Türkiye, Cumhuriyeti, tarihinin en bunalımlı bir dönemden geçmektedir
Kurtuluş Savaşından sonra, çok zor koşullar altında çözüm üretmede bocalamaktadır
Ülkemiz, hem toplumsal yapı bakımından, hem de ekonomik anlamda çökme noktasındadır
Toplumda değer yargıları değişmiş, toplumun kutsal saydığı değer yargıları toplumu çökme noktasına getirecek boyutlara ulaşmıştır
Köşe dönmecilik, çalışmadan lüks içinde yaşama hırsı, toplumu etiksel anlamda çürüme noktasına getirmenin temel nedenleridir.
Devletin kaynakları, bankaları iktidara yakın kişilerce hortumlanmış, yandaşlara, iktidar yanlısı işadamlarına peşkes çekilmesi nedeniyle ülke iflasın eşiğine getirilmiştir.
AKP iktidarının bakan yardımcısı olan bir siyasi -yasalar hiçe sayılarak- İstanbul Baş Savcılığına atanarak muhalefeti susturmaktan öte, yargıy bir sopa gibi kullandırılmıştır! (*1)
Kurtuluş Savaşının siyasi olgusu, Halk Fırkasının, kurtuluştan sonra devrimlerin öncüsü Cumhuriyet Halk Partisi siyasallaşmış yargı kanalıyla yokedilmek istenmektedir!
kendisini seçimlerde YSK desteğine rağmen dört kez yenen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun geleceğin Cumhurbaşkanı olacağı korkusuyla
Yandaş yargı komplosuyla tutuklatarak safdışı etmek istenilmiştir!
Türkiye’nin her şehrinde , bölgesinde yasaların-hatta- Anayasanın üstünde CHP’li Belediye Başkanlarını, tarafsız memurları, kanıtsız sorumluluk gibi bir yetkiyle hukuk cellatlığı konumuna getirilmesi için Akın Gürlek’in seçilmesine gerçek hukukçular bile inanamadı!
Adalet Bakan Yardımcısı olan sıradan siyasi bir kişinin İstanbul Başsavcılığına getirilmesi, asrın davası denilecek bir davanın yaratıcısı olması için bu riski alan Akın Gürlek’in seçilmesi
Asla normal sayılamayacak bir atama olarak düşünülemez olduğu ortaya çıkmaya başladı!
Sıradan bir kişinin kısa memurluk döneminde akılalmaz bir servete sahip olmasını
CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarfından belgeleriyle açıklaması sadece Akın Gürlek’i değil başta Erdoğan’ı ve siyaset sayesinde servet edinen siyasal yargıyı bile telaşlandırdı.
Erdoğan, Akın Gürlek’ten sonra sıranın diğer AKP’lilere ve kendi aile bireylerine geleceğini bildiğinden Akın Gürlek’i Adalet Bakanı atayarak dokunulmazlık kazandırdı.
Yandaş Yargı’nın yıllardır akçeli rüşvetlerle adaleti nasıl bir bataklığa sürüklediği görüntülerle, tanıklarla kanıtlanmasına rağmen bir işlem yapılamadığı bile konuşulurken:Suç örgütü lideri Ayhan Bora Kaplan hakkında ‘’kara para aklama davasında’’ eski Ankara Başsavcısı ve Yargıtay üyesi Yüksel Kocaman adına gönderilen araç ödemesinin yer aldığı bir tutanakta Bora Kaplan asistanı Sevda S…hesabından 338 bin 650 Lira ödeme yaptığı görüldü! (**2)
AKP İktidarının, yolsuzlukları ve rüşvet kayıtları, AKP iktidarının ve Sarayın akçeli işleri ortalığa saçılırken, Akın Gürlek’in ve nice benzerlerinin dokunulmazlık arayışına girilirken
DEM’den, Öcalan’dan beklenen destek, Kürt Demokratlarınca bile eleştiriye açılınca
AKP’ye yıllardır proje desteğinde bulunan Kemal Kılıçdaroğlu sahneye çıkarıldı! (***3)
Erdoğan’ın belirttiği TURPUN BÜYÜĞÜ Kılıçdaroğlu bu nedenle gerçek Atatürkçü CHP’li’ler Atatürk’ün partisine sahip çıkarak Kılıçdaroğlu’nu yasal Kurultaylarla önledi.
YILDIZ AKALIN
(*1) AKIN GÜRLEK
(**2 “Yüksel Kocaman araç kaporası” ve “Yüksel Kocaman araç bedeli” adı altında Borusan Oto’ya 5 bin ve 338 bin 650 lira ödeme yaptığı görüldü. Kocaman, bu ödemeden sadece bir gün sonra BMW 3.20 model lüks aracı kendi adına tescil ettirdi. Kaplan davası sanıklarından Serdar Sertçelik’in gizli tanık olarak verdiği ifadesinde, Kocaman’a BMW alındığı iddiası yer almış, savcılık da bu iddiaların araştırılmasını istemişti. Talimat üzerine hazırlanan emniyet araştırma tutanağında, Kocaman’ın BMW 3.20 model bu aracı Mart 2020’de 150 bin lira fark ödeyerek BMW 5.20 araç ile değiştirdiğine ilişkin firma sahibinin ifadesi yer almıştı. Aynı dosyaya daha önce de sanıklardan Kürşad Tan Hakbilir’in kira adı altında Kocaman’a gönderdiği ödemelere ilişkin MASAK raporu girmişti.
(***3) Nüfus çoğunluğu Türk olan Musulun Kerkük’ün ve Dersim’in Türkiye’den alınması için Seyit Rıza ve Şeyh Sait isyanlarının bastırılmasının intikamını almak için görevlendirilen Kemal Kılıçdaroğlu, Atatürk’ün kurduğu CHP Genel Başkanı olarak Atatürk ve Laik Cumhuriyet karşıtı Dönek Marksistlerle ‘’Ben Dersimli Kemal’’ demesi yanında ‘’Benim yönettiğim CHP 1930’ların CHP’si olmayacak!’’ Derken 1930’larda yapılan devrimlere karşı olduğunu ilan etmişti!’’




Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…