Ülkemin cahili, ahmağı, geri zekalısı, haini, puştu, yavşağı o kadar çok ki; artık canımızı sıkan herkesi “trol” sanıyoruz. Çünkü gerçekten trol üretiminde dünya markası olduk. Bu coğrafya, kendi cehaletinden beslenen bir virüsle enfekte. Bu virüsün adı: AkMikrop.
Ne cifle temizlenir, ne domestosla ne persille. Çünkü mesele dış değil, iç kirlilik. Mesele zihinlerin pas tutması, kalplerin taşlaşması.
Yıllar boyu din sömürüsüyle, milliyetçilik hamasetiyle, “vatan elden gidiyor” korkusuyla uyutulmuş, fakir bırakılmış, düşünmekten men edilmiş kitlelerle karşı karşıyayız. Onlara ne anlatsan nafile. Almaçları kapalı.
Bir şeyi tartışmaya kalksan, anlamak yerine saldırırlar. Muhakeme edemezler çünkü zihin sistemleri bir kez çökertildi. Güncelleme almayan bir yazılım gibiler; taş devri sürümüyle 2025’i yaşıyorlar.
Bu mikroplar, kapalı devre yayında sürekli.
Komut belli:
CHP’ye sövsün.
Atatürk’e sövsün.
Dindar görünsün ama dinden bihaber yaşasın.
Hiç kitap okumasın ama her konuda fikir beyan etsin.
Bu milletin başına bela olmuş bir cehalet aristokrasisi.
Kendi cahilliğiyle övünen, bileni aşağılayan, ahlaksızı “bizdendir” diye kutsayan bir topluluk.
Onlar için düşünmek bile “şeytan işi.”
Birine “neden böyle düşünüyorsun” diye sorsan, cevap değil, saldırı alırsın. Çünkü zihinleri, kendi egemenleri tarafından rehin alınmış durumda.
Televizyonları kutsal, ekranlarındaki yalanlar iman gibi.
Sabah akşam aynı hipnoz: “Biz iyiyiz, onlar kötü.”
Yani bir ülke, akıl yerine algoritmayla yönetiliyor.
Ama asıl acı olan, bu hale getirilmiş olmaları.
Bu insanlar doğuştan kötü değillerdi.
Onları kötü, kinci, tahammülsüz ve aptal yapan; bilinçli bir mühendislikti.
Yıllarca sistemli bir şekilde, en yoksul mahallelere “yardım” götürüp, karşılığında oy alarak; okulları susturup, imam hatipleri çoğaltarak; medyayı ele geçirip, sorgulayan her sesi hain ilan ederek bu mikropları büyüttüler.
Artık bir “insan türü” değil, bir zihin virüsü var karşımızda.
Bulaşıcı.
Sosyal medyada, kahvede, sokakta, minibüste…
Cümleleri kopya: “Onlar da çaldı!”, “Dış güçler yaptı!”, “Reis izin vermez!”
Kendine ait tek bir fikri yok ama her konuda hüküm veriyor.
Hukuk bilmez ama yargılar.
Tarih bilmez ama fetva verir.
Ekonomiden anlamaz ama “büyüyoruz” diye bağırır.
Bu zihinsel bataklıkta, akıl sahibi insanların nefes alması bile zor.
Çünkü tartışma zemini çökmüş durumda.
Bir ülkenin en büyük yıkımı, fikirlerin değil, aklın itibarsızlaştırılmasıdır.
Bugün Türkiye tam da orada: aklın değersizleştiği, yalanın gerçeğin yerine geçtiği bir bataklıkta debeleniyor.
Ve en kötüsü, bu bataklık kendi kendini kurutamıyor.
Çünkü cehalet sadece bilgisizlik değildir.
Cehalet bir inanç sistemidir.
İnandığı yalanı, bildiği gerçekten daha çok sever.
Onun için “kanıt” diye bir şey yoktur, “duyduğum” vardır.
“Gerçek” diye bir şey yoktur, “reis ne derse o” vardır.
O yüzden uğraşmak beyhude.
AkMikrop’a mantık anlatmak, duvara kitap okumak gibidir.
Ama bu, mücadeleyi bırakmak anlamına gelmez.
Biz yine de anlatacağız, yazacağız, bağıracağız.
Çünkü susmak, bu zihinsel virüsü daha da güçlendirir.
Bu ülke, bir gün yeniden düşünen insanların, vicdanlı insanların, yalanlara boyun eğmeyen insanların ülkesi olacak.
O zaman AkMikrop’lar tarihin çöplüğüne karışacak.
Bugün cahiller çok olabilir; ama ışığın gücü, karanlığın kalınlığıyla ölçülmez.
O yüzden yine de umudu korumak zorundayız.
Bu ülke Atatürk gibi bir dehayı, Nazım gibi bir vicdanı, Nihat Genç gibi bir çığlığı çıkarmış bir toprak.
Bu topraklarda akıl ölmez, sadece susturulur.
Ve her susturulan akıl, bir gün daha güçlü doğar.
Günaydın iyi insanlar.
Karanlık çoksa, yakacağımız ışık da o kadar parlak olacak.
AkMikrop Zihinsel İşgalin Anatomisi
Ülkemin cahili, ahmağı, geri zekalısı, haini, puştu, yavşağı o kadar çok ki; artık canımızı sıkan herkesi “trol” sanıyoruz. Çünkü gerçekten trol üretiminde dünya markası olduk. Bu coğrafya, kendi ceha
7 months ago2 dk okuma0 görüntülenme

Comments
…Loading comments…