Çünkü sistem zengin için var. Zengin özel hastanede istediği ilacı alır, istediği profesöre ulaşır. Ama halk, mahkeme koridorlarında hakkını arar. Oysa sağlık anayasal bir haktır. Yaşamak bir haktır. Devletin görevi de bu hakkı korumaktır.

Nihat Genç Yalnız Değildi, Milyonların Temsilcisiydi
Nihat Genç’in yaşadığı bu dram sadece ona ait değil. Türkiye’de her yıl binlerce hasta benzer durumda kalıyor. Kanser hastaları, MS hastaları, genetik rahatsızlığı olan çocuklar… Hepsi bir duvarın önünde: “SGK bu ilacı karşılamıyor.” Oysa bu insanların hiçbiri lüks peşinde değil. Yaşamaya çalışıyorlar. Nefes almaya çalışıyorlar.
Ama devlet, bu insanlara sırtını dönmüş durumda. Yıllarca vergi veren, sigorta primi ödeyen bir vatandaş, hastalandığında devletini yanında göremiyor. O zaman bu soruyu sormak zorundayız: Bu devlet kimin devleti? Sadece saraylarda oturanların mı, yoksa bu ülkeyi ayakta tutan milyonların da mı?
Hak, Mahkeme Kararıyla Değil, Doğrudan Tanınmalı
Mahkemeden çıkan karar sevindirici gibi görünse de bu aslında acı bir tablonun resmidir. Çünkü bir ülkede insanlar yaşamak için dava açmak zorunda kalıyorsa, orada sosyal devletten söz edilemez. SGK gibi kurumlar, hastaların önüne engel koymak için değil, onların yaşamını kolaylaştırmak için vardır.
Nihat Genç’in mahkeme ile elde ettiği hak, zaten en baştan verilmesi gereken bir haktı. Bu kararla SGK’nın ayıbı yüzüne vurulmuş oldu. Ama kaç kişi mahkemeye gidebiliyor? Kaç kişi sesini duyurabiliyor? Herkesin yakını Nihat Genç gibi tanınmış bir gazeteci değil ki basına yansısın, kamuoyu oluşsun. Türkiye’de binlerce sessiz çığlık, SGK koridorlarında, mahkeme dosyalarında kaybolup gidiyor.
Bir Ölüm, Bir Sistem Eleştirisi
Nihat Genç öldü. Onun ardından gözyaşları değil, öfke var. Çünkü onun başına gelenler, aslında halkın başına gelenlerdir. Bir insanın yaşamı, devletin insafına kalmamalıydı. Bu ülke, Nihat Genç gibi bir değere yaşarken sahip çıkamadı. Şimdi herkes onun mücadelesini konuşuyor ama bu konuşmalar da tıpkı o mahkeme kararları gibi geç geliyor.
Bu dava bir uyarıdır. SGK ve Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere tüm yetkililer bu ayıbı görmeli, akıllı ilaçların tamamını geri ödeme kapsamına almalıdır. Herkesin Nihat Genç gibi tanınmış olması gerekmemeli; herkes aynı haklara sahip olmalı. Çünkü insan hayatı, bütçeden, kararnameden, mevzuattan daha değerlidir.
Nihat Genç yaşarken yazdı, susmadı. Şimdi biz onun yaşadığı bu adaletsizliği yazacağız, unutturmayacağız.


Comments
…Loading comments…