Tarihimizin derinliklerinden gelen bir deyim vardır: “Ben sizin Cemaziyülevvelinizi bilirim.”

Bu söz, bir kişinin geçmişte yaptığı yanlışları, gizlediği ayıpları hatırlatmak için kullanılır.

Cumhuriyet öncesinde devlet dairelerinde evraklar ay ay torbalara doldurulur, üzerlerine o ayın damgası vurulur, bir yıl bekletildikten sonra mahzene kaldırılırdı. Fakir bir yazıcı, gizlice bu torbalardan birkaçını evine götürür. Kumaş bulmak zor olduğundan, eşi bu torbalardan iç çamaşır diker. Günün birinde hamamda soyunurken arkadaşları, çamaşırının üzerinde kocaman kırmızı harflerle yazılmış “Cemaziyülevvel” damgasını görür. Arkadaşı durumu anlar ama onu mahcup etmez.

Yıllar geçer, o fakir yazıcı yükselir, nüfus dairesinin en nüfuzlu müdürü olur. Çevresine sert davranır, kibirlenir. Bir gün eski arkadaşıyla da aynı tavrı sergileyince, arkadaşı ona dönüp şu tarihi sözü söyler:

“Bana bak müdür bey, ben senin Cemaziyülevvelini bilirim.”

Müdür, geçmişteki hırsızlığını hatırlayıp susar.

Bugün bu deyimi hatırlatmanın tam zamanıdır. Çünkü politikacılar, dernek ve kurum yöneticileri, iş dünyasının bazı temsilcileri sık sık din, iman, dürüstlük üzerine nutuk atıyor. Halkın karşısına çıkıp ahlâk dersi veriyorlar. Oysa biz onların Cemaziyülevvelini biliyoruz.

Almanya’da ortalama emekli maaşı 1.552 € olsa da, milyonlarca emekli 700–800 € gibi düşük maaşlarla yaşam mücadelesi veriyor.

Türkiye’de ise en düşük emekli maaşı 14.500–16.881 TL. Pazara çıkan bir emeklinin cebinde üç kalem ürün alacak para kalıyor.

Her iki ülkede de emekliler, yıllarca çalışıp üretime katkı sağladıktan sonra, sistem tarafından ekonomiye yük olarak görülüyor.

Peki Milletvekilleri ne kazanıyor?

Türkiye’de bir milletvekili maaşı 229.676 TL.

Emekli milletvekili maaşı ise 149.000 TL.

Hem milletvekili hem emekli olanların toplam geliri 379.000 TL’ye ulaşıyor.

Bu rakam, sıradan bir emeklinin maaşının 10–20 katı. Halkın alın teriyle geçinen emekliler sürünürken, siyasetçiler lüks içinde yaşıyor.

Peki Eğitim ve Kalifiye Eleman Krizi için ne diyorlar?

Ülkelerin eğitim sistemi çürümüş durumda. Yeterli kalifiye eleman yokluğu üretimden sağlığa, teknolojiden bilime kadar her alanda hissediliyor. Gençler geleceksiz bırakılıyor, liyakat yerine torpil hüküm sürüyor.
Utanacak yüzleri varsa bu rezaleti hemen çözmeliler. Eğer utanmıyorlarsa halka açıkça çıkıp bir demeç versinler. “Biz bu ülkeyi yönetemiyoruz.” Desinler ki halk da bir daha niteliksiz, duruşu olmayan politikacıları seçmesin.

Siyaset, dürüstlükten çok çıkar hesaplarının arenasına dönüştü. Yalan, vaatlerin süsü haline geldi. Halkın hafızasıyla alay edenler, geçmişlerini unutturabileceklerini sanıyor. Ama bu milletin hafızası güçlüdür. Biz onların Cemaziyülevvelini biliriz.

Bugün yapılması gereken, bu deyimi yeniden hatırlamak ve yüksek sesle söylemektir:
“Ben sizin Cemaziyülevvelinizi bilirim.”

Ali Sönmez