. Atatürkçü, demokrat, çağdaş, aydın ve uygar kesimin Türkiye için yapabileceği birçok şey bulunuyor.
. Bu kesim, ülkenin gelişimine “katkı sağlamak” ve toplumsal ilerlemeyi “desteklemek” için farklı alanlarda etken rol oynayabilir.
Bu kesimin Türkiye için atabileceği birçok adım vardır:
Bilimsel düşünceyi, eleştirel bakış açısını ve laiklik ilkesini savunarak toplumun “aydınlanmasına” katkı sağlayabilir.
Toplantılar, seminerler, makaleler ve sosyal medya aracılığıyla doğru bilgiyi yaymak ve hurafelerle mücadele etmek bu kesimin en önemli görevlerinden biridir.
“Nitelikli ve çağdaş” eğitim, bir ülkenin geleceği için yaşamsal önem taşır.
Bu kesim, okullara, öğretmenlere ve öğrencilere destek olarak, burs programları düzenleyerek veya eğitim projelerine katılarak eğitimin “kalitesini” artırabilir.
Özellikle kız çocuklarının ve dezavantajlı bölgelerdeki gençlerin eğitimine öncelik vermek, toplumsal eşitsizlikleri azaltmada önemli bir rol oynar.
Adaletin ve hukukun üstünlüğü, demokratik bir devletin temel direğidir.
Bu kesim, yargı bağımsızlığını, insan haklarını ve temel özgürlükleri savunarak hukuk devleti ilkesini korumak için çaba gösterebilir.
Hukuksuzluklara karşı ses çıkarmak ve farkındalık yaratmak önemlidir.
Siyasetten uzak durmak yerine, demokratik süreçlere etken olarak katılmak esastır.
Oy kullanmak, sivil toplum kuruluşlarında görev almak, partilerin iç işleyişine dahil olmak ve halkı bilinçlendirmek, demokrasinin güçlenmesine yardımcı olur.
Çevre sorunları, kadın hakları, hayvan hakları ve yoksulluk gibi toplumsal konulara duyarlı olmak ve bu alanlarda çalışan "sivil toplum" kuruluşlarına destek vermek, daha "adil ve yaşanabilir" bir toplum yaratılmasına katkı sağlar.
Sanat, bir toplumun ilerlemesinin ve ruhunun yansımasıdır.
Çağdaş ve aydın kesim, sanat etkinliklerini destekleyerek, kültürel mirası koruyarak ve yeni sanatçılara olanak sunarak "toplumsal yaşama" canlılık katabilir.
Atatürkçü, demokrat, çağdaş, aydın ve uygar kesimin siyasi partilerde nasıl çalışması gerektiği, hem bireysel hem de “kolektif” olarak etkili olmayı gerektiren bir konudur.
Bu kesimin partiler içinde etkin olabilmesi için atabileceği adımlar şunlardır:
Siyasetten şikayet etmek yerine, demokratik sürece “etken katılım” esastır.
Bu, yalnızca oy kullanmakla sınırlı kalmamalıdır.
Bu kesimin bireyleri, ideolojilerine en yakın partiye üye olmalı ve parti örgütlerinin en alt kademelerinden başlayarak görev almalıdır.
Mahalle temsilcilikleri, ilçe ve il yönetimleri gibi kademelerde etken rol alarak parti kararlarını etkileme fırsatı yakalayabilirler.
Parti içinde oluşturulan komisyonlarda, çalışma gruplarında veya beyin takımlarında yer alarak politika üretimine katkı sağlamalıdırlar.
Eğitim, çevre, ekonomi veya dış politika konularında uzmanlıklarını kullanarak partinin programına “çağdaş ve bilimsel” temelli öneriler getirebilirler.
Bir partinin dışarıya yansıttığı çağdaşlık, kendi iç işleyişiyle başlar.
Bu nedenle, bu kesim parti içinde demokrasi ve şeffaflık mücadelesi vermelidir.
Parti içinde eleştiriye açık bir ortamın oluşmasını sağlamak, hataların tekrarlanmasını engellemek açısından yaşamsal önem taşır.
Parti politikaları ve liderin kararları, yapıcı bir şekilde eleştirilebilmeli ve bu eleştiriler dikkate alınmalıdır.
Liderlik ve adaylık seçimlerinde “liyakat ve şeffaflık” ilkelerinin hakim olması için çaba göstermelidirler.
Kapalı kapılar ardında yapılan atamalar yerine, ön seçim gibi “demokratik yöntemlerin” kullanılması istenmeli etmeli ve bu yönde “baskı” oluşturmalıdırlar.
Yalnızca “parti içi” etken olmakla sınırlı kalmayıp, partinin “toplumla bağını” güçlendirecek çalışmalar yapmalıdırlar.
Çevre örgütleri, meslek odaları, kadın dernekleri gibi “sivil toplum” kuruluşlarıyla partinin iletişimini artırmalıdırlar.
Bu, hem partinin toplumun nabzını tutmasını sağlar hem de daha “geniş bir kitleye” ulaşmasına yardımcı olur.
Yalnızca seçim dönemlerinde değil, sürekli olarak halkın “sorunlarını dinlemeli” ve çözüm “önerileri” sunmalıdırlar.
Sokak toplantıları, paneller ve sosyal medya üzerinden yapılan “interaktif” çalışmalarla partinin halka daha yakın olmasını sağlamalıdırlar.
. Bu yollar, Atatürkçü, demokrat, çağdaş, aydın ve uygar kesimin yalnızca partilere biçim vermekle kalmayıp, aynı zamanda Türkiye'nin siyasi kültürünün daha “çağdaş ve katılımcı” bir yöne evrilmesine de katkı sağlar.
. Türkiye'nin “aydınlık geleceği” için, bu kesimin “ortak akıl, birlik ve uzlaşma” içinde hareket etmesi ve çalışması yaşamsal önem taşır.
. Yalnızca bireysel çabalarla sınırlı kalmayıp, “kolektif” bir hareketin parçası haline geldiğinde “gerçek bir dönüşüm” yaratabilir.
. Tüm partiler özellikle de ana muhalefet partileri kişisel eleştiriler üzerinden politika yapmak yerine ülkenin temel sorunlarına değinen ve bunlar için gerekli çözüm yollarını öne çıkaran çalışmalar yapmalıdır.
Öğretmen GÖNEN ÇIBIKCI, 2025.09.07

Comments
…Loading comments…