Afyon ve Eskişehir’de yaşanan büyük orman yangınında 5 orman işçisi ve 5 AKUT gönüllüsü yaşamını yitirdi. Onlar alevlerin ortasında, hiçbir çıkar beklemeden, doğayı ve insanı korumak, bir tek canlıda olsa kurtarmak için hayatlarını ortaya koydular. O sırada, ülkenin başka bir köşesinde, lüks stantlar, LED ekranlar ve lazer gösterileri eşliğinde milyar dolarlık silah sistemlerinin tanıtıldığı bir savunma sanayi fuarı sürüyordu. Her biri “ülke güvenliği” adına silah pazarlanıyordu.
Yanan yaşamlar
Yanan sadece ağaçlar değil. Her orman yangınıyla birlikte binlerce hayvan, kuş, böcek ve mikroorganizma yok oluyor. Ekosistemler çöküyor, su döngüsü bozuluyor, hava kirleniyor. 10 insan, 10 vatansever ekipman, koordinasyon ve eğitimsizlikten kaynaklı insanlık örneği sergileyerek yaşamını kaybettiler.
AKUT gönüllüleri, hayatlarını insan kurtarmaya adamışlardı. Orman işçileri ise doğayı koruyan son halkalardan biriydi. Ne var ki arkalarında devlet destekli savunma sanayi şirketleri, sponsorluk anlaşmaları ya da medya kampanyaları yoktu. Onlar sessizce, gölgede kaldılar. Ta ki ateş onları da yakana dek.
Silah sanayine ayrılan fon, doğada yaşanan acı son
Her yıl savunma sanayiine milyarlarca lira ayırıyor. SİHA’lar, tanklar, füzeler, askeri gemiler… Uluslararası fuarlarda bunlar “ülkeye değer katıyor” başlığıyla lanse ediliyor. Aynı heyecan, aynı ihtişam, gece görüşlü yangın söndürme helikopteri, yangın söndürme uçağı, insansız gözlem balonları için neden duyulmuyor? Bu yeterli alanda bütçe neden ayrılmıyor?
Orman Genel Müdürlüğü’nün bütçesi, bir silah fuarının tanıtım harcamaları kadar var mı? Silah sanayi tanıtımına harcanan paraların kırıntısın yangınlara karşı ormanları koruma için eğitime ayrılıyor mu?
Gerçek güvenlik nedir?
Ağaçsız, susuz, hayvansız, kuşsuz, böceksiz, yanık toprakları yeşermeyen vatan olur mu? Tüm bunları umursamadan vatan korunur mu? Güvenliği sınırlarının ötesinde değil, sınırlarının içindeki canlı yaşamında sağlamak gerekmez mi? Ağaç yoksa, toprak yoksa, su yoksa, kuş, böcek, hayvan yoksa insan da yok olmaz mı? Bugün silah sanayiine yapılan yatırımlar, doğa koruma, iklim krizine uyum ve afet yönetimi gibi alanlara yönlendirilmiş olsaydı, belki de 10 kahraman insan hâlâ yaşıyor olurdu.
Şehit Kimdir?
Bugün, “ülke için canını veren” her birey haklı olarak şehit sayılıyor. Peki ya doğayı korurken, yaşam alanlarını savunurken ölenler? Onlar hangi kitapta yer alıyor? Hangi resmî törenle anılıyor? Hangi sıfat yükleniyor?
Orman işçisi Mehmet, AKUT gönüllüsü Elif, yangında yanarak can veren genç gönüllüler…
Kendi zeytin ağacını, köy dokusunu, doğasını koruyanların önüne güvenlik güçleriyle kurulan barikatlar nasıl izah edilir?
Yaşamları yok eden silaha değil, yaşamı var eden mevzileri korumak!
Pahalı marka çantaların, gözlüklerin, ayakkabıların yarıştırıldığı, kimin kiminle katılım sağladığının basın bültenlerinde ifşa edildiği silah fuarlarına yanmış ormanların külleri savruluyor.
İnsan kalmak ve insanlıktan çıkma sınavı!
Ya yaşamı savunacağız ya yaşamı yok eden betonlaşma, vahşi maden aramayı, silah tekellerini savunacağız.
Hadi hayırlısı…




Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…