Pragmatizm, Türkçesiyle Yararcılık pratik sonuçların veya gerçek etkilerin hem anlam hem de doğru için yaşamsal bileşenler olduğunu düşünen, 19. yüzyılın sonlarında, 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkmış bir felsefedir.
En basit açıklamasıyla; bir şey yalnızca işe yaradığı sürece doğrudur.
Bununla beraber; pragmatizm tek başına bir felsefeden çok, felsefe yapmanın bir çeşit yolu ya da yöntemidir.
Genel anlamda pragmatizm; dünyamızda olanı var saymada ve denetlemede karşıtlarından daha başarılı olduğunu kanıtlayan herhangi bir kuramın gerçeğe daha yakın olarak kabul edilebileceğini ileri sürer.
Herhangi bir kavramın anlamının, kavramın betimlediği herhangi bir şeyin akla gelebilecek işlevsel veya kolay eşitlenebileceğini savunur.
Pragmatiz; aynı zamanda, kuşkunun çözümünün, hazır inançların baskınlığıyla ya da diğer yöntemlerle istençli ve kararlı olunarak elde edilebileceğini kabul eder.
Pragmatizmin kurucusu; Amerikalı filozof Charles Sanders Peirce, 9. yüzyılın sonlarında pragmatizmi bir mantık ve fizikötesi kuramlara karşı bir tepki olarak ortaya sürer.
Pragmatizm, işin gerçeği, bir ilkeler bütünüdür.
Ancak; bu ilkelerin her biri eşdeğer değildir ve felsefi düşüncenin neredeyse her köşesine ulaşan çok sayıda, ince türleri vardır.
Pragmatizm felsefesi; 20. yüzyılın başlarında, William James ve John Dewey’in felsefelerinde en uç noktasına ulaşır.
Pragmatizm terimi; basılı olarak, ilk kez 1870’lerde kullanılır.
***
Bu kısa bilgilendirmeyi DEM Parti Milletvekillerinin 1 Ekim günü verilen resepsiyonda, basına yansıyan görüntülerinin ve açıklamalarının pragmatist – yaracı bir felsefesi olduğunu daha iyi anlayabilmemiz için yaptım.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan'la verdikleri fotoğrafın perde arkasını anlattı.
TÜLAY HATİMOĞULLARI'NIN AÇIKLAMASI ŞÖYLE:
Benimle selamlaşmadan geçip gitmesi; açık konuşmak gerekirse, yüz ifademden de anlaşılıyordu, bende de bir şaşkınlığa sebebiyet verdi. Bunun altında bir siyasi sebep var mı diye herkesin aklına bir düşünce geldi. Daha sonrasında bu konu Meclis Başkanı odasında konuşulmuş. Cumhurbaşkanı tanıyamadığını, karıştırdığını söylemiş, üzüntülerini bildirmiş vs... Ardından grup başkanvekilleri grubumuzu ziyaret etti, Cumhurbaşkanı adına özürlerini ilettiler.
Akşam da resepsiyona davet ettiler.
Akşam da Numan Kurtulmuş aradı aynı konuda, resepsiyona bir kez daha davet edildim.
Sonrasında malum fotoğraflar…Orada çok ciddi bir itiş kakış, masalar devrilmek üzere filan. Biz de ayakta durmakta bile zorlandığımız bir fotoğraf. O fotoğraf karesi esnasında insanlar ayakta durmaya çalışıyor. Bir kesim var ki; aman bu süreç niye başladı, bu süreç rejime can suyu taşımakta yaklaşımında. Bizi müzakere masasından ısrarla kaldırmak isteyen bir kesim. Bu kesim AKP olmadan önce de Kürt halkının özgürlük mücadelesine mesafeli olan bir kesimdir.
Vekiller hapishaneye konulduğunda, Cizre’de insanlar katledildiğinde, küçücük bir çocuk buzdolabında bekletildiğinde de bu sürece seyirci kalan, hak ettiler, terörle mücadele ettiler gibi bir yaklaşım.
Bu kesim bu fotoğraflardan feveran kopardı. Seçim ittifakı ve anayasa konusunda. Zira; Türkiye’nin normalleşmesini en çok biz istiyoruz.
Normal olmayan Türkiye’de tutuklanan, belediyelerine kayyum atanan biziz.
Özgür Özel’in bu konuda yaptığı açıklamayı çok doğru buluyorum.
Biz bir müzakere süreci yönetiyoruz.
Tüm siyasi partilerle ve devletin icra makamlarıyla görüştük.
Umarım; bu görüşmeler onurlu bir barışla sonuçlanacak.
***
SON SÖZLERİNE DİKKAT!
***
Bu görüşmelerimiz sürecek.
Bu görüşmelerimizi sürdürdüğümüz bir dönemde; oraya gitmeyi uygun gördük.
Demek ki neymiş?
Konu Kürtlerin hakkını hukuk yoluyla almak değilmiş verilen savaşımın adı.
İpleri elinde tutana yamanarak, onun tek başına karar vericiliğinden yararlanarak istenilene ulaşmakmış amaç.
Bu pragmatist duruşu da partinin eşbaşkanlık görevinde olan yetkili bir milletvekili söylüyor.
Bunu anlamayanları aptal yerine koymamış olmak için de lafın tamamını söylemiyor...

Comments
…Loading comments…