Laiklik, Türkiye’nin gündeminde güncel bir yer tutmuştur, tutmaya da devam edecektir.
Sanayi toplumlarında sosyal adaleti, barışı, özgürlükleri en iyi şekilde sağlayacak siyasi düşüncenin sosyal demokrasi olduğuna inanan Türk aydını, cemaat ve ümmet koşullarından arınıp, iş bölümü ilerlemiş, yapıları farklılaşmış çağdaş ulusal sanayi toplumu mücadelesi vermek zorundadırlar.
Sanayileşmiş toplumların Laik olması rastlantı değildir.
Bu toplum, her insanın bir birey olarak kişilik sahibi olduğu ve bu nedenle de insan haklarının tanınıp, korunduğu toplumdur.
Bireyler, başkalarının eşit haklarına zarar vermemek koşuluyla kendisini istediği gibi geliştirebilme hakkına sahiptirler.
İnsan hak ve özgürlüklerin tüm amacı bu bireysel gelişimi sağlamaktır.
Mustafa Kemal’in önderliğinde gerçekleştirilen Türk Devrimi, uygar insanlık ailesinin bir üyesi olabilmek için, yani özgür ve bağımsız olabilmek için, ulusal sanayi toplumu ve bilgi toplumu olma zorunluluğunu kavramış harekettir.
Bu nedenle, her vatandaşa cemaat ya da ümmet içinde silinip erime durumundan kurtulma, birey olma olanağını vermenin gerekliliğini görmüştür.
İşte LAİKLİK, bunu sağlayacak toplumsal düzenin adıdır.
Bilimsel düşünüşü yerleştirmek ve demokratik bir düzen kurabilmek de ancak ve yalnız Laik düzende olanaklıdır. Laik düzende, bilimin geçerlilik ilkeleri ile demokratik düzenin meşruluk ölçüleri aynı niteliktedir.
Laiklik hem bilimin hem de demokrasinin temelidir.
Laik inanca göre; ‘’ Yaşamda en gerçek yol gösterici bilimdir’’
Laiklik, demokrasinin olmazsa olmaz ön koşuludur.
Dinin, insanların kardeş olmalarını, birbirleriyle barışık olmalarını istemesini yadsıyan şeriatçılar ve Siyasal İslamcılar, kendi dindaşlarını bile kendileri gibi düşünmedikleri için, mezhep ayrılıklarını bahane ederek düşmanlık besliyorlar ve dindaşlarını bile katlediyorlar.
Laiklik, insanların inançlarına, inançsızlıklarına karışmaz. Hiç kimse bireyin inancına veya inançsızlığına dokunamaz.
Laik düzende, ne bir din ya da mezhep adına insan ilişkilerini düzenlemek üzere yasa yapılamaz.
Dünyanın hiçbir demokrasisinde, demokrasiyi ortadan kaldırmak için demokrasiyi araç olarak kullanma hakkı yoktur.
Laiklik sadece devlet ile dini ayırma değildir. Laik düzende devlet, bütün inançlara ve inançsızlıklara eşit mesafede olmalıdır.
‘’Laiklik dinsizlik değildir’’ söylemi de doğru değildir. Bu söylemi savunanlar devletin din ve inançlara el atmasını, dincilerden yana tavır almasını isteyenlerdir.
Laik devlet ne dinin düşmanıdır ne de dinin dostudur. Dinin tamamen dışındadır.
Din devleti olan Osmanlı’dan Laik bir Cumhuriyet yaratmak ancak Mustafa Kemal gibi büyük bir devrimcinin başarısıdır.
İslam dinini diğer dinlerden ayıran en önemli özelliği; insan Tanrı ilişkisi yanında insanlar arası ilişkilerde ekonomi ilişkilerde, devleti yönetme alanında, bireyin yaşamını da kurallara bağlar.
Şeriat, kadın erkek ilişkisinde de eşitsiz kurallar koymuştur. Bu kurallar kutsal olduğu için kimsenin sorgulaması, eleştirmesi yasaktır.
Bu nedenledir ki, İslam ülkelerinde hukuk yerine Şeriat hükümleri geçer. Bu hükümlere karşı çıkmak dine karşı çıkmak sayılır ve yaptırımı da ağırdır.
Kurulduğunda belki gerekliliği olan Diyanet İşleri Başkanlığı, sadece bir mezhebin yetkisinde ve laik düşünceye uymayan bir kurum şekline dönüşmüştür.
Tüm yurttaşların vergisiyle, tek inancın, diğer inançların karşıtı olması hukuken de yanlıştır.
Üst derecede bürokrat, üniversite yönetimlerine atama ölçüsü, tarikatçı olması ve eşinin tesettürlü olması, yaşam biçimini dini kurallara göre seçenlerin atanmasının uygulamaya konulduğu bir dönemden geçiyoruz.
AKP-MHP-SADAT-HÜDA-PAR (Hizbullah) BBP ve DSP Başkanı ve devşirme destekçiler ortaklığındaki iktidar Müfredat Programı ile çocuk yuvalarında, ilkokullarda başlayarak tüm eğitim kurullarında uydurulmuş Siyasal İslamist bir Türkiye’nin temelleri atılmak istenmekte.
Halkımız bu oyunu gördü ve son yerel seçimlerde tavrını koyarak Laik Cumhuriyetten yana kararlılığını gösterdi.
Türkiye’de Laik Cumhuriyetten yana olan kurumlar, kuruluşlar ve siyasi partiler ‘’benlik’’ sarmalından vazgeçip birlik olurlarsa:
Laik Türkiye Cumhuriyeti, tarikatların, meczupların, şeyhlerin ülkesi olmayacaktır!
Artık söz konusu Vatan’dır!
O Vatan
Demokrat-Laik Türkiye Cumhuriyetidir!
YILDIZ AKALIN

Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…