Geçen sene tatile giderken Kapıkule sınır kapısındaki girişte dikkatimi çeken bir görüntü vardı: Resimde gördüğünüz Türkiye haritasının üstüne yerleştirilmiş bir bayrak. Bunu gördüğümde tüm gurbetçiler gibi ben de önce çok heyecanlanmış, sevinmiştim. Fakat dikkatli bakınca sevincim yerini hüzne bıraktı. Yıllarca her seviyedeki sınıflarda öğrencilerime ilk ders olarak, bayrağa saygı ve Türk bayrağının çizimi ile ilgili kuralları öğretmeyi ilke edinmiş biri olarak bu beni çok üzmüştü. Bayrak, özellikle yıldız nizamî değildi. Binlerce gurbetçi bunu görünce nasıl duygular yaşıyor bunu ancak yaşayanlar bilir. Bizi bu duygulara sürükleyen görüntünün düzgün olmaması, daha doğrusu yasalarda belirtildiği gibi olmaması üzücüydü. Sanırım buna pek dikkat edilmemişti.

Duramadım, içime sindiremedim. Orada bir görevliye durumu anlattım. "Buradan yerli ve yabancı milyonlarca kişi girip çıkıyor. Bayrağımızın düzgün şekliyle görülmesi, hafızalarda öyle canlanması gerekmez mi? Neden böylesine kuralları yok sayarcasına çirkin bir örnek sergileniyor? Lütfen yetkililere bunu iletin ve gereğini yapsınlar!" dedim. O da gelip dikkatlice bakınca "Çok haklısınız. Biz de dikkat etmemiştik üstelik kimseden de şu ana kadar bir uyarı almamıştık. Teşekkür ederim. Amirlerime durumu bildireceğim." demişti. Fakat bugün (bir yıl sonra) bu güncel fotoğrafı görünce yetkililerin işi umursamadıkları anlaşıldı. Belki de bayrağın nizamî ölçülere dayandığından bihaber olmalılar.



Millet olarak bayrağımıza verdiğimiz değer ve saygı hepinizce malum. Bu duyarsızlık karşısında söyleyecek söz bulamıyorum.

Bu kuralları az çok bilenler ne demek istediğimi kesinlikle anlayacaktır. Dikkatinizi çekmeye çalıştığım bu konu, daha önce bilgi edinmemiş olanların da sanırım araştırıp bilgi edinmelerine vesile olacaktır.

Şimdi yine birileri kalkıp muhalefet olmak amacıyla "Ne olmuş yani, birazcık orantısız olsa ne çıkar? Her şey bitti buna mı takılıyorsun? Başka konu mu kalmadı" diyebilir. Hatta dahası "Ya hu bayrak dalgalandığı için o orantısızlık ortaya çıkmış." da diyebilir. İşte bu nedenledir ki altına gerçek dalgalanan, doğal görünümlü bir bayrak resmi ekledim. Ne kadar dalgalansa da orantının değişmediği ortadadır.

Kültürümüzü, birlikteliğimizi, erdemlerimizi umursamadığımız, küçük ayrıntılarla dumura uğratılmasına göz yumduğumuz sürece, bu kıvılcımların önüne geçilmez bir kor aleve dönüşeceğini unutmayalım.

Bayrağa saygı, millete saygı değil midir? Biz de o milletin bir ferdi olduğumuza göre yapılan saygı ve saygısızlık doğrudan bize, kendimize, özümüzedir. Kendine saygı duymayanın başkalarından saygı beklemesi söz konusu olabilir mi?

Öz değerlerine sahip çıkamayanlar özünü yitirmiş kişilerdir. Özü olmayan kişinin geçmişi karanlık, geleceği de hüsrandır.



Tahsin MELAN