Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde faaliyetlerini sürdüren, partiler ve inançlar üstü bir sivil toplum kuruluşu olan Fikir Atölyesi Derneği (FAD), Friedrich-Ebert-Stiftung (FES)’in desteğiyle hafta sonu semineri düzenledi.

Willebadessen kasabasındaki Hotel Jägerhof’ta gerçekleştirilen seminere akademisyenler, gazeteciler ve farklı meslek gruplarından katılımcılar yoğun ilgi gösterdi.
FAD Başkanı Orhan Göktan ve semineri yöneten yönetim kurulu üyesi Birol Keskin’in açılış konuşmalarıyla başlayan etkinlikte Almanya’nın göç ve uyum politikaları, Ortadoğu’daki gelişmeler, ABD–İsrail–İran gerilimi ve küresel siyasi dengeler gibi güncel konular ele alındı. Seminere aralarında Almanya’ya yeni gelen akademisyenlerin de bulunduğu 32 kişi katıldı. Etkinlikte gazeteciler Mehmet Tanlı, Adnan Aytaç ve emekli sosyal danışman Dr. Aydın Sayılan konuşmacı olarak yer aldı.

“Türkiye’den Almanya’ya işgücü göçü bir başarı hikâyesidir”
Seminerin ilk konuşmacısı göç uzmanı ve gazeteci Mehmet Tanlı, slayt eşliğinde yaptığı sunumda dünya genelindeki göç hareketlerine dikkat çekti. Tanlı, dünyada yaklaşık 304 milyon insanın göç ettiği, bunların 107 milyonunun mülteci veya sığınmacı konumunda olduğunu belirtti.
Tanlı, Almanya’nın uzun yıllar kendisini bir göç ülkesi olarak kabul etmediğini hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu:

“Azalan nüfus ve artan iş gücü ihtiyacı nedeniyle Almanya son yıllarda göç politikalarında önemli değişikliklere gitti. Bugün ülke, nitelikli iş gücü göçünü teşvik ederken iltica süreçlerini daha sıkı kurallarla düzenlemeye çalışıyor. Tüm zorluklara rağmen 1961’de Türkiye ile imzalanan iş gücü anlaşmasıyla başlayan göç süreci, genel anlamda bir başarı hikâyesidir.”
Tanlı’nın sunumunda öne çıkan başlıklar ise şöyle sıralandı:
- Nitelikli İşgücü Göçü Yasası ve yeni düzenlemeler
Almanya, özellikle vasıflı çalışanları ülkeye çekmek için göç yasasında çeşitli kolaylaştırıcı düzenlemeler yaptı. - İltica politikalarında sertleşme (2026)
AB iltica reformları çerçevesinde sınır kontrolleri artırılırken, iltica başvurusu reddedilenlerin daha hızlı sınır dışı edilmesi yönünde adımlar atıldı. - Vatandaşlık ve oturum yasasında değişiklikler
Vatandaşlık için öngörülen bazı istisnalar daraltılırken, ekonomik bağımsızlık ve demokratik değerlere bağlılık kriterleri daha fazla önem kazandı. Çifte vatandaşlık hakkının ise genişletildiği belirtildi. - Uyum ve entegrasyon kursları
Almanca bilmeyen göçmenler için entegrasyon kursları zorunlu tutulmaya devam ederken, artan göç baskısı nedeniyle kurs kontenjanlarında bazı kısıtlamalara gidildi.
Tanlı ayrıca son yıllarda bazı göçmen kökenli akademisyenlerin artan tartışmalar ve toplumsal baskı nedeniyle Almanya’dan ayrılmayı düşündüğüne dair araştırmalara da değindi.
“Başarının anahtarı dil ve uyum”
Seminerin ikinci konuşmacısı Dr. Aydın Sayılan, Almanya’daki göç deneyimini tarihsel bir perspektifle değerlendirdi. Sayılan, 1900’lü yıllarda özellikle Ruhr Havzası’na Polonya’dan gelen madenciler ile Türkiye’den gelen işçilerin uyum süreçlerini karşılaştırdı.
Uyumun karşılıklı çaba gerektirdiğini vurgulayan Sayılan şöyle konuştu:
“Toplumsal uyum, hem göçmenlerin hem de ev sahibi toplumun sorumluluk almasıyla mümkündür. Almanya fırsatlar ülkesidir. Ancak başarı için çaba göstermek gerekir. Bunun en önemli anahtarı dil öğrenmek ve toplumsal hayata aktif katılımdır.”
Kendi hayat hikâyesini de paylaşan Sayılan, 15 yaşında çırak olarak geldiği Almanya’da üniversite eğitimini tamamlayarak bir kamu kurumundan emekli olduğunu belirtti.

Ortadoğu’daki krizler ve küresel güç dengeleri tartışıldı
Seminerin son gününde konuşan gazeteci Adnan Aytaç, Ortadoğu’daki son gelişmeler, ABD–İsrail’in İran’a yönelik politikaları ve bölgesel güç mücadeleleri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Aytaç, bölgedeki çatışmaların uluslararası güç dengeleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.
Katılımcılar, konuşmaların ardından yönelttikleri sorularla tartışmalara aktif biçimde katıldı.

“Güncel konuları ele alan verimli bir seminer oldu”
Semineri yöneten Birol Keskin, etkinliğin sonunda yaptığı değerlendirmede seminerlerin bilgi ve deneyim paylaşımı açısından önemli olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
“Katılımcıların soru sorabildiği, interaktif ve verimli bir seminer gerçekleştirdik. Güncel ve ilgi çekici konular seçmeye özen gösterdik. Umarım bu etkinlik katılımcılar için kalıcı bir öğrenme ve etkileşim deneyimi olmuştur.”
Seminerde genel olarak Almanya’nın artık “göç ülkesi” gerçeğini kabul ettiği, ancak göçü daha nitelikli ve kontrollü bir çerçevede yönetmeye çalıştığı değerlendirmesi öne çıktı.

Seminer müzik dinletisiyle tamamlandı
Seminerin cumartesi akşamı gerçekleştirilen serbest bölümünde sanatçı ve koro şefi İsmet Kılıç, bağlamasıyla Türk halk müziğinin önemli eserlerini solo ve koro halinde seslendirdi. Katılımcılar müzik dolu anlar yaşadı.

FAD öncülüğünde İsmet Kılıç ve korosu, 26 Nisan’da Duisburg’da düzenlenecek Ruhi Su anma etkinliğinde sahne alacak.



Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…