Araştırmacı Gazeteci Uğur Mumcu, alçakça katledilişinin 38. Yıldönümünde yine hem Türkiye’de hem de yurtdışında artan bir özlemle anılacak.
Özellikle de Sosyaldemokrat Halk Dernekleri Federasyonu’nun (HDF) onur üyesi Uğur Mumcu geleneksel ADALET VE DEMOKRASİ logosunda anılırken Cumhuriyet Gazetesi yazarları, hukukçular, siyasiler katılımcı olarak yurtdışındaki demokratlarla birlikte anıyoruz!
Bu etkinliklerde ‘’çağdaş, laik, demokrat, hukuk devleti bir Türkiye’’ mücadelesi veren kişiler, sivil toplum örgütleri ve demokratik kitle örgütlerince Uğur Mumcu simgesinde bütün katledilen gazeteciler ve aydınlar da anılırken, Türkiye’nin geldiği konum tartışılarak, çözümler tartışılır
Uğur Mumcu’yu, 1979 yılında HDF’nin yerel örgütü Münih Halk Derneğinde tanımıştım.
HDF’nin hafta sonu seminerleri, olağan Kurultaylarının onur konuğu, konuşmacısıydı.
Rabıta-Tarikat-Siyaset-Ticaret kitaplarını hazırlarken, diğer yazılarını kitaplarını yazdığı titizlikle kaynağına kadar gider, eleştirdiği kişi ve kuruluşlarla yüz yüze görüşerek, sorularını sorduğuna HDF’li arkadaşlar, dernek başkanları tanıktır.
12 Mart Cunta döneminde aynı konumdaki kişiler yedek subay olarak askerlik görevini yaparken Uğur Mumcu, er olarak askerlik yapmasını ‘’Sakıncalı Piyade’’ kitabıyla mizah konusunda da ustalığını kanıtlamıştı.
Yolsuzlukları, haksızlıkları, din istismarcılarını kanıtlarıyla kamuoyuna açıklıyordu.
O yalnız sağcıları, tarikatları, kaçakçıları değil, sosyalist kimlikli kişilerin Siyasal İslamcılarla ‘’al gülüm-ver gülüm’’ iş birliğini de Rabıta kitabında eleştirmişti.
Eski Marksistlerin, Özal iktidarında liberalizm cambazlığını yaptıklarında siyasi literatüre geçen ‘’LİBOŞ’’ sözcüğünü yaratmıştı.
Aydınlar, demokratlar, bilim adamları, sendikacılar katlediliyorlardı. Faili Meçhul Cinayetler dönemi başlatılmıştı.
Uğur Mumcu, sadece kaçakçıların, hırsızların, rüşvetçilerin değil, Tarikat-Ticaret-Siyaset üçgeninde dini siyasete araç olarak kullanarak köşeleri dönenlerin, ırkçıların, döneklerin de hedefindeydi.
Sürekli ölüm tehditleri alıyordu.
O nedenle Avrupa’ya, özellikle Almanya’ya geldiğinde HDF adına ben Uğur Mumcu’ya refakat ederdim! (* 1)
1992 Ekim ayında Berlin’de HDF Kurultayında,Terör ağırlıklı önemli bir konuşma yapmıştı.
24 Ocak 1993 te evinin olduğu Ankara’da Karlı Sokakta arabasına konan bombayla katledildi.
Türkiye ayağa kalktı ve milyonlarca insan yurt genelinde ve dünyada sokaklara döküldü.
Cenazesine şiddetli yağan yağmura rağmen, yüzbinlerce insan katılmıştı.
Devlet ‘’namusunu garanti olarak ortaya koymasına rağmen’’ katiller bulunamadı.
38 Yıl sonra bugüne baktığımızda O’nun vurguladığı: ‘’Essalamün aleyküm Albayım ’ın’’ çok
ötesine geçmiş, bir ucube devlet yönetimi çizgisine geçiş yapılmıştı.
2002’de Tarikat-Siyaset-Ticaret düzeninden Tarikat-Siyaset-Mafya düzenine geçildi.
ABD’ye karşı olan Irak, Suriye, Libya Türkiye’de iktidara getirilen FETÖ-AKP ortaklığında Atatürkçü asker, bürokrat, gazeteci, bilim adamları, gazeteciler kumpaslarla tutsak edildiler.
Cumhur İttifakının hakaret ve tehditten sorumlu Bahçeli ve Partisi, eski ülkücülerce ‘’koltuk bekası’’ için ihanet içinde olduğu savıyla ayrılan gazetecileri, siyasetçileri mafya yöntemleri ile dövdürttü, saldırganlar serbest bırakıldı. (** 2)
Artık dayakla sindiremediklerini, ülkücü militanlarca öldürüldüğü bir döneme girildi.
‘’Atatürk’ün Askerleriyiz!’’ Diyen subaylar ordudan atıldı. (***3)
Diğer Cumhuriyet Savcıları sessiz kaldılar.
Yandaş gazeteci eskiden de vardı. Ama, bu dönem kadar kalemini satan,eğilip bükülen azınlıktaydı.
Gazeteciliği onurlu, eğilip bükülmeyen, Uğur Mumcu’nun izinden giden genç gazeteciler yazarlar, hapsedildiler, tehdit edildiler, darp edildiler ama geri adım atmadılar.
Hırsız siyasetçileri, onurunu satan sözde hukukçuları, ahlaksız tarikat şeyhlerini, siyaset-mafya işbirlikçileri delilleriyle ortaya koymaktan korkmadılar yazdılar, yazacaklar…
Ne demişti Uğur Mumcu:
” Bir kalem susar, yerini bir başkası alır.
Bu kalemler tükenmez.
Ne kelepçeler ne demir kapılar ne iddianameler ne de beş yıldan yirmi yıla uzanan hapis cezaları
Bu kalemleri korkutamadı, bundan sonra da korkutamaz.
Kalemler vardır, sömürünün, vurgunun zırhıdır.
Kalemler vardır, özgürlüğün ve barışın silahıdır.
Kalemler vardır, gençlerin idam kementlerinden kırılır atılırlar.
Kalemler vardır, yılmadan, usanmadan, eğilmeden, bükülmeden yazarlar.”
Karamsarız sevgili Uğur Mumcu, hem de çok karamsarız! Ama Umutsuz değiliz.
AKP-MHP iktidarı, emrindeki Cumhuriyet Savcıları’na, sözde Yargıçlara rağmen yeni Uğur Mumcu’ları gördükçe umudumuz karamsarlığın önüne geçiyor
Dün olduğu gibi bu günde:
Uğur Mumcular yine görev başında!
YILDIZ AKALIN
(* 1) Uğur Mumcu’yu almak için Havaalanına gidedecektim. kızım Deniz küçüktü ‘’baba bende gelip Uğur Mumcu ile tanışmak istiyorum’’ diye ısrar edince birlikte gittik, resimler çektirdik. Fotoğrafları tab ettirmek için fotoğraf makinesinden foto makarasını almak için açtığımızda
‘’fotoğraf makinasına film makarası takmayı unutmuşum!’’ Hiç unutamadığım acı bir anı!!
(** 2) Bahçeli’nin ihanetine karşı çıkan MHP kurucusu Alpaslan’ın eşi, çocukları Bahçeli’nin emriyle saldırıya uğradılar!
(***3) AKP-MHP iktidarında ‘’Atatürk’ün Askarleriyiz!’’ Diyen subaylar ordudan atılırken, Atatürk’ün koltuğunda oturan iki Genel Kurmay Başkanı AKP-MHP iktidarında Bakan olarak Erdoğan’ın Askerleri oldular!
Aşağıdaki kanallara girdiğinizde bazı baelgeleri görmeniz yanında: You-Tube’de ‘’Uğur Mumcu’nun Berlin HDF Konuşması’’ çıkacaktır’’




Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…