Barışın Bedeli ve Bedduası: 11 Temmuz’un Ardında Yatan Kazak Örgüsü"

“Barış, bir gül bahçesinden değil, dikenli yollardan doğar” – Eski bir Kürt atasözü

Türkiye, 11 Temmuz 2025 sabahına alışık olmadığı bir sesle uyandı: Sessizlik. İlk kez, dağlardan bir silah sesi değil; Ankara'dan, Diyarbakır'dan, Van'dan ve İstanbul’dan umut dolu ama ürkek fısıltılar yükseldi. Devletin tepesinden gelen "Yeni bir sayfa açıyoruz" açıklamaları, terörle yoğrulmuş 41 yılı aşkın acı bir hafızayı taşıyan toplumun kalbinde yankı buldu.

Ama bu bir milat mı, yoksa sadece siyasi mühendisliğin yeni bir adı mı?

Ayyıldızlı Bayrak ve Sembollerin Sessizliği

Terör örgütü PKK’nın sembolleriyle özdeşleşmiş bir tarihin üzerine Ayyıldızlı bayrakla örtü çekilmek isteniyor. 41 yıl sonra, “bu iş buraya kadar” denip, dağdan inişe çağrı yapılıyor. "Terörsüz bir Türkiye" özlemi hepimizin kalbinde var. Ancak şu soru hala açıkta: Bu adım gerçekten barışa mı çıkar, yoksa sadece seçime mi?

Devletin güvenlik güçleriyle teröristler arasında geçen 41 yıl, sadece toprakta değil, vicdanlarda da büyük yaralar

açtı. Yüz binlerce aile yetim, yoksul, acılı kaldı. Şimdi bu acının üzerine "yeni anayasa" serilmek isteniyor. Elbette barış kıymetlidir; ancak barış, sadece suskunlukla değil, adaletle de inşa edilir.

HDP, İttifak ve Anayasa: “Güçlendirilmiş Demokrasi” mi, Güçlendirilmiş Strateji mi?

Geçmiş açılımlarda olduğu gibi, HDP (veya onun siyasi uzantıları) yine masada. Bu kez farklı olan, söylemin demokratik anayasa üzerinden servis edilmesi. Ancak bu yeni anayasa, sadece bir kâğıt mı olacak, yoksa toplumu gerçekten kapsayacak mı?

Açılım süreçleri geçmişte umut doğurdu, ama patlayan bombalar – Kobani, Ankara Garı, Suruç – bu umutları mezara gömdü. Toplumda hâlâ kapanmayan yaralar var. “Güçlendirilmiş başkanlık sistemi”nin gölgesinde gelen “güçlendirilmiş demokrasi” iddiası, ne kadar inandırıcı olabilir?

Apo’nun Sosyalizmi, HDP’nin Devrimciliği ve Seçmenin Rolü

Abdullah Öcalan yıllardır kendisini “sosyalist önder” olarak tanımlarken, HDP kadroları arasında çok sayıda devrimci ve sol gelenekten gelen figür var. Ancak şimdi önümüzde şöyle bir tablo var: Bir yanda bu sosyalist-

dönüşümcü gelenek, diğer yanda anayasal düzeni savunan ve bayrağı merkezine alan bir devlet aklı.

Bu iki uç nasıl bir araya gelecek? Seçmene ne söylenecek? Siyasetçilerin görevi burada net olmalı: Seçmeni kandırmak değil, ona doğruları anlatmak.

Ekonomi, Terör ve Toplumsal Barış: Hangi Bağ Koptu, Hangisi Bağlanacak?

Ekonomi terörden bağımsız değildir. Güneydoğu’da atıl kalan fabrikalar, yatırım almayan kentler, korkuyla yaşayan girişimciler hep bu silahlı çatışmanın sonucudur. Eğer gerçek bir barış sağlanırsa, Türkiye'nin ekonomik potansiyeli de harekete geçebilir.

Ama barış güven ister. Güvenin temelinde ise adalet, şeffaflık ve tutarlılık yatar. Bugün barış isteyen iktidar, yarın yine belediyelere kayyum atarsa bu nasıl bir mesaj olur?

Dünya Örnekleri: IRA – ETA – FARC

  • IRA (İrlanda): Silah bıraktı, ama yıllar süren müzakere sürecinde devlet ve halk açıkça bilgilendirildi. Gerçek bir barış zemini oluştu.
  • ETA (İspanya): Kanlı geçmişiyle yüzleşti, toplumla hesaplaştı.
  • FARC (Kolombiya): Silahları bıraktı, ama siyasi

arenada var olma hakkını referandumla aldı.

Türkiye de benzer bir yolculuğa çıkıyor olabilir. Ama bu yolculuk dürüstlükle yapılmazsa, yol haritası pusulasız kalır.

“Terörün Türkü Olmaz”

Barış, sadece savaşın olmaması değildir. Barış, aynı sofrada yemek yiyebilmektir. Aynı halayda, aynı düğünde, aynı mevlitte yan yana durabilmektir. Türk, Kürt, Alevi, Sünni, Çerkez, Laz… Bu toprakların her halkı bu barışın sahibi olmalı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu süreci gerçekten başarıyla yönetirse, tarihe barışın lideri olarak geçebilir. Ama tersi olursa, bu milletin sırtına yeni bir yük biner.

"Dağdan inen 60 kişi silahını yaktı" deniliyor. Peki ya gerisi? Gerisi silahını modernize mi edecek, yoksa çocuklarına kalem mi verecek?

Kazak Örgüsü mü, Halı Dokuması mı?

Bugün yapılan, sadece düğümlenmiş bir siyaset mi, yoksa yıllarca sürecek bir barış halısının ilk ilmeği mi?

Eğer bu sürece toplum katılmaz, sadece siyasi aktörler yön verirse, bu örgü çabuk dağılır. Ama eğer halk bu işe sahip çıkarsa, Türkiye yüzyılı sadece bir slogan değil, bir gerçek olur.

Bir Anadolu Sözü şunu ifade eder: “Barış bir kuştur; elde tutulmaz, sadece birlikte uçulur.”

Temel IŞIK / ha-ber.com

Yazan: Bir Türkiye Gönüllüsü