Yanlışı savunacak kadar cahil insandan, doğruyu göremeyecek kadar kör insandan, İyiliği inkar edecek kadar nankör insandan…
Kendini kurtar.
Siyasi çalkantıların bitmesi, hayatı tüketen sorunları tek tek bertaraf ettiğinizde mümkün olur. Yoksa bir sarmalda döner durursunuz.
Öyle ki, sarmalın tam göbeğinde depremde, kaldığınız betonun altında sevdiklerinizle konuşa, konuşa ölürsünüz.
Askerde susuzluktan veya ekipmansız sokulduğunuz mağarada, madende göçük altında, tatilde yanan otelde, yurtta düşen asansörde, kadınsan bir erkek vahşetinde, ormanda börtü, böcek, ağaçla, cehennem gibi ateşte yanarak, bebeksen, üç beş kuruş para için hastanede, ölürsün.
En kolayından, en ucuzundan ölürsün.
Çünkü kimse hesap soramıyor, çünkü kimse hesap vermiyor.
Çaresiz değilken, çaresizce sadece ölürsün.
Ölmek en sıradan halimiz oldu.
İnsan değil, para ve sermayenin kıymetli olduğu, gücü elinde tutanların, birlikte yiyebildikleri sermaye adına mücadele verdikleri bir sistemde siyaset ve paralelinde ahlak da çürüdü.
Aynı güç, eğitimin, sağlığın yanında İnanmayı da çürüttü.
Şaşırmadan izliyoruz.
Diyanet işlerinin Arapça bilmez, Avrupai yaşam seven, popüler Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, ülkenin akciğerlerini yok eden, orman yangınları dursun diye, okudukları yağmur dualarına, halkında balkonlardan katılarak, ÂMİN demesini buyurmuş.
Demek ki, odadan tutmuyor, ille de balkon.
Balkonunuz yoksa, pencere de olabilir mi, diye merak etmedim değil.
Araplar yüzyıllardır dua edip, çölleri vahaya neden çevirmediler, diye sormamam gereken şeytani bir soru da takılıyor aklıma.
Dua tek başına yeterli olsa, Arap çölleri şimdiye, Amazon ormanlarına neden dönmemiş ki?
Ülkenin en kıymetli ormanları günlerdir cayır cayır yanıyor, Kuşlar, sincaplar, börtü, böcek, canlı olan ne varsa, kömüre döndü. Yerleşim yerlerine kadar dayandı, evler kül oldu. Kıyamet gibi geceler yaşandı.
Söndürme çalışmalarına, koruyucu katılan, insanlarımızı önlem alınmadan, tişörtle katılan, insanlarımızı ne yazık ki şehit verdik. İçimiz yandı, canımız yandı.
Meğer ne gece görüşlü nede gece görüşsüz söndürme uçağımız ya da başka bir şeyimiz yeterli değilmiş!
Halk ve kurtarma ekipleri, tanker, damacana, kova ne bulursa can ve mal pazarında gece gündüz ateşe karşı mücadele verdi, veriyor.
İsrafın adını, “itibardan tasarruf olmaz “, diyenlerin ülkesinde görünen o ki, Ali Erbaş’ın “kör tevekkülü” de hiç işe yaramadı.
Kör tevekkül, İslam inancında tevekkül kavramının saptırılması sonucu ortaya çıkan bir söylemdir. Tevekkül, kişinin, elinden gelen çabayı gösterdikten sonra, sonucu Allah'a bırakmasıdır.
Kör tevekkül ise, çaba göstermeden, önlem almadan, sadece Allah'a sığınarak her şeyin düzeleceğine inanmaktır. Bu durum, tembellik ve sorumluluktan kaçmakla eşdeğer görülebilir.
Diyanet Vakfının bütçesi 130 milyarı geçen dev bir bütçe ;200 bini aşkın da çalışan sayısı var.
Bu bütçe, bu kadar çalışan insan ne yapar ben bilmem...!
Mesela şaibeleri sık sık duyulan kuran kursları. Malum hiç İncil kursu, ya da Zabur kursu olduğunu gördük mü?
Niye olsun ki, kendi dillerinde okuyup, anlayabiliyorlarsa kutsal kitaplarını, aracıya, anlatıcıya ne gerek var.
Diyanet çalışanlarının vakti daha verimli kullanması da önemli ve dinimizce makbul olanı.
Yangın, deprem gibi doğal felaketlerde halkla birlikte mücadele verir, alınacak tedbirlerin de zamanında alınmasında çaba ve katkı gösterirlerse, gerçek tevekküllüde sağlamış ve göstermiş olurlardı.
Mesela, Rusya da, 8.7 şiddetinde deprem oldu, çok az zararla atlattılar. Bu durumda ya Rusya daha etkili dualar biliyor, ya da biz dua ederken bile malzemeden çalıyoruz.
Şaka bir yana, Türkiye’de giderek artan dincilik, dini yok eden bir mekanizma oldu. Allah korkusu bilmeyen dinciler, ki onların tavrında, kişiliğinde, karakterinde din yoktur, sadece dillerinde din vardır, bağnazdırlar, alçakların, hırsızların, sahtekarların sığınağı olurlar.
Gerçek dindar ise inancını, karakteri, davranışı, kişiliği ile yansıtandır, onun dilinde din yoktur.
Yani mücadeleyi doğru yönetmenin anahtarı ve çaresi, bilmek, anlamak, sorgulayarak ilerlemektir. Bu sadece ülkenizi ve varlıklarınızı değil, bedavadan ölmenizi de engeller.

Comments
…Loading comments…