Baş Eğen Medeniyet: Atatürk’ün Kabrinde Diz Çöken Vicdan
“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”
Mustafa Kemal Atatürk
Saygınlık Kanla Değil, Ahlakla İnşa Edilir
Saygınlık, doğuştan gelen unvanlarla, soyla ya da şekilsel bağlılıklarla inşa edilmez. Bir ülkenin ve toplumun itibarı, onun demokrasiye, ahlaka, vicdana ve düşünce özgürlüğüne verdiği değerle ölçülür. Bugün, Belçika Savunma Bakanı'nın Mustafa Kemal Atatürk’ün Anıtkabir’deki kabrinde saygı duruşunda bulunması ve önünde diz çökmesi, yalnızca bir protokol gereği değil; aynı zamanda dünya çapında vicdani bir takdirin sembolüdür.
Bu davranış, bir yabancının Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusuna gösterdiği yüksek saygıdan öte, bizim içeride unuttuğumuz bazı değerleri bize hatırlatmalıdır.
İçeride Saygısızlık, Dışarıda Takdir
Bugün Türkiye’de bazı çevrelerde Mustafa Kemal Atatürk’ün adı; içki markalarına, magazin tartışmalarına veya siyasi kutuplaşmalara meze edilebiliyor. Oysa onun adının geçtiği her yer, bir aydınlanma mücadelesinin, çağdaşlaşma vizyonunun ve bağımsızlık kararlılığının simgesidir.
Belçika Savunma Bakanı’nın diz çökmesi, bizim kendi içimizde unuttuğumuz bir gerçeği dışarıdan hatırlatır niteliktedir:
“Efendiler, milletimiz zengin tarihinin, yüksek medeniyetinin ve büyük kahramanlıklarının şuuruna varmalıdır.”
Ders Alınacak Bir Sahne
Bu görüntü sadece diplomatik bir an değil, aynı zamanda bir aydınlanma çağrısıdır. Atatürk'ün mücadelesi yalnızca bir savaşın değil; cehalete, bağnazlığa ve kör taassuba karşı bir direnişin mücadelesidir.
Onun hayatı boyunca savunduğu değerler, Batılı liderlerce bugün hâlâ ayakta alkışlanırken, bizim içimizde hâlâ küçültülmeye çalışılması, tarihsel bir ironidir.
Atatürk Hep Yükseklerde
Mustafa Kemal Atatürk, yalnızca bir asker ya da devlet adamı değil; bir fikir mimarı, bir uygarlık önderidir. Onun büyüklüğü, sadece Türk milletine değil, tüm insanlığa örnek olmuş bir vizyonun adıdır.
“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.”
Bu ilkenin ışığında yürüyen bir liderin önünde eğilenler, aslında bilime, vicdana ve insanlığa saygı göstermektedir.
Ve Unutulmamalı:
“Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.”
Atatürk’ü anlamak; içki markalarına adını vermekle, heykellerin gölgesinde nutuk çekmekle değil; vicdanla, düşünceyle ve eylemle olur. Tıpkı bugün, Anıtkabir’de diz çöken bir yabancının bize gösterdiği gibi...
Hazırlayan: Temel IŞIK / ha-ber.com

Comments
…Loading comments…