Kendin çal…
Çalmayana hırsız de.
Kendin diplomasız ol…
Diploması olanın diplomasını iptal et.
Kendin ihanet et…
Vatanını sevene hain de.
Kendin teröristle iş birliği yap…
Yapmayana terörist de.
Kendin din tüccarı ol…
Olmayana dinsiz de.
Sonra çık kürsüye…
Ahlaktan bahset.
Devletten bahset.
Vatan sevgisinden bahset.
Dinden imandan bahset.
Ve sana oy verenler de bunların hepsini sorgulamadan yesin.
Bugün memlekette kurulan düzen tam olarak budur.
Gerçeğin ters yüz edildiği bir düzen.
Hırsızın dürüst, dürüstün suçlu olduğu bir düzen.
Bir ülkede kavramlar yer değiştirirse, o ülkenin pusulası bozulmuş demektir. Çünkü artık doğru ile yanlış karışır. Haklı ile haksız birbirine benzetilir. İnsanların aklı karışır. Ve tam da o noktada propaganda devreye girer.
Propaganda dediğin şey, gerçeği yok etmek değildir. Gerçeği görünmez hale getirmektir.
Sürekli aynı şeyi tekrar edersin.
Yalanı yüz defa söylersin.
Bir süre sonra insanlar onu gerçek zanneder.
Bugün yapılan da budur.
Yolsuzluk yapanlar namus dersi veriyor.
Devleti zayıflatanlar devletçilik nutku atıyor.
Ülkeyi kutuplaştıranlar birlikten bahsediyor.
İşin en acı tarafı ise şu:
Bütün bunlar olurken kitleler alkışlıyor.
Çünkü yıllardır insanların aklı değil, duyguları hedef alındı. İnsanlar düşünmesin diye kavga üretildi. Her gün yeni bir düşman gösterildi. Her gün yeni bir gündem yaratıldı.
Bir bakıyorsun ekonomi konuşulmuyor.
Bir bakıyorsun yolsuzluk konuşulmuyor.
Bir bakıyorsun adalet konuşulmuyor.
Ama sürekli aynı şey konuşuluyor:
Kim vatansever, kim hain.
Oysa gerçek vatanseverlik bağırarak olmaz.
Gerçek vatanseverlik devleti temiz tutmakla olur.
Devleti soymayacaksın.
Adaleti çiğnemeyeceksin.
Liyakati yok etmeyeceksin.
Ama bunlar yapılmadığında ne olur?
Devlet yavaş yavaş çürür.
Önce kurumlar çöker.
Sonra hukuk çöker.
Sonra ekonomi çöker.
Ve bir gün gelir… halk bunun bedelini öder.
Tarih bunun örnekleriyle doludur.
Hiçbir ülke yalan üzerine kurulu bir düzenle uzun süre ayakta kalamadı. Çünkü gerçek bir noktada duvara çarpar. O duvar da hayatın kendisidir.
Propaganda açlığı doyuramaz.
Propaganda işsizliği çözemez.
Propaganda adalet getiremez.
Ama propaganda bir süre insanları oyalayabilir.
Ta ki insanlar gerçeği kendi hayatlarında hissedene kadar.
İşte o gün geldiğinde hiçbir slogan işe yaramaz. Hiçbir propaganda işe yaramaz. Çünkü insanlar artık gözleriyle görür.
Ve o zaman herkes aynı soruyu sorar:
“Biz bu hale nasıl geldik?”
Cevabı aslında çok basit:
Çünkü birileri çaldı…
Birileri yalan söyledi…
Birileri ihaneti sakladı…
Ama en büyük sorun şu oldu:
Bütün bunlar olurken, birileri de alkışladı.




Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…