Size bu sefer biraz güney esintisi getireyim dedim.
Bir yakınımızın cenazesi nedeni ile Mersin ilindeydik.
Mersin; pek çok yönü ile bize uzak olmayan, gençliğimizde çok defa gidip geldiğimiz; pek çok aktiviteye ev sahipliği yapmış, benim basit zevklerim arasında yer alan gittiğim yerin ünlü yemeği, müzesi ve pazarı kapsamında dolaşmayı sevdiğim, ama en çok balık pazarına bayıldığım; denizinde yelken-kürek eğitimlere katıldığım; yaz sıcaklarında sularında serinlediğim, lagos ve orfoz balığına aşina olduğumuz kıyılar…
Bu sefer geliş nedenimiz farklı olsa da çevremizi izlememize engel değil. Hele-hele uzun bir süre gelmemiş iseniz modernleşme adı altında yapılan çok katlı binaları görmemeniz hiç mümkün değil. Kıyıda giderken izlediğimiz deniz manzarası perdelenmiş.
Taşucu’na doğru giden yolda izin verilen yapıların o ünlü ıtır kokusunu ve manzaranın güzelliğini yok ettiğini belirtmeliyim. Çünkü bu mevsimde pencereyi açtığımızda içeri dolan kokudan eser kalmamış. Deprem bölgesi olmasına rağmen yüksek katlı binalara şaşırdım. İki katlı bahçeli, gül fidanları ile süslü konutların devri bitmiş. Bunda ilçelerin farklı zamanlarda farklı siyasi partilerce idare edilmesinin de rolü var elbette…
Silifke kalesine yıllar evvel çıkıp kentin o eşsiz manzarasını seyretmiştim. Bu sefer onarım nedeni ile ziyarete kapalı. Ancak bir yere kadar erişebiliyorsunuz. Oradan ise sadece kalabalık bir şehir manzarası seyrediyorsunuz. Tıpkı bir zamanlar İzmir’in Kadifekale’sinden gecekonduları seyrettiğiniz gibi…
Mersin’in ilçelerinden Tarsus, Dünya turizminde önemli bir yer tutuyor. Erdemli giderek gelişen ve başı çeken pahalı kent konumunda. Silifke’nin genişleyecek yeri kaldığını sanmıyorum. Sınırları Göksu ırmağına kadar dayanmış. Taşucu olarak bildiğimiz bölge Limon bahçeleri, narenciyesi ve iskelesi ile meşhur… Tabii, Kıbrıs’a gidenlerin kullandığı feribot canlılığını koruyor.
Çukurova hava limanı ise çevrenin ihtiyacına cevap verecek kadar önemli bir merkez olmuş. Hava alanını kullananlar sadece ilçelere düzenlenen ulaşım seferlerinin azlığından şikayetçi. Eh zamanla o da oturacaktır.
Sınırlı zamanımız nedeni ile Cennet cehennem mağarasını, Kız kalesini, Tarsus ve civarını gezemedik. Amaç gezmek olmayınca çok ta takılmıyorsunuz. Yakınları teselli etmek, cenazeye katılmak, dualara katılmak zaten zamanınızı alıyor.
Çok merak ettiğim halde Silifke Akkum İzcilik ve gençlik tesisine bile gidemedim. Gençlik kamplarının devam ettiğini söylediler. Eğer orasında İzcilik hizmetlerine kapandı ise oldukça üzüleceğim. Orası bir dönem bizim sadece deniz izci kamplarını yaptığımız bir yer değildi. Çocuk ve gençlerin istek ve ihtiyaçlarının neler olduğu üzerine tartışmaların yapıldığı, uluslararası uzmanların gelip gençlik liderlerine ders verdikleri bir yer idi.
Mersin’in bir balık hali vardı. Öğretmen evine yakın… Envayi çeşit balıkların sergilendiği, yerel ürünlerin satıldığı çarşısı ile hayran kalırdık. Akşam yemeklerinde sınırlı bütçemiz nedeni ile ucuz balık yemek için çevresinde yer alan salaş lokantalarda karnımızı balık ekmek ile doyururduk.
Her türlü gelişmeye rağmen Güney her zaman güzelliğini ve ucuzluğunu koruyor. Pazar yerini ziyaret ettiğinizde yerelde yetişen ürünlerin ucuzluğu karşısında şaşırıyorsunuz.
Boşuna bereketli topraklar demiyorlar… Belli ki artan yakıt fiyatları nedeni ile bu yıl da meyve ve sebzeyi daha da pahalıya yiyeceğiz.
Hayırlısı bakalım…
Taner TÜMERDİRİM

Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…