Erdoğan çocuk denecek yaşlarda yokluğun, yoksulluğun ne olduğunu yaşamıştı.

Her hatasında babasının öfkesini sözle değil, fiziki şiddetle cezalandırıldığı dönemleri unutamadı.

Babasının çok öfklendiği zamanlarda onu ayaklarından asarak askıda bırakktığında dayısı tarafından askıdan kurtarıldığını anlatmıştı.

Baba baskısından, dayağından korunmak için babasının ayaklarını öpmeyi alışkanlık edinmişti.

Çocukluğunda gördüğü bu baba baskısını öylesine içselleştirmiş ki, gücü eline geçirdiğinde tanık olduğumuz acımasızlığı çocukluktaki gördüğü baskıların benliğinde olan etkisinin birikimidir.

Aileden gördüğü aşırı baskı kendisinden zayıf gördüğü rakiplerine fiziki olmasa da sözlü olarak yaptığı makamına yakışmayan sertliği hakaretlerle dışa vurması çocuklukta yaşadığı ezikliği bastırma duygusudur.

Bu acımasız ve makamına yakışmayan ölçüsüz ve yakışıksız tepkiyi sadece kendisine aynı davranışta bulunamayacak rakiplerine yaparken, kendinden güçlü olanlara karşı sessiz kalması güçlüden korkmasıdır!

Bir muhalefet liderine, bir gazateciye, kendisini eleştiren insanlara yaptığı sınırsız öfkeyi kendisini küçümseyen, azarlayan ABD Başkanı Rolandt Trumpt’a sesini çıkaramaması bir Erdoğan gerçeğidir.

Yine çocukluğunda babasının baskılarına, öfkelerine boyun eğme, sineye çekme alışkanlığındandır!

Kuzey Irak’ta Türk Askerlerini katleden PKK uzantısı SDG’lilere Hava Kuvvetlerinin Erdoğan’nın emri ile yapılan hava saldırısı üzerine, ABD Başkanı Donald Trump:

‘’Saldırıya son ver! Türk ekonomisini mahvederim.
Bilirsin bunu yaparım. Rahip Brunson örneğinde
bir örneğini gösterdim!Tüm aile servetini açıklarım!
Sert adam olma. Aptallık etme!’’

Bu tehdit üzerine Erdoğan uçak filosunu geri çekti.
‘’ABD’ye giderek bunun hesabını soracağım!’’ Demiş, ABD’ye gidip döndüğünde gazetecilerin:
‘’Trump’tan hesabınızı sordunuz mu?’’ Sorusuna
‘’Çok şükür o konu gündeme gelmedi!’’ Yanıtını vermişti.

Yıllarca Erdoğan’a randevu vermeyen Trump, Erdoğan’nın ABD’deki BM toplantısında ABD Büyükelçisi Tom Barack aracılığıyla Beyaz Sarayda yaptığı görüşmede, Trump’a hoş görünmek için yüzlerce BOİNG uçağı satın alması görüşmesinde tüm basının önünde:

‘’Erdoğan hile ile seçim kazanmasını çok iyi bilir!’’
‘’Beni hep dinler! Papaz Bronson yıllarca hapis yatacakken benim telefonum üzerine ilk uçakla Bronson’u ABD’ye gönderdi’’

Dediğinde Erdoğan, Trump sanki ona iltifat etmiş gibi seviinç duyuyordu!

Trump, toplantı sonunda Tom Barack’a ‘’Erdoğan’a Meşruiyet verdim!’’ Mücdesini verirken Erdoğan mutluluk duyarken, Türkiye’ye yapılan bu ağır hakaret AKP’lileri mutlu etmiş olabilir ama

Ben bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olduğumdan dolayı -AKP’ye -özellikle- Erdoğan’a karşı olmama rağmen Erdoğan’nın ABD’de Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil ettiği için
Hem utandım
Hem Erdoğan’ı hem deTrump’ı Türkiye Cumhuriyeti’ne yaptığı hakareti kınıyorum.

Geçmiş zamanda Kıbrıs sorunu nedeniyle ABD’de bulunan İsmet İnönü’ye Başkan Busch’un:

‘’Biz Türkiye’yi bahçemizde bir havuz olarak görüyoruz!’’ dediğinde, İnönü:

‘’Size ABD’siz Türkiye’yi kanıtlayacağım!’’ Diyerek, ABD’yi terkettiğini hatırlayınca:

Devlet adamı olmanın!

Hele Türkiye Cumhuriyeti’nin Devlet Adamı onurunun ne olduğundan gurur duymuştum!

Devlet Adamı olmak
Hele dünyanın gelmiş geçmiş en büyük devrimcisi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiyesinde

Devlet Adamı olmak!

Vah Türkiyem vah!

YILDIZ AKALIN