Papa Leo XIV Türkiye’ye geldi ya…
Bu ülkede bir gecede mevsim değişti kardeşim.
Dün bağıranlar sustu, dün küfredenler gülümsedi, dün “Haçlı” diye köpürenler bugün “hoşgörü” diye sakız çiğnedi.
Bu ülkede ideoloji, sabah ezanı gibi değil; borsa grafiği gibi değişiyor!
Siyasal İslamcı dediğin…
Hani o meydanlarda “gavur Batı” diye haykıran,
Hani o mikrofonu görünce “ümmet” diye köpüren,
Hani her taşı “dış güç” diye hedef alanlar var ya…
Papa geldi, bir anda “medeniyetler buluşması” oldu!
Ne oldu size?
Kâfirlik grev mi yaptı?
Haçlı seferi rötara mı girdi?
Yoksa Batı bir gecede temize mi çıktı?
Bak kardeşim…
Bu ülkede din, Allah için yaşanmaz!
Bu ülkede din, iktidar için konuşulur!
Bu ülkede seccade, oy sandığına serilidir!
Papa gelmeden önce:
Batı ahlaksızdı…
Vatikan entrikaydı…
Hristiyan dünya düşmandı…
Papa gelince:
Batı zarif oldu…
Vatikan saygın oldu…
Hristiyan dünya “diyalog ortağı” oluverdi…
Böyle iman olmaz!
Bu iman değil;
Bu döviz kuru gibidir!
Sabah dolar yükselir, akşam ayet iner!
Akşam faiz düşer, sabah “kardeşlik mesajı” gelir!
Bir gecede Katolik oldular kardeşim!
Ama sabah yine eski yerlerine döndüler!
Çünkü bunlar inançla değil, fırsatla yaşar!
Papa önünde iliklenen ceketler…
Kameraya oynayan saklı tebessümler…
Diplomasi adı verilen o plastik cümleler…
Bir sahne vardı:
Devlet büyüğü, Papa’ya bakıp konuşuyor…
Mikrofonlar açık…
Sözler yumuşak…
Ama aynı ülkede:
Çocuklar cemaat yurtlarında eziliyor,
Kadın sokakta güvensiz yürüyor,
Gençler yurtdışına kaçıyor,
Adalet arayanın sesi kesiliyor…
Papa gelince adalet konuşuluyor!
Papa gitse kimse ahlak hatırlamaz!
Bu mu dindarlık?
Bu mu iman?
Hayır kardeşim, bu diplomasi makyajıdır!
Bu politik rujdur!
Bu, ikiyüzlülüğün devlet halidir!
Siyasal İslamcılık bu ülkede bir “inanç” değildir.
Bir “stratejidir”.
Kime ne zaman secde edileceği, Washington borsasına bakılarak belirlenir!
Ne zaman dua edileceği, Brüksel’den gelen raporla ayarlanır!
Ne zaman “kardeşlik” deneceği, kamera ışığına göre seçilir!
Bu ülkenin insanına:
“Batı bize düşman!” diye bağırırsın…
Sonra Batı’nın ruhani lideri gelince gülersin!
Bu mudur omurga?
Bu mudur şahsiyet?
Bir ülkede siyaset bu kadar bukalemun olabilir mi?
Oluyor işte!
Türkiye’de oluyor!
Papa’nın elini sıkanlar…
Vatikan koridorlarında yürüyenler…
Diplomasi masasından “hoşgörü” kelimesini toplayanlar…
Aynı kadrolar, bu ülkede laikliği düşman belledi!
Aynı kadrolar, bu ülkede farklı olana kin güttü!
Aynı kadrolar, bu ülkede sorgulayanı ezdi!
Ama Papa geldi diye:
Birden “barış”!
Birden “sevgi”!
Birden “kardeşlik”!
Bir günlük hoşgörüyle ülke kurtulmaz!
Bir gecelik tebessümle adalet gelmez!
Bu memleketin derdi Vatikan değildir!
Bu memleketin derdi ikiyüzlülüktür!
Papa buradan gidecek kardeşim…
Uçağı havalanacak…
Protokol bitecek…
Ama geriye kalan şey şu olacak:
Yine bağıranlar…
Yine suçlayanlar…
Yine Batı düşmanlığı…
Yine iç kavga…
Çünkü mesele Papa değildir!
Mesele, bu ülkede dinin;
Ahlak için değil,
İktidar için yaşanmasıdır!
Ve tarih yazacak şunu bir kenara:
“Bu ülke, bir günlüğüne Katolik oldu…
Ama bir ömür ikiyüzlü kaldı!”

Comments
…Loading comments…