Eylül Ophelia/Viyana
Merkezi Almanya’da bulunan Suriye İnsan Hakları Topluluğu (AHRS), Suriye’de iktidarı ele geçiren HTŞ’nin etnik ve dini azınlıklara yönelik şiddetini "en kötüye doğru bir dönüm noktası" olarak nitelendirdi.
Suriye İnsan Hakları Topluluğu (AHRS), 8 Aralık 2024 tarihinde Suriye’de iktidarı ele geçiren Hayat Tahrir El Şam (HTŞ) rejiminin bir yılını değerlendirdi. Değerlendirmede, HTŞ ve müttefik içinde olduğu diğer Selefi grupların etnik ve dini azınlıklara yönelik şiddeti, Suriye için “en kötüye doğru bir dönüm noktası” olarak nitelendirildi.
Suriye İnsan Hakları Topluluğu (AHRS) tarafından yapılan yazılı açıklamada, HTŞ rejimininin Suriye'deki Alevi ve Dürzî topluluklarına yönelik devam eden şiddetinin Aleviler hakkında yüzyıllardır beslenen nefret ideolojisinin yeniden yükselişi anlamına geldiği, bu ideolojinin temelinin de 14. yüzyılın başlarında Alevileri ve Dürzilerin öldürülmesini ve mülksüzleştirilmesini caiz ilan eden Sünni Şeyh el-İslam İbn Teymiye'nin fetvalarına dayandığı belirtildi.
İbn Teymiyye’nin fetvalarının HTŞ ve diğer selefiler tarafından yeniden yorumlanarak Alevi ve Dürzi topluluklara yönelik katliamların ideolojik temellerini oluşturduğuna dikkat çekilen açıklamada, "Suriye'de savunmasız ve düzensiz bırakılan Alevi topluluğu aynı zamanda "rejimden kalan suçlular" olarak damgalanıyor ve kitlesel infazlar için hedef alınıyor“ denildi.
HTŞ ve Selefi El-Nusra Cephesi’nin BM Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı Kararı ile terör örgütü olarak tanımlandığı, Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin 2018 raporuna göre, HTŞ‘nin 2017-2018 yılları arasında sivillere yönelik en az 99 şiddet içeren saldırıdan sorumlu görüldüğü, ayrıca İdlib’de sivillere yönelik şiddet eylemlerinin de raporlandığının belirtildiği açıklamada, ABD Hazine Bakanlığı'nın Yaptırım Listesi Araştırmasına göre de, El-Nusra ve HTŞ unsurlarının „Özel Belirlenmiş Vatandaşlar ve Engelli Kişiler Listesi‘nde 'ağır' kategorisinde yer aldığı vurgulandı.

Suriye’deki Uluslararası ve İnsani Hukuk ihlalleri
AHRS’nin raporuna göre, HTŞ, 8 Aralık 2024'te iktidara geldiğinden beri, Aleviler ve Dürzî topluluklarına karşı etnik ve dini temizliğe yöneldi. Bu ihlaller, Birleşmiş Milletler, Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Örgütü, Suriye İnsan Hakları Ağı ve Suriye İnsan Hakları Gözlemevi gibi bir çok insan hakları kuruluşu ve gözlemevi tarafından belgelendi. HTŞ ve müttefik içinde olduğu terör gruplarının ihlalleri arasında "özel infazlar, kasıtlı mülk yok etme, kaçırma, kitlesel gözaltılar ve kimliklere dayalı yaygın hedef alınma“ yer alıyor. Sözkonusu ihlallerin, Alevilere ve Dürzilere karşı soykırım niyetiyle gerçekleştirildiği saptaması da yapılıyor.
Temmuz 2025 itibariyle, Suriye İnsan Hakları Ağı'nın eksik sayımlarının dahi 4.300 sivilin öldürüldüğünü gösterdiğine dikkat çekilen AHRS açıklamasında "Bu toplam, Mart ve Temmuz aylarında bir kaç gün içinde öldürülen 2.069 Alevi ve 1.224 Dürzî sivil içerir. Rejimin ihlallerinin boyutu, Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi ve Üye Devletler dahil olmak üzere uluslararası toplum tarafından bilinmektedir. Uluslararası, Tarafsız ve Bağımsız Mekanizma (IIIM), Suriye Arap Cumhuriyeti Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu (COI) ve Kayıp Kişiler Bağımsız Kurumu (IIMP) gibi BM kurumları da Suriye'deki durumun ciddiyetinin farkındadır. Ulusal düzeyde, Birleşik Krallık Avam Kamarası'nın ve ABD'deki tarafsız Kongre Araştırma Servisi'nin ciddi endişelerini dile getiren raporları mevcuttur“ denildi.
Parlamento seçimlerinin de düzmece olduğuna dikkat çekilen raporda, rejim anayasasının 3.1. maddesiyle "İslami fıkıh yasamanın başlıca kaynağıdır" hükmünün getirildiği, bu hükmün de ibn Teymiyye fetvalarından kaynaklı olarak, Aleviler, Dürziler ve Hristiyanlara karşı ayrımcılık ve mülksüzleştirme eylemlerinin cezasız kalacağı anlamına geldiği vurgulandı.
BM’ye çağrı: Yardım hattı kurulmalı
AHRS açıklamasında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na, üye devletlere ve Güvenlik Konseyi'ne şu çağrıda bulunuldu:
1-Rejim ve rejimle ittifak halindeki silahlı grupların işledikleri suçlardan sorumlu tutulmasını sağlama kararlığı ilan edilmeli,
2- Aleviler, Dürziler, Hristiyanlar ve Kürtler dahil olmak üzere, tehdit altındaki tüm azınlıkları korumaya istekli ve sorumluluk sahibi olduklarını ilan etmelidirler.
3-Uluslararası insani yardım kuruluşlarıyla birlikte güvenilir, uluslararası destekli insani yardım hatları kurulmalıdır.
4-Uluslararası, Tarafsız ve Bağımsız Mekanizma (IIIM) ve Suriye Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu (COI) gibi BM kurumlarını ve Suriye içinde ve dışında insan haklarını savunan kuruluşları içeren bir kriz komitesi kurulmalıdır.
5-HTŞ rejimine,
tarafsız hesap verebilirlik ve yargı bağımsızlığı sağlanması için baskı uygulanmalıdır; savaş suçlarını, insanlığa karşı suçları, soykırımı veya diğer uluslararası suçları suç saymayan anayasa ve ceza kanununun değiştirilmesi sağlanmalıdır.
6- İnsan hakları örgütlerinin gelecekteki iç ve uluslararası hesap verebilirlik süreçleri için hayati öneme sahip olabilecek kanıtların belgelenmesi, korunması ve analiz edilmesi yönündeki çabaları desteklenmelidir.
7- HTŞ rejiminin etnik/dini temizliği ve ondan önceki Esad rejiminin İnsan hakları ihlallerini bir araya getiren söyleme derhal son verilmelidir. Bu söylem, HTŞ rejimi ve terörist müttefiklerinin vahşetlerini Esad rejiminin kalıntılarıyla bir çatışma olarak meşrulaştırmasını sağlamaktadır, açıklamanın talepleri arasında bulunmaktadır.
Suriye İnsan Hakları Topluluğu (AHRS) 12 Nisan 2025 tarihinde Mannheim’da kurulmuştur. „Suriye ve çevresindeki komşu ülkelerde Alevilere ve diğer azınlıklara yönelik devlet, sivil, paramiliter ve diğer tüm rejim yanlısı grupların gerçekleştirdiği şiddet eylemlerini ortaya çıkarmak, belgelemek ve katliam mağdurlarına uluslararası hukuk temelinde insani yardım ve hukuki destek sağlamaktır“, AHRS´in temel amaçlarından biridir. Bu amacına ulaşabilmek için AHRS, Dünya çapında yaygın temsilcilikler yoluyla çalışmalarını sürdürmektedir.


Comments
…Loading comments…