Bundan tam 33 yıl önce, 24 Ocak 1993 tarihinde arabasına yerleştirilen bombanın infilak etmesiyle hunharca katledilen gazeteci, yazar ve hukukçu Uğur Mumcu, Berlin’in köklü kuruluşlarından Sosyal Demokratlar Derneği (HDB) tarafından düzenlenen bir toplantı ile anıldı. IG Metall salonunda yapılan anma etkinliğinin konuk konuşmacısı, Uğur Mumcu’nun kızı Özge Mumcu Aybars oldu.

Bağımsızlık, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde canlarını veren aydınlarımızın anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşundan sonra, açılış konuşmasını HDB Eş Başkanı Alev Ayhan yaptı. Ayhan, Uğur Mumcu’nun 1978’de HDF Genel Kurulu’na ilk defa katıldığını ve ölene dek HDB ile yakın bir ilişki sürdürdüğünü vurguladı. Mumcu’nun öldürülmeden bir sene evvel, 1992’deki HDF Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmanın görüntülerini içeren filmin çok değerli bir anı olduğunu belirtti.

Konuk konuşmacı, Uluslararası Hukuk Doktoru ve Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Özge Mumcu Aybars, konuşmasında sevgi dolu bir ailede büyüdüğünü ancak patlamanın olduğu gün henüz 11,5 yaşında bir çocuk olduğunu dile getirdi. O günü anlatması katılımcılara duygusal anlar yaşattı.

Mumcu Aybars şunları söyledi: “Böyle bir olayı yaşayınca hayat tamamen altüst oluyor. Bir anda kendimi kameraların önünde, cenaze töreninde ve her zaman başka bir yerde buldum. Bu da tabii benim hayatımı çok şekillendirdi. Uzunca bir süre bu konuyu konuşamadım; size bu kadar rahat konuşabiliyorsam zaman sayesindedir. Konuşmaya başlayınca da durmadım. Çünkü aslında anlattığınız şeyin normal olmadığını, benimsenmemesi gerektiğini düşünüyorum. 33 yıl geçti ve siz hâlâ buradasınız; bu soğuk havaya rağmen bu kadar kalabalıksınız. Babamın sizlerde ne kadar iz bıraktığını, Türkiye’de yaşanan olayların ne kadar derin olduğunu görüyorum. Herkesin kalbinde, gönlünde ve belleğinde yaşıyor.“

Babasının yaşamında HDF’nin önemli bir yeri olduğunu vurgulayan Aybars, babasının çok çalışkan bir insan olduğunu, arkasında 25 kitap bıraktığını ve haftanın 6 günü Cumhuriyet gazetesinde yazdığını ifade etti. 1987’den sonra üzerinde çalıştığı eserlerden birinin İslami örgütlerin finansal yapılanmasını anlatan “Rabıta”, diğerinin ise ölümünden sonra yayınlanan ve tam bitiremediği “Kürt Dosyası” olduğunu söyledi.

Babasının araştırmacı gazeteci olma öyküsüne de değinen Mumcu Aybars sözlerini şöyle sürdürdü:

“Babam aslında hukuk fakültesinde bir asistan, daha sonra profesör olarak hayatına devam edebilecekken, hakkında açılan bir soruşturma sonucu askerliğini sakıncalı olarak yapıyor ve ‘Sakıncalı Piyade’ kitabını yazıyor. Çok da mizahi bir kitap. Babam esprili bir insandı… Gazeteciliğe Anka Ajansı’nda başlıyor, daha sonra Altan Öymen’le birlikte çalışıyorlar. Babam, Yahya Demirel’in sunta kaçakçılığı ve hayali ihracat yaptığını tespit ediyor. 1979 yılında gazeteci Abdi İpekçi’nin öldürülmesini araştırmaya başlıyor. Mehmet Ali Ağca ve Abdullah Çatlı derken soruşturmacı gazetecilik kapıları ardarda açılıyor.”

HDF Onursal Başkanı ve HDB Başkanı Ahmet İyidirli ise konuşmasında Mumcu’nun HDF ile yoğun ilişkisine dikkati çekti. 1990’lı yılları; gazetecilere, aydınlara ve Kürtlere karşı cinayetlerin yoğunlaştığı yıllar olarak tanımladı. İyidirli; Abdi İpekçi ile başlayan sürecin Çetin Emeç, Turan Dursun, Prof. Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Musa Anter, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı ile devam ettiğini belirtti.

İyidirli devamla, “Ortak noktamız aydınlanmacı, Cumhuriyet ilkeleri ışığında laik, demokratik, özgürlükçü bir hukuk devleti yaratma arzusuydu “dedi. Mumcu’nun gerek 12 Eylül öncesi gerekse sonrası dönemdeki dik duruşuna değinen İyidirli; günümüzde hukuk devletinin kalmadığını, parlamentonun işlemediğini ve ekonomik yıkımın yaşandığını ifade etti. Ancak demokrasi, laiklik ve hukuk devleti diyenlerin sonunda kazanacağının altını çizdi.
Yoğun kar yağışı ve aşırı soğuğa rağmen toplantı Berlinlilerden büyük ilgi gördü.


Haber: Mümtaz Ergün/Fotoğraflar: Mustafa Temel