Bu soru ilk bakışta “abuk” bulunabilir. Hatta bilinçli olarak çarpıtılıp “bölücülük” nidaları yükseltile bilinir. Soru güncel, basit, bir o kadar sahici ve yakıcıdır:
Türkiye kimin?
Türkmenlerin mi?
Yörüklerin mi?
Pomakların, Tatarların, Çerkezlerin, Gürcülerin, Lazların…, mı?
Kürtlerin, Zazaların, Arapların mı?
Süryanilerin, Ezidilerin, Ermenilerin,
Müslümanların, Yahudilerin,
Hıristiyanların mı?
Yoksa bu ülke, salyası akarak eline sopayı alıp sokakta kendisinden farklı kimlik ve inançlara “defolun” deme cüretini gösteren cehaletin mi?
Bir ülkede bir şahsın bir başka vatandaşa “ülkeden defol” deme cüretini göstermesi vatanseverlik olabilirler mi?
Akıllarını kaybedip, şuursuzca insanları: İnancı, dili, rengi, ulusu, milliyeti üzerinden ayrıştıran, insanlığa, insani değere, insanların farklılıklarıyla özgürce yaşama hakkına saldıranlar insanlığın düşmanı değiller midir?
Bir ülkeyi ülke yapan; çığırmak, bağırmak, kaba kuvvet ve düşman yaratma icadı değildir. Bir ülkeyi ülke yapan; hukukudur, özgürlükleridir.
Doğaya ve çevreye gösterdiği saygıdır. Farklılıklarıyla birlikte yaşama iradesidir. İnsan, tam da bu değerlerle insandır.
Bugün Türkiye’de insanlık çelişkisi yaşayanlar, kedini “yerli ve milli” ilan edenler; Kanada merkezli altın şirketlerinin bu topraklardan 40 ton altın çıkarıp 39 tonunu alıp götürmesine, toprağı ve suyu siyanürle zehirlemesine, ormanları yok etmesine kim ses çıkarabiliyorlar mı?
Organize sanayi bölgelerinde yabancı meşeli şirketlere karşı tutum alabiliyorlar mı?
Ama aynı sokakta yaşadığı, aynı fabrikada çalıştığı, aynı okula gittiği insanı; dili, kimliği, inancı yüzünden, ayrıştırıyor, bu vatanın evladı saymıyor.
Soruyorum:
Bu, tutum insanlıktan çıkmak değilse nedir?
Aynı mahallede yaşayan, aynı pazardan alışveriş yapan, aynı hayat pahalılığı altında ezilen insanlar; ortak sorunlar için yan yana gelmek yerine neden ayrıştırılıyorlar?
Çünkü dini ve milli duygular üzerinden insanları ayrıştırmak, ülkeyi karanlığa, kaosa sürüklemek, gelir düzeyi, eğitim sağlık olarak çökertmek; çıkar çevreleri açısından en kolay yoldur. Ajitasyon, porupugandarla insanların bilgi- bilinci klonlayarak ortaya çıkarılan ruhsuz bedenleri kullanmak en kolay yoldur.
Ayrıştırmak, çatıştırmak, kamplaştırmak, savaştırmak, düşman üreterek toplumsal muhalefeti tasfiye etmek sermayenin en çok kazanç sağladığı yöntemdir. Bunun için bilimsel eğitimden uzak, sağlık hizmetlerine muhtaç, üretmeyen, dışa bağımlı ülkeler kendi yoksulları yaratılır. Kendi düzenlerine karşı toplumsal mücadelenin gelişmemesi için; milli, dini duyguları üzerinden toplumu ayrıştırır, kamplaştırırlar.
Eğer mesele gerçekten vatan ise;
Düşük vergi, ucuz emek üzerinden bu toprakları talan eden küresel şirketleri sorgulamak gerekmez mi?
Yabancı askeri üslerin ülkedeki varlığını tartışmak gerekmez mi?
Tarımı ve hayvancılığı dışa bağımlı kılan politikalara karşı olmak gerekmez mi?
Parasız, bilimsel, özerk eğitim ve sağlık hakkını istenmez mi?
Eşit gelir dağılımını talep etmek gerekmez mi?
İş, ekmek, özgürlük için her alanda birlikte mücadele edilmez mi?
… Bunları görmeyip; bütün öfkeyi kimliklere, inançlara, dillere yönlendirenlerin “vatanseverliği” bir aldatmacadır.
Bu vatanın, insanlarını inançlarına göre ayırdığınızda;Hıristiyan, Yahudi, Budist, Müslüman yurttaşları nereye koyacaksınız?
Bu vatanın, insanlarını ulus ve milliyete göre ayırdığınızda; bu toprakların bin yıllık çokluk içinde var olmuş halklarına hangi etiketi yapıştıracaksınız?
Doğayı, çevreyi, ekolojiyi, emeği, özgürlüğü umursamayan; insanı insan olmaktan çıkarıp ayrıştıran anlayış, Türkiye halklarının, Türkiye’nin, genelde evrenin ve insanlığın baş düşmanıdırlar.
Açık, net ve insani olan
Çözüm:
Her ulusun, her inancın, her dilin ve rengin; eşit hak ve özgürlükleriyle, eşit gelir dağılımıyla, eşit yurttaşlık temelinde, birlikte yaşamasıdır.
Türkiye; tek bir kimliğin, tek bir inancın, tek bir sesin değil;
Türkiye’de yaşayan tüm halkların vatanıdır.
Bu gerçeği inkâr eden herkes, ülkeye, ülke değerlerine ve insanlığa zarar vererek; kime, neye hizmet ettiğini bir kez daha düşünmelidir.
Hadi hayırlısı…

Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…