Sanayi toplumlarında sosyal adaleti, barışı, özgürlükleri, en iyi şekilde sağlayacak düzen ancak demokrasiyi içselleştirmiş ülkelerde gerçekleşir.
Bu hedefe ulaşmak için Türkiye aydınları, cemaat ve ümmet koşullarından arınıp, iş bölümü ilerlemiş, yapıları farklılaşmış çağdaş ulusal sanayi toplumu ve bilgi toplumu mücadelesi vermek zorundadır.
Çağdaş, ulusal sanayi toplumu ancak bilimi rehber edinen toplumlarda oluşur.
İşte LAİKLİK, bunu sağlayacak toplumsal düzenin adıdır.
Bilimsel düşünüşü yerleştirmek ve demokratik bir düzen kurmak ise ancak Laik düzende olanaklıdır.
Laiklik hem bilimin hem de demokrasinin temelidir.
Laik düzende, bilimin geçerlilik ilkeleri ile demokratik düzenin meşruluk ölçüleri aynı niteliktedir.
Laik inanca göre; ‘’ Yaşamda en gerçek yol gösterici bilimdir.’’
Laiklik, demokrasinin olmazsa olmaz ön koşuludur.
-Laiklik, insanların inançlarına, inançsızlıklarına karışmaz.
-Hiç kimse bireyin inancına veya inançsızlığına dokunamaz.
-Laik düzende, ne bir din, ya da mezhep, ne de kişi adına insan ilişkilerini düzenlemek üzere yasa yapılamaz.
-Dünyanın hiçbir demokrasisinde, demokrasiyi ortadan kaldırmak için demokrasiyi araç olarak kullanma hakkı yoktur. (*1)
-Demokrasiyi yok etme özgürlüğü olamaz.
''Laikliği sadece devlet ile dini ayırmak ta değildir.''
Laik düzende devlet, bütün inançlara ve inançsızlıklara eşit uzaklıkta olmalıdır.
‘’Laiklik dinsizlik değildir’’ söylemi de doğru değildir.
Bu söylemi savunanlar, devletin din ve inançlara el atmasını, dincilerden yana tavır almasını hedefleyen Siyasal İslamcılardır.
Laik devlet ne dinin düşmanıdır ne de dinin dostudur; ''Dinin tamamen dışındadır.''
Din devleti olan Osmanlı’dan Laik bir Cumhuriyet yaratmak ancak Mustafa Kemal gibi büyük bir devrimcinin başarısıdır.
Osmanlı Devleti, Almanların kışkırtması ve özendirmesiyle katıldığı 1.Dünya Savaşını kaybedince, galip devletler, Mondros Mütarekesi sonrasında Türkiye'yi aralarında paylaşarak işgal ettiler.
Türk Ulusunu esir, hatta yok etmek istediler. Padişah ve hükümeti Sarayı karşılığı İngiltere-Fransa-ABD mandası falına bakarken bu devletler Türk Ulusunu Anadolu’dan çıkarma amacındaydı.
Vahdettin Sevr’i, Kabul ederek Anadolu ve Trakya’da Türk varlığının yok edilmesini onaylamıştı.
Mustafa Kemal’in öncülüğünde, 19 Mayıs 1919’da Emperyalizme ve onun işbirlikçileri Hanedana karşı başlatılan Ulusal Bağımsızlık ve Kurtuluş Savaşı, 9 Eylül 1922’de Türk Ordusunun zaferiyle bitti.
Emperyalizmin Türk ordusuna karşı orantısız gücüne rağmen yenilmesi, dünyada ilktir.
Vatan ve ulusun kurtuluşu konusunda ÇÖZÜMLER ortaya atılırken; Mustafa Kemal Atatürk'ün düşüncesi ve kararı: Millî hakimiyete dayanan, kayıtsız, şartsız, bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak olmuştu.
Türkiye Büyük Millet Meclisi 3 Mart 1924’te; 158 milletvekilinin ‘’kabul’’, 1 milletvekilinin ‘’hayır’’ oyu ile Hilafet kaldırılmıştı
10 Nisan 1928 de Anayasadan ‘’Devletin dini İslam’dır.’’ Maddesi çıkarılarak Laik düzene geçilmiştir.
5 Şubat 1937 de Laiklik Anayasa’ya değiştirilemez madde olarak yazılmıştır.
Bugün Ortadoğu’da Irak’ta, Afganistan’da, Pakistan’da İran’da ve Afrika’daki çoğu devletlerde Laiklik geçerli olmadığı için; Müslümanın Müslümanı katletmesi emperyalizmin bu ülkelerdeki yeraltı zenginliklerine el koyabilmek için Siyasal İslamcıları tetikçi olarak kullanmalarından kaynaklanmaktadır.
Türkiye’de ırkçıların ve Siyasal İslamcılarının Menemende, Düzce’de, Bingöl-Diyarbakır’da Sivas’ta, Çorum’da, Maraş’ta denedikleri kanlı kalkışmaları başarılı olamamışlardır.
Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin Diyanet İşleri Başkanı da Laiklik karşıtı odakların temsilcisi olamaz ve devlet katında Genel Kurmay Başkanının önünde duramaz, ordu birliği teftiş edemez!
Herkes haddini bilecektir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti Laiktir! Sonsuza dek Laik kalacaktır!
Yıldız AKALIN

Comments
…Loading comments…