Henüz şu suçlu ya da şu nedenlerle demek için erken. Gerçi tahmin edilen, bilinen genel nedenler de var ama bu olayda hangileri etken oldu, araştırmalar sonucu anlaşılacak. Çünkü her insan başka bir kişilik, her insanın yaşam koşulları, maruz kaldıkları farklı!..

Can tatlı, kıymak kolay değil. Temiz yüzlü güzel bir çocuk, hiçbir suça da karışmamış, sicili temiz, böyle bir olay olmasa, insan konduramaz. Ona da acıyor insan, ona da üzülüyor. Kim bilir nelerin etkisindeydi, kim bilir, neler yaşamıştı ve nasıl bir ruh haline sahipti!.. Kendisi de henüz çocuk, o yaşlarda, iyi bir ailede yetişmemiş, iyi bir eğitim almamış bir çocuk, henüz hayat tecrübesi yok, yanlışı doğruyu çok iyi ayırt edemez. O nedenle, kim nereye çekerse, oraya gidebilir!.. Hele de ailede yeterince sevgi görmemiş, yoksanmış, ilgi ve değer görmemiş, hele de şiddet görmüşse, her türlü arayışa da, seçeneğe de kayması mümkün!

Sadece diziler ve internet oyunları ya da anne babayı suçlamak da yeterli olmayabilir diye düşünüyorum.

Kimyasal bir etki de olabilir!.. Sürekli havadan spreyleniyoruz, meyvelerde, sebzelerde, bisküvi ve gofretlerde, cipslerde ve daha pek çok gıda maddesinde de pek çok kimyasal var! Bunlar da göz ardı edilmeksizin, tüm detayıyla ve çok ciddi araştırılmalı… Tabii kullanıyorlarsa, maddelerin etkileri ve varsa kullandıkları ilaçlar da araştırılmalı…

Bu art arda gelişen okul saldırıları haberiyle, bir aralar yaşadığım korkunç olayı hatırladım…

Yıllar önce verilen bir ilaç bende öldürme isteği oluşturmuştu. Çok yabancısı olduğum bir histi. Ben ki karıncaya bile basıp öldürmekten sakınan biriyim. Sokaktan geçen herkesi, kediyi, köpeği, dallarda öten kuşları bile öldürmek için müthiş istek duyuyordum. Öyle ki bıçağı göğsüne saplayıp beşgen yapacağım, hepsini öldürdükten sonra da kendime aynını yapıp öldüreceğim ama kendime nasıl saplayıp da beşgen yapacağım diye düşünüyordum. Canım acıyınca, devam edemez de ölmezsem, öldürdüğüm onca insanın hesabını nasıl vereceğim? Nasıl çekeceğim o vicdan azabını diye düşünüyordum bir yandan da.

Hemen ilacı veren doktora gidip durumu anlattım. "Mümkün değil, bugüne kadar kimsede böyle etki görülmedi, devam et zamanla alışırsın" dedi.” “Mümkün değil, bünyem çok hassas, kimsede görülmeyen yan etkiler bende görülebiliyor” dedim ama kâr etmedi.

O akşam oğlum salonda, ben mutfakta yemek hazırlamış, ekmeği keserken, o duygu iyice artarak oğluma yöneldi. Hızla elimde bıçakla salona yöneldim, oğlumu bıçaklayacağım. Salonun kapısına gelince kapının kasasına tutunup kendimi engellemeye çalıştım ama nafile, engelleyemiyorum…

Bıçağı yere atıp oğluma, “Odama gidiyorum, kapıyı üstümden kilitle ve ısrar da etsem açma sakın. Sabah da evden çıkarken kapımı açıp hemen çık” dedim.

Ardından da hemen doktora gidip akşamki durumu anlattım; yine inanmadı. “Bakın, inanmıyorsunuz ama belki bir gün çantama bıçağı koyup geleceğim, sizi ya da burada birilerini bıçaklayacağım. Bu ısrarınızla beni katil edeceksiniz” dedim, güldü!

O gün mutlaka kullanman gerek, sakın bırakma dediği ilacı bıraktım. O duygu azalmaya başladı, üç gün sonra da, tamamen yok oldu.

Demek ki içeriğindeki bir kimyasal beyin kimyamı etkilemişti ya da hormonlarımı, dolayısıyla da psikolojimi ve ruh halimi... Katillere hep hayret ederdim, nasıl oluyor da bir insanı öldürebiliyorlar diye düşünürdüm. Yaşadığım bu olay sonunda, “Demek ki bir nedenle onlar da bu şekilde etkileniyor, yoksa aklı başında, sağlıklı biri mümkün değil birisini öldüremez” diye düşünmeye başladım.

Belki bu çocukların da bir nedenle, bir şekilde beyin kimyaları ya da hormonları etkileniyor ki böyle rahatlıkla onca arkadaşı ve öğretmenini öldürebiliyor, sonra da kendilerini!..

Her ne sebepledir bilemiyoruz net olarak ama iyi araştırılması gerek, her açıdan araştırmak ve çözüm bulmak gerek! Sadece belli kesimce de değil, her konumdakilerce yeterince sorumluluk almak gerek…

Verilen bilgiye göre, Okul Müdürü fark edip emniyet güçlerine bildirerek sorumluluğunun gereğini yerine getirmiş. Ailelerini de haberdar edip onlarla da görüştü mü bilmiyorum ama Emniyetçe ifadesi alınıp bırakılmış!.. Oysa verdiği ifadede belli ip uçları yakalanmış olmalıydı. Müdürün belirttiği deliller incelenmeliydi, ifadesine hemen inanılmamalıydı! Bir süre göz altında tutulup psikiyatr ve pedagoglar eşliğinde değerlendirilmesi gerekirdi! Çocuğun tedavisi için gereken yapılmalıydı ki sonuçta bu vahim olay da gerçekleşmeyebilirdi!..

Yoksa bu gidiş gidiş değil ve de çok daha vahim, çok daha kötü katliamlara şahit olmak işten değil!..


Perihan Reyhan Alkan